“İyi ki Varsın” yazı dizimizde başarıdan başarıya koşan, her başarısının altında “Hayalleri olan hayatımda, umutları olan kadınlarla birlikte” … her şeye, herkese rağmen içindeki kadını kaybetmeden güçlü durabilmek adına felsefesi olan, ayrıca ; Ankara Kocatepe Mimar Kemal Lisesi ardı sıra, Ankara Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü’nde okuyup, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü yüksek onur derecesiyle ve birincilikle bitirmiş, 1972 yılında Anadolu’nun en köklü yerleşim merkezi Osmanlı’nın Başkenti İstanbul’da, Üsküdar’da dünyaya gelen, Hande Dengim Bağcıoğulları’ na yer verdim.
Hakkında sayısız yazılar yazıldı… O zaman, üzerinde durmamız gereken temel soru şu: Dün hakkında değişmekte olan dünya ve yeni kuşak insanlar mı yoksa belli bir yaşa gelen muhafazakar eğilimli insanların dünya algısı mı? “Bir bugün iki yarına bedeldir. İki günü eşit olanın bir günü kayıptır” deyişi, yalın bir gerçeği yansıtır. ‘Bugün’ halen elimizde mevcut zaman dilimidir. ‘Yarın’ ise hayal edilerek tasarlanan bir şimdidir. Zihnimizin geleceğe ait projeksiyonudur. Bugün dünden iyisini yapmak ve yarın daha da iyisini yapmak en önemli insani sorumluluğumuzdur.”
Hande Dengim Bağcıoğulları “Yapmamız gereken şeyler arasında en başta olması gereken; ‘özsevgi ve özdeğer’ tam olarak nedir bunu anlamak ve içsellestirebilmek. Kendinizi sevmeniz, kendinize her şeyden ve herkesten çok DEĞER vermeniz, bunu dengeli ve sağlıklı bir şekilde hayata geçirebilmeniz çok önemli,” diyerek; “Dün, Bugün, Yarın, hata yapacağım bir gün değil. Zaten, hata yok, öğrenmek, ders almak ve ilerlemek var.” diyerek işe başlamanın önemine vurgu yapıyor. Enerji Petrol Medya Grup olarak şu parantezi açarak yazı dizimize devam ediyorum: Kendisinin profesyonel çalışma hayatına ‘Merhaba’ demesi 1996 yılında İstanbul’da, bilişim sektöründe başlamasıdır. Sektörde sıfırdan başlayarak üst düzey yöneticiliğe kadar ivmelenen bir kariyer çizgisinde kamu ihale, proje satış pazarlama, kurumsal iş geliştirme, teknik koordinasyon ve altyapı konularında uzmanlaşmıştır. 2006 yılından itibaren, uluslararası bilişim ve yazılım firmalarının İngilizce-Türkçe çeviri projelerini yürütmüştür.
2013 yılından bu yana, toplumların ve bireylerin sağlıklı, kaliteli ve dengeli yaşamına katkı sunan ruhsal, bedensel ve zihinsel bütüncül terapiler konusunda çalışmaktadır. Alana yönelik yenilikçi yöntemleri, metodolojik yaklaşımla geliştirmekte ve kullanmaktadır. Bioenerji Uzmanı, Aile Danışmanı, Profesyonel Eğitmen Koç, NLP Uzmanı, Hipnotist ve Flash EMDR / Mindfulness / Kabul ve Kararlılık / Bilişsel Davranışçı / Şema / Duygu Odaklı Terapist olmasının yanı sıra, farklı psikoloji ekolleri, sufi şifacılığı, kadim sırlar ve nefes teknikleri gibi konularında değerli birçok üstattan ve hocadan eğitimler almış olup, İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’de, uzaktan/yüz yüze bireysel/grup/çift/aile danışmanlığı ve terapi seanslarına devam etmektedir. Mesleki eğitim, duyuru, seminer, atölye ve kamp çalışmaları düzenlemektedir.
“Zaman, kıymetini bilmeden harcadığımız, fazlasını hayal edip elimizdekini kaybettiğimiz ‘zaman’. Her şeyin ilacı sandığımız, her şeye kadir zaman. Mucizeleri barındıran, üzüntüleri unutturan. Ömrümüz, geçmişimiz ve geleceğimiz. Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız. Kayıplarımız ve umutlarımız. Önümüz ve arkamız.” diyen, tüm mesleki unvanlarının da ötesinde, insanın derin içselliğini çok iyi kavramış ve bunu hayatına mesleki çalışmaları ile yansıtan zamansız ve gerçek bir “Halkla İlişkiler Uzmanı” Hande Dengim Bağcıoğulları ‘nın sözleri ile yazı dizimizin ana temasına katkı sağlıyor.
