Connect with us

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2021’de ihracatımızı 200 milyar doların üzerine çıkartarak tüm zamanların rekorunu kıracağız”

Avatar

Published

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Kurban Bayramı öncesinde hem gündemimizdeki konuları, hem de bayram hazırlıklarını değerlendirmek amacıyla yaptığımız kabine toplantımızı az önce tamamladık.

“TÜRKİYE’NİN SALGIN SONRASI KONTROLLÜ NORMALLEŞME SÜRECİ BAŞARIYLA YÜRÜYOR”

Türkiye’nin salgın sonrası kontrollü normalleşme süreci başarıyla yürüyor. Şu ana kadar hedeflerimizden kayda değer bir sapma hamdolsun yaşamadık. Aşılama çalışmalarını hızla sürdürüyoruz. Yapılan toplam aşı sayımız 59 milyona yaklaştı. Dünyada salgına karşı bilinen en etkili ve yaygın koruma yöntemi aşılamadır.

Virüsün yeni varyantları dünyayı tehdit ediyor. Biz hem sağlık sistemimizin gücü, hem aşılama oranlarımızla nispeten iyi bir noktadayız. Gücümüzü korumak için elimizdeki imkânları çok daha etkin kullanmalıyız. Buradan bir kez daha tüm vatandaşlarımı kendilerinin ve sevdiklerinin sağlığı için bayrama kadar aşılarını yaptırmaya davet ediyorum.

Ülkemizin normalleşme adımlarını süratle atmasında ve başarıyla sürdürmesinde aşılamada kat ettiğimiz mesafenin çok büyük payı vardır. Aşılamanın nispeten düşük olduğu yerler önümüzdeki günlerde tehdit altına girebilir. Ciddi gayretler ve fedakârlıklar neticesinde elde ettiğimiz bu avantaja hep birlikte sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Toplumsal bağışıklık sağlanana kadar temizlik, maske ve mesafe kurallarından taviz vermemeliyiz.

Kamu kurumlarımız başta olmak üzere insanların kalabalık olarak bulunduğu her yerde her organizasyonda bu kurallara riayet etmek çok daha önemlidir. Bayram günlerini de aynı şekilde kurallara uyarak geçirmeliyiz. Önümüzdeki dönemde yeniden aynı sıkıntılara düşmemek için tedbiri elden bırakmamalıyız. İşte yaşanan güzel gelişmeleri sizler de görüyorsunuz. Faaliyetlerini belirlenen kurallara göre normal düzene uyarak geçirenler işletmeler başta olmak üzere kayıpları hızla telafi ediyor. Turizm sektörü 25 milyon turist ve 20 milyar dolar turizm geliri hedefiyle son süratle çalışıyor.

“ULUSLARARASI YATIRIMCILARIN ÜLKEMİZE İLGİSİ GİDEREK ARTIYOR”

Üretim ve ihracat tarafında zaten bir sıkıntımız yoktu, normalleşmeyle birlikte hamdolsun orada da bir yükseliş trendi başladı. İnşallah 2021’de ihracatımızı 200 milyar doların üzerine çıkartarak tüm zamanların rekorunu kıracağız.

Uluslararası yatırımcıların ülkemize ilgisi giderek artıyor. Kendi yatırımcılarımızın da yeni yatırım kapasite artışı, makine alımı, ham madde tedariki konusunda yoğun gayret gösterdiğini biliyoruz.

Pek çok şehrimizde organize sanayi bölgeleri yetersiz kaldığı için yenilerinin kuruluş hazırlıkları yapılıyor. Mesela Gaziantep’te 5 organize sanayi bölgesi dolduğu için şimdi 6’ncısı kuruluyor. Son dönemde ziyaret ettiğimiz şehirlerde gerçekleştirdiğimiz açılış törenlerinin listesinde mutlaka çok sayıda fabrika yer alıyor. Yetişmiş eleman istihdamı konusundaki sıkıntı arttığı için mesleki eğitimde yeni modeller üzerinde çalışıyoruz. Artık meslek liselerini ve meslek yüksekokullarını sanayi bölgeleri içinde açarak okul eğitimi ile iş başı eğitimini birleştiriyoruz. Gençlerimizin girişimcilik konusundaki iştahlarını ve kabiliyetlerini memnuniyetle takip ediyoruz. Bakanlıklarımız kendi alanlarında gençlerimizin bu potansiyellerini hayata geçirmeye yardımcı olacak pek çok program ve proje uyguluyor. Kabiliyetli ve birikimli insanlarımız için ülkemizin sunduğu imkânları yurt dışındaki alternatiflerin kat be kat üzerinde olduğunu söyleyebilirim.