Hande Dengim Bağcıoğulları “Sevgi ve samimiyet, hem meslek yaşamımda hem de yaşamımın tümünde en güçlü değerlerim oldu.” diyerek adeta İnsanoğlunun Dünü Bugünü ve Yarını hakkında anekdot veriyor: “Zira, samimi insanlar her zaman çok korkutucudur, gölgeleri yok, silah kullanmıyorlar. İşte tam olarak da bu yüzden durdurulamazlar. Samimiyet, insanın en saf ve güçlü yanıdır çünkü maskesizdir, gölgesizdir. Kendine dürüst olanlar, korkularıyla yüzleşir, karanlıklarını kucaklar ve içlerindeki gerçek ışığı ortaya çıkarırlar. Samimi insanlar silaha ihtiyaç duymazlar; onların savunması, başkalarının zayıflık dediği şeyleri birer mücevher gibi taşımaktır; nihayetinde de onları faydaya ve başarıya dönüştürebilmektir. Samimiyet, gölgeleri olmayan bir dünyaya açılan kapıdır ve bu kapı, yalnızca kendine sadık olanlara aralanır.” dedikten sonra ekliyor: “Ve sevgi…’Herşeyin bir güzelliği vardır ama herkes bunu göremez.’ derken Konfüçyüs neler gördü kim bilir? Bakmadan görebilmek, işitmeden duyabilmek, hareket etmeden koşabilmek… Sevgi, bazen görünmeyeni görüp, kalbin derinliklerinde yankılanan o sessiz izlerde eminlikle yürüyebilme cesaret ve kararlılığını gerektiriyor. Çünkü gerçek görmede, göz kapaklarının ardındaki sonsuz evrenler görünür olma potansiyeli ile her an keşfedilmeyi bekliyor. Ve duyulan, kulaktan değil ruhun yankılarından geliyor. Ve koşmak bazen, hiçbir yere gitmeden kendini bulmak anlamına geliyor. Sevgi, insanın sadece dış dünyayı değil, kendi içindeki evreni de fethetmesini kolaylaştıran en güzel yol arkadaşı… Ve bazen çıkış yolu aradığım, kolay olmadığını ya da yorulduğumu hisettiğim her durakta o anımsatıcı soruyla bana ‘Ben’i ve yolumu hep hatırlattı, hatırlatmaya devam ediyor:
Eğer koluma alıp bir başlangıcı çıkıp gitsem senden, dökülür müsün yollara ‘Biz’i bulmaya?” İyi ki varsın yazı dizimde de yer verdiğim Hande Dengim Bağcıoğulları’nı “Dünden Bugüne Yarından Geleceğe” isimli yukarıda yazı dizimin tamamında başarılı çalışmalarını saymakla bitiremiyoruz.
Hande Dengim Bağcıoğulları, Hz Mevlana’nın ‘ Dert yol gösterir.’ sözüne atıfta bulunarak şu ifadelere yer veriyor. “Aslında sağlık sorunlarıyla gelen danışanlarım terapilerinde neler farkettiklerini ve neler anladıklarını bana şu şekilde söylüyorlar. ‘Enerji olduklarını ve bizleri negatif düşüncelerin hasta ettiğini’ ifade ediyorlar.
Enerjimiz yükseldiğinde bireysel ilişkilerimiz düzelir, kendine güven artar, yüksek enerjimizi çevremize de yayarız. Kariyerde başarılı olacak motivasyonu ve gücü içinde buluyor danışanlar. En güzeli de içsel huzur ve mutluluğa kavuşmuş oluyorlar.”
Hz. Mevlana’nın , Dünü, Bugünü ve Yarını anlatırken güzel bir sözünü hatırlatarak . “Yarın yaparım, yarın yaparım deme! Bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin?” sözü ile adeta yazı dizimizin ana temasına vurgu yapıyor. Bu engin deneyim, derin bilgi, özgün beceri ve başarılarının devam etmesinin, ülkemiz adına sosyal yaşam ve dayanışma alanında katacağı yüksek değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.