Tüm bu olumlu gelişmelerin istihdama sağladığı katkının neticelerini önümüzdeki dönemde beraberce takip edeceğiz. Geçtiğimiz hafta yaptığımız kabine toplantısının ardından gerçekleştirdiğimiz millete sesleniş konuşmasında ekonomimizle ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmıştım. Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar dolaştırmak için çalışanların müspet tüm gelişmelerin üzerini kapatarak umutsuzluk körükleme gayretlerinin beyhude olduğunu inşallah açıklanan her veriyle tekrar tekrar göreceğiz.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN İNŞASI YOLUNDA DİĞER ALANLARLA BİRLİKTE EKONOMİDE DE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ”

Sıkıntılarımız, sorunlarımız, kayıplarımız yok mu? Elbette var. Ama elimizdeki imkânlar, potansiyelimiz ve yakaladığımız fırsatlar bu sıkıntıların kat be kat üzerindedir. Türk ekonomisini sadece döviz kuru, faiz, enflasyon parantezine hapsetmeye çalışanların gerideki yatırım, üretim, istihdam, ihracat, büyüme temelli asıl fotoğrafı gözlerden kaçırma çabaları boşunadır. Allah’ın izniyle 2021 yılında ulaşacağımız büyüme oranıyla dünyanın yükselen ekonomisi olduğumuzu, hedeflerimize adım adım yaklaştığımızı ispatlayacağız. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda diğer alanlarla birlikte ekonomide de emin adımlarla ilerliyoruz.

Vatandaşlarımızın salgın döneminde yaşadıkları kayıpları ve çektikleri sıkıntıları telafi etmek için bugüne kadar pek çok destek ve teşvik programını hayata geçirmiştik. Önümüzdeki dönemde de ihtiyaç olması hâlinde bu adımları sürdürmekte kararlıyız. Küresel yönetim ve ekonomi sisteminin yeni baştan yapılandığı şu süreçte Türkiye’yi hak ettiği yere getirmek için son iki asrın en önemli fırsatını yakalamış durumdayız. Sürekli altını çizdiğimiz 2023 hedefleri ve 2053 vizyonu Türkiye için sıradan siyasi söylemler değil, tarihî bir kavşak noktasının ifadesidir. Geçtiğimiz 19 yılda kurduğumuz güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı, önümüzdeki bu büyük imkânı değerlendirme konusunda bize çok önemli avantaj sağlıyor. Ülkemizi istikrar ve güven ikliminde hedeflerine doğru yaklaştırdıkça bu tabloyu çok daha net görebileceğiz.

Bugüne kadar pek çok önemli siyasi, sosyal, ekonomik, güvenlik ve son olarak sağlık krizinin üstesinden nasıl başarıyla geldiysek, inşallah ülkemizi hedeflerine de aynı şekilde başarıyla ulaştıracağız.

“ARTIK TÜRKİYE SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK DÜNYANIN EN ÜST LİGİNE ADIM ATMAK ÜZEREDİR”

Uzunca bir süredir Türkiye’ye diz çöktürmek, milletimizin umutlarını kırmak, ülkemizi demokrasi ve kalkınma çizgisinden uzaklaştırmak için kurulan her tuzak, oynanan her oyun, yapılan her saldırı milletimizle birliğimizi, beraberliğimizi, kararlılığımızı daha da pekiştirmiştir. Artık Türkiye siyasi ve ekonomik olarak dünyanın en üst ligine adım atmak üzeredir. Önümüzdeki yılları kazasız belasız geride bırakarak gündemimizdeki projeleri, yatırımları, politikaları hayata geçirdiğimizde büyük ve güçlü Türkiye’yi tamamen inşa etmiş olacağız. İşte o güne kadar durmadan, duraksamadan azimle, gayretle yolumuza devam edeceğiz.

Aziz milletim; ulaşım ülkemizin en önemli kalkınma altyapı yatırımlarını yaptığımız alanların başında geliyor. Geçtiğimiz 19 yılda bu alanda toplamda 1 trilyon 104 milyar lirayı aşan yatırım gerçekleştirilmiştir. Türkiye’yi dünyanın en konforlu ulaşım altyapısına sahip yeni lojistik süper gücü yapmak için gece-gündüz çalıştık. Hamdolsun geldiğimiz noktada hedeflerimizin önemli bir kısmına ulaştık.

Bölünmüş yol uzunluğumuzu 6.100 kilometreden 28.200 kilometreye, otoyol uzunluğumuzu 1.714 kilometreden 3.532 kilometreye çıkardık. Bu yollar üzerinde uzunluğu 567 kilometreyi bulan 364 yeni tünel, yine uzunluğu 396 kilometreyi bulan 567 yeni köprü ve viyadük inşa ettik. Demiryollarında, havayollarında ve deniz yollarında da benzer atılımları hayata geçirdik. Ülkemizi küresel bir lojistik merkezi hâline getirerek dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almamızı sağlayacak çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz. Ulaştırma projelerimizi devreye alırken farklı yatırım modelleri kullanıyoruz. Bazılarını doğrudan kamu kaynaklarıyla, bazılarını da kamu-özel sektör iş birliğiyle yapıyoruz.

Ankara-Niğde Otoyolu kamu-özel sektör iş birliği ile milletimizin hizmetine sunduğumuz yatırımlardan biridir. Üç kesim hâlinde geçtiğimiz yıl devreye aldığımız bu otoyolumuz sahip olduğu yerli ve millî akıllı ulaşım sistemleriyle kendi alanında önemli bir yatırımdır. Bu projenin hizmete girmesiyle ülkemiz Edirne’den Şanlıurfa’ya 1.230 kilometre uzunluğunda kesintisiz ulaşım yapılabilen bir otoyol ağına sahip olmuştur.

Şimdi Niğde-Ankara Akıllı Otoyolunu kullanan vatandaşlarımıza bir müjde vermek istiyorum. Artık bu otoyolda sürücülerimiz otomobilleriyle yüzde 20, minibüs, yolcu otobüsü, kamyon ve tırlarıyla da yüzde 40 indirimli olarak seyahat edebilecek. Cuma gece yarısı devreye girecek bu indirimin ülkemize ve otoyolumuzu kullanan sürücülerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Karayolları Genel Müdürlüğümüzün işletmesindeki otoyollar ve köprülerde bayram vesilesiyle uygulanacak geçişler de Cuma gece yarısı başlayacaktır.

Diğer yandan, tamamlanan ulaştırma yatırımlarımızı peyderpey hizmete açmaya devam ediyoruz. Her biri ayrı güzelliklere sahip Bartın, Amasra, Kuruca Şile, Cide arasındaki yolu tamamlayarak bu gerekten zor güzergâhın standardını yükselttik, mesafesini de 15 kilometreden 11,8 kilometreye düşürdük. Bunun için güzergah boyunca uzunluğu 5 kilometreyi bulan 3 adet çift tüp tünel uzunluğu, 267 metre olan bir adet çift viyadük, uzunluğu 320 metre olan 6 adet çift köprü, 4 adet de kavşak inşa ettik. İnşallah en yakın zamanda bu yolumuzun resmî açılışını da yapacağız.

“ÇANAKKALE 1915 KÖPRÜSÜ, CUMHURİYETİMİZİN 100. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜN EN ÖNEMLİ SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLACAKTIR”

Çanakkale 1915 Köprüsünün de içinde yer aldığı ve Malkara-Çanakkale otoyolundaki çalışmalarımız da hızla sürüyor. Önümüzdeki yılın 18 Mart’ında hizmete açmayı planladığımız 1915 Çanakkale Köprüsünde araçların geçeceği yolun çelik döşemelerinin tabliye montajına başlıyoruz. Çanakkale Deniz Zaferinin kazanıldığı 18 Mart 1915’i işaret eden 318 metrelik çelik kuleleri ve iki kule arasındaki 2023 metrelik orta açıklığıyla bu köprümüz inşallah Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş Yıldönümünün en önemli sembollerinden biri olacaktır. Ülkemizin dört bir yanında inşası süren tünel ve köprü ve projelerimizle milletimize eser kazandırmaya devam ediyorum.