Türkiye’ nin “İnsanları hayalleriyle buluşturmak” hedefiyle 1990 yılında çıktığı yolda, Enerji Sektöründe , teknolojiye yapılan yatırımlarla milyonlarca alıcı ve satıcıyı buluşturmak amacı ile Sektöre Merhaba diyen Mehmet Usluoğlu,
“Yeniden öğrenmeyi iyi tanımladığını, stratejilerin değişmez olarak görmeyip, sürekli gözden geçirerek, test ederek, farklı senaryolar üzerinden öngörüler oluşturarak ele almak istediği için Enerji’de Akaryakıt Sektörünün Parlayan Yıldızı olmayı başardı.
NETUS Akaryakıt ve Petrolcülük ve NETOİL GRUP -MADENİ YAĞ firmalarılarını kurulduğu vakit; Stratejileri durağan halden çıkarıp, kavramsal hale getirmekdi amacı. Bu da yeniden öğrenmeyi öğrenmemizi gerektiriyor….diyerek (günlük 1.500 m3) Akaryakıt ürününün satışını gerçekleştiren perakende sektörünün Lideri olmuştur.
“İyi ki Varsın” yazı dizimizde bilişim, teknoloji, turizm, enerji, moda, sanat ve sivil toplumun lider insanlarını kaleme almıştım. Bu yazı dizimde ,,İş yaşamı başta olmak üzere kariyerinde, Netus Akaryakıt-Netak Petrolcülük Şirketleri sahibi, turizmci ve İş Dünyasının sevilen siması iki çocuk babası Mehmet Usluoğlu’na yer vereceğim. 1968 yılında Ankara Kızılcahamam da dünyaya gelen Mehmet Usluoğlu’nun Eğitim yıllarının tamamında memleketi olan Kızılcahamam’ı görmek mümkün .
Küreselleşmede, dengelerin değiştiği, küreselleşmenin krizler yaşadiği bir dönemden geçiyoruz. ülkelerin korumacı politikaları, savaşlar, tedarik zinciri krizleri önemli riskler. yine de dünya da ticaret evrensellikle devam ediyor. Diyerek,konu ile alakalı enerji sektöründe, sanayi ve ekonomi konularında sayısız başarılar atmıştır. Medya alanında açıklamalarda bulunmuş,aynı zamanda enerjinin duayen isimleri ile bir araya gelmeyi başarmış Mehmet Usluoğlu, “Ticari ve sosyal köprüler kurmak önemli” diyerek,sektördeki başarılarına atıfta bulunuyor.
Türkiye’ de, sayısız Satış birincilikleri,Pazar payı liderlikleri ve stratejik yönetim kararları ile bugünlere gelen Usluoğlu..şimdiler de ise Turizm Sektöründe yer alıyor. 1987 yılından beri akaryakıt sektöründe istasyon satışları ile faaliyet gösteren firmaları, 2006 yılında akaryakıt sektörünün bir başka kolu olan NETUS Akaryakıt ve Petrolcülük ve NETOİL GRUP -MADENİ YAĞ bölümünü de bünyesinde oluşturup, toptan akaryakıt ve madeni yağ satışına başlamıştır. İstasyon satışlarında uyguladığı yüksek kalite ve hizmet standartlarını TEY satışlarına da yansıtan grubumuz kısa zamanda toptan akaryakıt sektörünün odağı olmuştur. Toptan satışlarında grubumuz, ülkemizin tüm illerine akaryakıt satışı yapmıştır. Satışını ve kendi araçları ile sevkiyatını yaptığı akaryakıtları, mühürlü olarak, ürün teslim fişi, kantar fişi, analiz raporu ile birlikte teslimatını gerçekleştirmekle kalmayıp, Türkiye’nin en geniş ve en güçlü ağına sahip ve yukarda adlarına yer verilen iş ortağı gruplarımız ile, ülkemizin her köşesine toptan akaryakıt ve madeni yağ satışı ve teslimatı gerçekleştirmiştir.
Başlıca müşterilerimiz arasında kamu kurumları ve endüstriyel sanayi kuruluşlarının yanı sıra inşaat, hazır beton, mermer ve maden ocakları, lojistik, nakliye,yol ve ulusal müteahhitlik firmaları, hafriyat, alt yapı, kum ve taş ocakları bulunmuştur.
Müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tutmayı ilke edinmiş olan firmamız ; Toptan ve Perakende Akaryakıt sektöründeki tecrübesi, uzmanlığı ve profesyonelliği ile müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılamanın yanında, daha fazlasını vermek için sürekli mükemmeli arayan bir anlayışı benimsemiştir.
“Bilgiyi paylaşmak,gelişimi desteklemek ve sektöre katkı sağlamak” artık kariyerimin merkezinde diyerek Turizm Sektörüne yöneldi. Mehmet Usluoğlu’nun İzmir Seferihisar merkezinde Otel işletmesi bulunmakta.
Mehmet Usluoğlu; “Yapmamız gereken şeyler arasında en başta olması gereken “Kendinizi Sevmeniz. Kendinize her şey den herkezden çok DEĞER vermeniz” diyerek ; Dün, Bugün, Yarın,hata yapacağım bir gün değil’ diyerek işe başlamanın önemine vurgu yapıyor.
Sektörde saygınlık çerçevesinde , Eneriji’den Turizm’e kapsamında artırılmış gerçeklik ile başlayan İş dünyamızda ki serüvenimiz bugün artarak devam ediyor.
Turizm alanında Türk girişimlere ve girişimcilere verdiğimiz destek ile doğru ürün ve doğru iş alanını bir araya getirme hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
İş yaşamının hangi seviyesinde olursanız olun, ister Ticari , ister Bürokratik….. önce her konuda kendinizle konuşmanız ve doğru bir sonuca ulaşmanız gerekir, sizi mutlu eden farkındalık hem kazanç hem de başarı kapılarınızı açacaktır” Diyor.
Başarı – yaparken, krizlerin farklılıklara bürünerek ve her seferinde yeniymiş izlenimi bırakarak ortaya çıktığının; oysa incelendiğinde krizlerdeki benzer özellikleri ve temel neden–sonuç ilişkilerini görmenin mümkün olduğunun altını çiziyor.
İşte tamda bu noktada aklımıza şu geliyor. Doğup büyüdüğü memleketi Kızılcahamam-Ankara başta olmak üzere , Bölgesinde sürdürülebilir hizmetleri arasında “ Global Firmalar başta olmak üzere Ekonomik ve Finansal anlamda sürdürdüğü projeler ile insanlara dokunan yaklaşım ve hizmetleri bunun en açık göstergesi.
Mehmet Usluoğlu’nun, Gelecek ile planlarını inceleme imkânı bulduğumuz vakit, “Yarın yaparım, yarın yaparım deme! Bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin?” sözü ile adeta yazı dizimizin “Gelecek” ile alakalı temasına ışık tutuyor.
Mehmet Usluoğlu, bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin, ülkemiz adına Turizm, Enerji teknoloji alanında, katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.
Türkiye’de iş dünyası başta olmak üzere, teknoloji, sağlık, bilişim, iletişim ve sayısız alanda dokunuşlarımızla kaleme aldığımız zümrelerin; dününü, bugününü ve geleceğini genel yayın yönetmenlerinin deneyimleriyle harmanlanmış bir şekilde; yani teorik bilgiyi, yaşanmışlıklarla geçmişten günümüze getirdiğimiz, hem uygulamayı hem de işin kavramsal boyutunu kapsayan bir çalışmadır “Dünden Bugüne, Yarından Geleceğe” …
Yaşadığımız sürece bize pek çok imkân sunulur. Hayat, “İşte sana fırsat! Düşün, aklını kullan ve girişimde bulun. Çalış, çabala yeni imkânların yolunu bul” der. Biz bu imkânların farkına varıp, üzerinde düşünüp, ilk adımı atmazsak, fırsatlar uçup gider. “Dün” tecrübedir ve “bugün” dünün öğrencisidir. Eğer dünden doğru ders almışsak, bugün yeni bir bilgi ve tecrübe edinmiş oluruz. Dünü silemezsin, yarını yazabilirsin, bugün ise fırsattır, kullanmayı bilmelisin!..
Dün, Bugün,Yarın…
‘Başarı’ başkalarının neyi nasıl yaptığından çok, kendi şartlarına odaklanarak çalışmak, genel beklentilerden vazgeçerek; kendi görüşünün ışığında ilerlemek, umudu asla elden bırakmadan hayata devam etmek değil midir ?
“İyi ki Varsın” yazı dizimizde; başarıdan başarıya koşan, takdire şayan işlere imza atan, ‘iletişim’ alanında kendine özgü tavrıyla adından söz ettiren bir iş insanı Pınar Odabaşı’na yer vermiştik. 15. 11. 1982 yılında Ardahan’da dünyaya gelen akademisyenimiz köklü bir üniversite olan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi – Gazetecilik Bölümü’nden mezun… Tıp dünyasından Prof. Dr. Zekâver Odabaşı ile evli olan Pınar Odabaşı, 16 yaşında bir çocuk annesidir.
Enerji Petrol Medya olarak yazı dizimizin ana temasında;
Toplumların tarihi; aylarla, yıllarla, mevsimlerle ölçülecek kadar kısa değildir. Tarihsel oluşumlar; toplumların atılımlarını, kasılmalarını, geriye düşüp ileri çıkışlarını, yenilgilerini, sabırla taş taş üstüne koyuşlarını tanımlamaktadır… ‘40 yılın nasıl ve ne gibi bir hükmü olabilir ki?’ diyerek yazı dizimize başlıyoruz.
İnsan; samimiyet, tutarlılık ve mücadelede ısrar edince, başarının peşinde koşarken yıllar su gibi gelir geçer…
Göz açıp kapayıncaya kadar geçen yılları; anılara nasıl sığdıracağınızı bilemezsiniz … İşte “Dünden Bugüne, Yarından Geleceğe” bunun için var oldu… Bizim mücadelemiz “geçmişten bugüne” muazzam bir yol aldı… Velhâsıl; anlatmak için kaleme sarıldığımız tüm eşsiz değerler, artık daha fazla okunuyor ve günden güne hedefine kavuşuyor…
Artık zümreler; daha çok okuyor kahramanlarımızın sabırla örülü mücadeleci yaşam hikayelerini…
Yazı dizimizin birisi biterken, diğeri; tıpkı filizlenen bir gonca gibi, hayatın diyalektiği hepimize hatırlatıyor…
PınarOdabaşı , gazeteciliktecrübesinin getirdiği kararlılık ve mücadeleci yanı ile ‘dünü’ anlatırkenyazı dizimize bakın nasıl ahenk katıyor…
“ Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi – Gazetecilik Bölümü’nü bitirdim. Sonrasında ülkemizin saygın, önemli ulusal gazetelerinde editörlük ve sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevlerinde yer aldım. Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi’nde çalıştıktan sonra genç yaşta, erken emekli oldum. ‘Bir gazeteci öyle kolay kolay kendi köşesine çekilmez’ dediğinizi duyar gibiyim… Çok haklısınız; 20’li yaşlardan beri ödül törenleri ve zirveleri sunduğum için spikerlik tecrübemin de katkısıyla bir süredir‘Türkiye’nin en büyük sağlık akademisi olan OHSAD’ bünyesinde orta ve üst düzey yöneticilere ‘etkili iletişim’ eğitimleri vermekteyim. Devlet protokolünün ağırlıkta olduğu önemli zirveler ve büyük ödül törenlerindeki sunumlarıma da tüm hızıyla devam ediyorum… Bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey yetkililerin yoğun katılımıyla gerçekleşen dev kurultaylarda; ‘Bendeniz Pınar Odabaşı; bu sahneden, sizlere eşlik ediyor olmaktan onur duyduğumu belirtmek isterim’ cümlesi; belki de tüm gözler üzerimdeyken beni en çok motive eden haleti ruhiyedir… Öte yandan; hâli hazırda, özel bir üniversitenin tıp fakültesinde de ‘İletişim Becerileri’ derslerini geleceğimizin doktorlarına anlatmaktan da tarifsiz bir keyif alıyorum…
‘Kalem, aklın dilidir’ diye düşündüğüm için; dijital ortamda da çok sayıda makalem bulunmakta… Kaleme aldığım konuları; konuk olduğum pek çok radyo ve televizyon programında da vurgulama şansım oldu… Görev aldığım tüm bu işlerin belki de iki kelimelik özeti olabilecek ‘İtişmeden İletişim’ adlı seminerimle de farklı mecralarda 7’den 70’e ‘sağlıklı iletişim’in püf noktalarını; güldürürken düşündüren bir metotla anlatmaya devam ediyorum… İlk günkü gibi aynı heyecanla ve arzuyla…