Aziz milletim; geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’da vatandaşlarımızla, teşkilatlarımızla ve gençlerimizle gerçekten çok samimi, çok hasbi, çok özel bir gün geçirdik.

Türkiye’nin üzerine serpilmek istenen ölü toprağını nasıl attığının, istiklaline ve istikbaline nasıl dört elle sarıldığının en somut, en canlı örneğini Diyarbakır’da yaşadık. Coğrafyamızın ve medeniyetimizin bu kadim şehri 40 yıllık çük büyük acılar çekti, çok büyük kayıplar yaşadı. Darbelerin ve onun ikisi olan vesayetin kurduğu baskı ve zulüm düzeni ülkemizin her yeri gibi Diyarbakır’da da ağır şekilde hissedilmişti. İşte bu dönemin sembollerinden olan Diyarbakır Cezaevini hem geçmişin bir kesitinin muhafaza edildiği, hem gençlerimizin umutlarının ve heyecanlarının yaşatıldığı bir kültür merkezine dönüştürme kararı aldık.

Yaptığımız toplu açılış töreninde şehrin eğitimden sağlığa, ulaşımdan sulamaya kadar her alanda ihtiyacı olan yüzlerce kamu yatırımını halkımızın hizmetine sunduk. Ayrıca, şehir hastanesinden raylı sisteme kadar pek çok hizmetin müjdesini Diyarbakırlılarla paylaştık. Bu törende terör örgütünün vesayetinden kurtarıp halkın hizmetine verdiğimiz belediyelerimizin yatırımlarını da hizmete açtık.

Aynı şeklide Tekstil Organize Sanayi ve organize bölgesinde inşa edilen 30 yeni fabrikanın resmî açılışını gerçekleştirerek şehrimizin gelişme ve kalkınma hamlesinin sevincine ortak olduk. Bu vesileyle Diyarbakırlı kardeşlerimizle şöyle geçmişten bugüne yaşananların hasbihalini de yaptık.

“ÇÖZÜM SÜRECİNİN BÖLÜCÜ ÖRGÜT TARAFINDAN HANGİ KARANLIK EMELLERLE BİTİRİLDİĞİNİ ANLATTIK”

Bir dönem ülkemizin ilk 5 sanayi şehri arasında yer alan Diyarbakır’ın nasıl olup da geri kalmışlık batağına saplandığından başlayıp çözüm sürecine kadar uzanan kapsamlı bir değerlendirmeyi oradaki vatandaşlarımızla ve tüm milletimizle paylaştık.

Terör örgütünün Kürt kardeşlerimizin sadece değerlerine savaş açmakla kalmayıp gözlerinin nuru erkek ve kız çocuklarını nasıl kendilerinden kopardığını, onları nasıl kasıtlı olarak ölüme sürüklediğini hatırlattık.

Her türlü riskini ve sorumluğunu üzerimize alarak sırf ülke ve bölge terör belasından kurtulsun diye başlattığımız çözüm sürecinin bölücü örgüt tarafından hangi karanlık emellerle bitirildiğini anlattık.

Türkiye’yi Suriyelileştirmek isteyenlerin taşeronluğuna soyunanların bu ülkeye ve millete yaptıkları alçakça ihanete işaret ettik.

Yasin Börü gibi nice Kürt gencini alçakça katledenlerin, çocuklarını dağa kaldırıp yüreklerini yaktıkları nice ailelere sırtını dönenlerin kendi evlatlarını nasıl ihtimamla büyüttüğünü hatırlattık.

Sokaklarda oluk oluk kan akarken belli çevreler tarafından şişirilen sözde siyasetçilerin aslında hangi oyunun figüranları, hangi silahın tetikçileri olduğunun ısrarla sorulmasını istedik.

Kimseyi izam etmedik, kimseyi itham etmedik, kimseyi karalamadık, kimseyi ötekileştirmedik, sadece vicdan ve ahlak sorgulaması yaptık.

Bölgedeki her vatandaşımıza, eğer amaç hizmetse kimin kendilerine hizmet getirdiğini, eğer amaç hak ve özgürlük mücadelesiyse kimin kendilerine bunları sağladığını düşünmeleri çağrısında bulunduk.