Ünlü bilim insanı Albert Einstein ‘Dünden ders çıkar, bugünü yaşa, yarın için umut et!’ der… Kendisi bize; tek cümleyle kocaman bir hayat duruşunu özetler… Çünkü hayat; ileriye bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır… İşte tam da bu noktada çevremizle, eşimizle dostumuzla ama en çok da kendimizle ‘sağlıklı iletişim’ kurmaya ihtiyacımız var… Çünkü ‘iletişim’ insan vücudundaki kan damarları ve kan dolaşımı gibidir. Kanın ulaşmadığı yerler nasıl kangren olur ve sistemden koparsa; biz de çevremizle iletişim kuramadığımız zaman duygularımız ve düşüncelerimiz de kangren olur. Bu nedenle biz ancak ve ancak hayattaki anlam arayışımızı; sağlıklı iletişim kurarak bulabiliriz… Her daim doğru zamanda konuşup, doğru zamanda susabilme olgunluğuyla hareket etmeliyiz…’’
Gelişen teknolojiyle birlikte, geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde birtakım değişiklikler yaşandığına da değinen Pınar Odabaşı; ‘habercilik’ mecra değiştirse de ‘haber alma ihtiyacı’nın her zaman devam edeceğini söylüyor. Deneyimli iletişimci, “İnsanların haber alma ihtiyacı hiçbir zaman bitmeyecek; dolayısıyla iletişim de hayatın her alanında kesintisiz bir şekilde, nesilden nesile gelişerek, yeniliklere ayak uydurarak devam edecek. O halde bu hayat yolculuğunda; zamanımızın, sevdiklerimizin en çok da kalbimizin kıymetini iyi bilelim olur mu? Bugün de güzel olsun yarın da… ‘Sağlıklı İletişim’le donatılmış; umut dolu nice yıllar, yollar, anılar biriktirmek ümidiyle…
Yazı dizimizde Pınar Odabaşı’nın özel bir konuk olmasının ayrı bir önemi ve değeri var… Girişimcilik ruhu, başarı dolu çalışmaları ve mütevazı tavrıyla takdir toplayan Odabaşı, hassas ve ince ruhuyla bizlerle buluştuğu için kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz. “Dün, Bugün ve Yarın”başlığıyla, iletişim çatısı altındaki tüm çalışmalarında, akademik hayatında ‘İyi ki Varsınız Pınar Odabaşı ve iyi ki bu başarıları kucaklamışsınız’’ diyoruz…
Dün” tecrübedir ve “Bugün” dünün öğrencisidir. Eğer dünden doğru ders almışsak, bugün yeni bir bilgi ve tecrübe edinmiş oluruz. Dünü silemezsin, yarını yazabilirsin, bugün ise fırsattır, kullan!
Çok çalışan, aslında çalışmakla beslenen, vizyoner, başarılı bir iş kadını; Dün; attığımız olumlu ve mantıklı adımlar bugünümüzü doğru düzgün ve planlı geçirmemizi sağlar. Dünü görmezden gelemeyiz. Dün bugünden kopuk değildir. Gençlik yıllarımda bir kitapta rastladığım ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Ne İçindeyim Zamanın” şiirini de önemini şimdilerde daha iyi buluyorum diyerek ekliyor; “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında, yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında” dizelerinin de dünü, bugünü, yarını içinde barındıran bölünmez bir anı tanımladığını kavradım diyor…
Besteci,Söz Yazarı, Koro Şefi,Kültür ve Sanat Yöneticisi Aybeniz Güller , Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olan Aybeniz Güller; 100’den fazla eserin bestecisi ve söz yazarıdır. Eserleri devlet fonlarında yer almakta, tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmekte ve çeşitli film, marş ve sahne projelerinde kullanılmaktadır. Sanat yaşamının yanı sıra kültürel ve toplumsal projelerde aktif rol almakta, uluslararası kadın ve barış odaklı sivil toplum çalışmalarına liderlik etmektedir.
Geçmişi değiştiremeyiz ancak ders alabiliriz. Ne kadar ders alabilir ve ne kadar kendimizi geliştirebilirsek, yaşadığımız bir sonraki anı da o denli pişmanlık duymadan yaşarız. Bugün attığımız adımlar, yaptığımız planlar, aldığımız kararlar yarının resmini ortaya koyar. Kaynağını hatırlayamadığımız , “Bir bugün, İki Yarına Bedeldir.” sözü tam da yazı dizimize vurgu yapıyor. Başarı – Dün, Bugün, Yarın : Başkalarının ne ve nasıl yaptığından çok, kendi şartlarına odaklanarak çalışmak, genel beklentilerden vazgeçerek kendi görüşünün ışığında ilerlemek, umudu asla elden bırakmadan devam etmek…” değilmi..