Diyarbakırlı kardeşlerimizden sadece yaşananları gözden geçirerek kimin istismar siyaseti, kimin eser ve hizmet siyaseti peşinde koştuğunu tespit etmelerini beklediğimizi söyledik. Bu muhasebeyi akıl, vicdan ve izan çerçevesinde yapan herkesin Türkiye’nin 81 vilayetinin her birinin Cumhuriyet döneminde ilk defa demokrasi ve kalkınma bakımından aynı şartlara ve imkânlara bizim dönemimizde kavuştuğunu idrak edeceğine inanıyoruz. Hamdolsun, ülkemizin doğusuyla batısı, kuzeyiyle güneyi arasında hem hak ve özgürlükler, hem temel hizmetler bakımından hiçbir fark kalmamıştır.

“DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGEMİZDE HIZLI BİR SANAYİ VE TİCARET ATILIMI GÖZE ÇARPIYOR”

Terör örgütünün dağdaki ve şehirdeki unsurları etkisiz hâle geldikçe, bunların istismar araçları ellerinden alındıkça, ülkemizle birlikte bölgede de bir huzur havası hâkim olmuştur. İşte bu iklimde şehirlerimiz kendi potansiyelleri ve özgün kabiliyetleri çerçevesinde kurduğumuz güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı üzerinde gelişiyor, büyüyor, geleceğe hazırlanıyor. Uzunca bir dönem tarım ve hayvancılık dışında kayda değer bir ekonomik faaliyetin olmadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki şehirlerimizde hızlı bir sanayi ve ticaret atılımı göze çarpıyor. Yüksek istihdam kapasitesine sahip fabrikaların ardı ardına açıldığı, hizmet sektörünün canlandığı, ihracatın yaygınlaştığı bu şehirlerimiz, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına çok önemli destek veriyor. Bölge insanını baskı ve zulüm altında tutan, inim inim inleten, geri kalmışlığa mahkûm eden bu bölücü zihniyet geriledikçe, bu şehirlerimizin kalkınma ve büyüme heyecanı da güçleniyor.

Biz geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır’da bu heyecanı bir kez daha ve çok daha belirgin şekilde gördük. İnşallah ülke ve millet olarak hepimizin önünde aydınlık bir gelecek bizi bekliyor. Yeter ki bir olalım, iri olalım, beraber olalım, kardeş olalım hep birlikte Türkiye olalım.

“15 TEMMUZ DESTANI, ASIRLAR BOYUNCA HATIRLANACAK TARİHÎ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

Aziz milletim; önümüzdeki Perşembe günü 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin beşinci yıl dönümüdür. Bu vesileyle ülkemizin ve milletimizin bekası yolunda hayatlarını feda eden tüm güvenlik güçlerimiz ve askerlerimizle birlikte 15 Temmuz şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Türk milletinin yazdığı 15 Temmuz destanı asırlar boyunca hatırlanacak ve dersler çıkartılacak tarihî bir dönüm noktasıdır. İnşallah 15 Temmuz günü bizzat iştirak edeceğimiz programlarla bu önemli hadiseyi bir kez daha ibretle anacak, milletimize şükranlarımızı tekrar ifade edeceğiz. Her 15 Temmuz tarihi bizim için ülkemize ve milletimize uzanan hain elleri kırma azmimizi bileyen bir hatırlama vesilesi olacaktır.

Diğer yandan önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Kurban Bayramı günü inşallah 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde olacağız. Bayramın 1. gününü Kıbrıslı kardeşlerimizle geçirecek ve 20 Temmuz törenlerine katılacağız. Böylece tüm dünyayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin hak ve adalet arayışında en güçlü şekilde yanında olduğumuzun mesajını da vereceğimize inanıyorum.

Ülkemizde de Kurban Bayramı için tüm kurumlarımız hazırlıklarını yürütmektedir. Trafik düzeninden, kurban kesme organizasyonlarına kadar milletimizin hayatını kolaylaştıracak her tedbir ilgili kurumlarca alınmaktadır. Bayram tatili vesilesiyle yola çıkacak tüm vatandaşlarımdan trafik kurallarına harfiyen riayet etmelerini can ve mal kaybıyla sonuçlanacak kazalara karşı dikkatli olmalarını şimdiden özellikle Cumhurbaşkanları olarak rica ediyorum. Sürücülerimizin kesinlikle yola yorgun çıkmamaları, varacakları yere yaklaştıkça tedbiri artırmaları, yolda seyreden mobilet, motosiklet, bisiklet türü küçük araçlar konusunda dikkatli olmaları çok çok önemlidir.