Azerbaycanın Ünlü Filozofu’nun sözünden bir betimlemeyi bizlere sunarken adeta yazı dizimize atıfta bulunuyor. “Kaynağını hatırlayamadığım, “Bir bugün iki yarına bedeldir. İki günü eşit olanın bir günü kayıptır” deyişi, yalın bir gerçeği yansıtır. “Bugün” halen elimizde mevcut zaman dilimidir. “Yarın” ise hayal edilen bir şimdidir. Zihnimizin geleceğe ait projeksiyonudur. Bugün dünden iyisini yapmak ve yarın daha da iyisini yapmak zorundayız.
İnsan her zaman ilerlemek, yenilenmek, yeni şeyler öğrenmek ister. Genelde ilk adımı atmakta zorlanır. İlk adımı atmadan asla ilerleyemeyiz, olduğumuz yerde sayarız. Yaşam zordur. Gittikçe de zorlaşmaktadır. Ancak güzel yanı her gün, her an ilk adımı atma şansını verme bonkörlüğüdür. Bu bizlere bir armağandır.” Diyor.
Besteci & Söz Yazarı olan Aybeniz Güller’in 100’den fazla müzik eserinin bestesi var. Bunlardan 5 eseri Devlet Fonunda kayıtlı eserler Marş, rekla, film müziği ve sahne eserleri üretiminde büyük eserleri var. 1993–2000 yılları arasında 705 sayılı askerî birlikte kültür yardımcısı olarak görev yaptı. 9 (Dokuz) yıl süreyle Filarmoni bünyesinde koro şefi olarak çalıştı; çok sayıda konser ve kültür programının düzenlenmesinde aktif rol aldı. Bunun yanı sıra, Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı’nın kurucu başkanı olarak toplumsal ve kültürel projelerde görev almakta.
Öne Çıkan Eserler: “705 Sayılı Marş – Şuşa”- İcra: Alim Qasımov-Rekviem (Ölüm Marşı)-Söz: Güler Gemli-Müzik: Aybeniz Güller- “Ulu Önderimizin Anısına – Ömürlük Prezident Olsun”- Söz: Güler Gemli Klip ve Dijital Yayınlar İcra: İbrahim Akkef- Söz: Hemid Kaya-Müzik: Aybeniz Güller- YouTube ve dijital platformlarda klip yayınları
Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı Kurucu Başkanlığı yapan Aybeniz Güller, “Batı Azerbaycan Benim Vatanımdır” * “Kadına Şiddete Son Diyoruz” – Proje organizasyonu ve sanat koordinasyonu yaptı. Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı – Fahri Üyeliği mevcut.
Sosyal ve toplumsal projeler Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olarak; uzun yıllardır besteci, söz yazarı ve koro şefi kimliğimle kültür ve sanat alanında profesyonel faaliyetler yürütmekte. Beste ve aranjman Koro şefliği Marş ve film müziği besteciliği, Kültür-sanat organizasyonu
Bugüne değin, 100’den fazla esere imza atmış bulunmakta. Bu eserlerden 5’i Devlet Fonunda kayıtlıdır. Marş, reklam, film müziği ve sahne eserleri alanlarında ürettiğim çalışmalar; Alim Qasımov, İlhame Quliyeva, Firuze İbadova ve İbrahim Akkef gibi tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmiştir. Ayrıca G&M adlı kişisel ses kayıt stüdyosunun sahibidir..
Daha evvel bir çok yazı dizimde de yer verdiğim ve “Dünden Bugüne Yarından Geleceğe” isimli yukarıda yazı dizimin tamamında Aybeniz Güller’in başarılı çalışmalarını saymakla bitiremiyoruz.
Her bir dakika, her bir saat bizim için, insanlık için, dünya için iyi, doğru ve yararlı işler yapma, üretme, yenilikler bulma fırsatıdır. İnsanlık için ter döken hem kendi geleceğini hem insanlığın geleceğini aydınlatır. Diyerek sözlerimize son verirken, Diyor ki Mevlana: Yarın yaparım, yarın yaparım deme! Bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin? Diyen Aybeniz Güller’in, Bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin, Ülkesi Azerbaycan adına Sağlık , Bağımlılık ,Bilişim ,teknoloji alanında, katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz. Levent Kandemir
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.