İçişleri Bakanlığımıza bağlı emniyet ve jandarma birimlerimiz bayram boyunca denetimlerini kesintisiz devam ettireceklerdir. Tarım ve Orman Bakanlığımız ile diğer ilgili kurumlarımızla vatandaşlarımızın kurbanlarını gönül huzuruyla kesebilmeleri için gereken tedbirleri aldılar.

Bu arada malum üç tane yangın söndürme uçağını da filomuzun içerisine katmış bulunuyoruz, temenni ederiz ki orman yangınlarıyla bu süreç içerisinde inşallah karşı karşıya kalmayız. Ülkemizde geçtiğimiz yıl 2,8 milyonu küçükbaş, 963 bini büyükbaş olmak üzere toplam da 3 milyon 774 bin baş hayvan kurban olarak kesilmişti. Bu yıl 3,7 milyon küçükbaş ve 1 milyon 350 büyükbaş olmak üzere toplamda 5 milyon 50 bin hayvan kurban kesmek isteyen vatandaşlarımız için hazır edilmiştir. Rabbimden hepimize ve cümle ümmeti Muhammed’e manevi hazzını alarak huzurla, sağlıkla, ağız tadıyla bir bayram geçirmeyi nasip etmesini diliyorum.

Bayramın Suriye, Filistin, Yemen gibi kardeşlerimizin zulüm altında yaşadığı coğrafyalar başta olmak üzere tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum.

“TÜM VATANDAŞLARIMIZIN DİN VE İNANÇ HÜRRİYETLERİNİ KORUMAK EN BAŞTA GELEN VAZİFEMİZDİR”

Tabi bu arada özellikle İstanbul Kadıköy’de bir kilise duvarının üzerine çıkılarak sergilenen saygısızlığı şu mübarek günlerde birliğimize, beraberliğimize yönelik bir provokasyon olarak görüyorum. Tüm vatandaşlarımızın din ve inanç hürriyetlerini korumak en başta gelen vazifemizdir. Benzer hadiseler gibi bu konunun da sonuna kadar takipçisi olacağız. Ve böyle bir ahlaksızlığı, böyle bir edepsizliği bizim kabullenmemiz mümkün değildir. Hangi dinden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun kalkıp kesinlikle onların mabetlerine bu tür saldırıları kabul etmemiz asla mümkün değildir.

Bir diğer taraftan bilindiği gibi Bayram arifesi olan Pazartesi günü yarım gün, bayramın ilk gününden son gününe kadar olan Salı’dan Cuma’ya kadar ise tam gün tatildir. Kabine toplantımızda yaptığımız istişarede Pazartesi günkü yarım günü idari tatil olarak belirleme kararı aldık. Böylece vatandaşlarımız fiilen 16 Temmuz Cuma akşamından 26 Temmuz Pazartesi sabahına kadar sürecek bir tatile kavuşmuş oluyorlar. 15 Temmuz zaten malum bizim FETÖ terör hareketi sebebiyle o günü tatil olarak ilan etmiştik. O gün itibariyle başlıyoruz ve süreç bu şekilde devam ederken 16’sında herkes mesaisinde olabilecek. Bu kararın gerek bulundukları yerde kurbanlarını kesecek, gerek memleketlerine ziyarete gidecek, gerekse bu süreyi tatil için kullanacak vatandaşlarımız için hayırlı olmasını diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum ve kalın sağlıcakla diyor tekrar bayram tebrikimi tazeliyorum.”

DÜNYA

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Beyhan Karabulut Öztamahkar

Avatar

Published

on

By

05 Mart 2026 tarihli Türk İş dünyası Haber gazetemizde İyi ki varsın isimli yazı dizimizin konuğu olan; Teknoloji, bilişim, sanayi, ticaret ve ülke ekonomisinde girişimci ruhunun ötesinde, bir o kadar başarılarını anlatılmakla bitiremeyeceğimiz, Malatya’da başlayan bir hayat yolculuğu… Aktuerya tazminat hukuk alanında uzman ismimiz Beyhan Karabulut Öztamahkar’ın ; Azim, kararlılık ve girişimcilik ruhuyla büyüyen bir başarı hikâyesinin adıdır. “Dünden Bugüne Yarından Geleceği ‘nde ağırlamak bizler adına onur kaynağı oldu.
Yaşadığımız sürece bize pek çok imkan sunulur. Hayat, “işte fırsat sana. Düşün, aklını kullan ve girişimde bulun. Çalış, çabala yeni imkanların yolunu bul,” der. Biz bu imkanların farkına varıp, üzerinde düşünüp, ilk adımı atmaz isek, fırsat uçup gider.

“Dün” tecrübedir ve “Bugün” dünün öğrencisidir. Eğer dünden doğru ders almışsak, bugün yeni bir bilgi ve tecrübe edinmiş oluruz. Dünü silemezsin, yarını yazabilirsin, bugün ise fırsattır, kullan!..

Unutmamalıyız, dünya üç gündür; dün, bugün, yarın…Bu Cenabın bizlere lütfu olup, istinasız bizlere sunulan bir hediyedir. Çoğunlukla bunun değerini bilmeyiz. Aldığımız nefesin, içtiğimiz suyun, yaşadığımız doğanın değerini bilmediğimiz, unuttuğumuz gibi… Her bir dakika, her bir saat bizim için, insanlık için, dünya için iyi, doğru ve yararlı işler yapma, üretme, yenilikler bulma fırsatıdır. İnsanlık için ter döken hem kendi geleceğini hem insanlığın geleceğini aydınlatır.

Beyhan Karabulut Öztamahkar, Dünü anlatırken o kadar güzel ifadeleri ile bir o kadar da Hukuk alanında Bilinmesi gerekli süreçler adına sektöre ışık tutuyor.
Örneğin, Trafik kazaları iş kazaları gemi kazaları ve destekten yoksun kalma tazminatların önemi hakkında sayısız davalara girdiğini ifade ediyor.

11 Mayıs 2013’te Reyhanlı, Hatay’da düzenlenen iki ayrı bombalı saldırı. Saldırıda 53 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştı. Hatay-Reyhanlı olayda, bedensel zararlar sakatlanma ve vefat ödemesi hesaplamaları ve tüm hukuki sürecin takini alanında sürecin takip edilmesi birde Tütün Çiftliğinde,Gemi tanker patlaması sonrasında 9 kişinin vefatı sonrası, bedensel zararları ve hak arayışları dava sürecinin takibi ve sonuçlandırılması davaları ….

Dünden Bugüne Hukuk kavramını Dün olarak biraz irdelemek istedik.
Toplumlar mı hukuku oluşturur yoksa hukukun varlığı toplumların karakterlerini ortaya çıkarır? Bu soru evvelden beri farklı toplumda farklı kişiler tarafından düşünülmüş ve tartışılmıştır.
Ülkemiz anayasacılık tarihi ise hakim görüşe göre 1808 Sened-i İttifak ile başlamakla birlikte, farklı belgeleri esas alan görüşlerin de bulunduğunu söylemek gerekir. Devam eden yıllarda Islahat ve Tanzimat Fermanları yayınlanmış ve bu sürecin sonunda 1876 Kanun-ı Esasi ile Türk tarihinin ilk müstakil anayasa metni ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti, 1908 yılında bu metinlerde esaslı değişiklikler yapmış, ancak daha sonra yeni bir anayasa yapmaya muvaffak olamamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde ise 1921, 1924, 1960 ve halen yürürlükte olan 1982 Anayasaları yapılmıştır. Bu metinlerde özellikle saltanat ile hilafetin kaldırılması, inkılap kanunları ve bunların anayasaya eklenmesi; önceki metinlere nazaran anayasaya eklenen laiklik ilkesi dikkat çekici unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ilke, o gün itibarıyla gelinen toplumsal durumu yansıtmaktadır. Aynı zamanda birçok anayasanın hem askıya alınma hem de var olma sebebi olarak ortaya çıkmaktadır.

İnsanlık tarihinin kırılma noktaları olan dünya savaşlarından anayasalara da nasibini almıştır. Özellikle I. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan iklimde, hukukun üstünlüğünü oldukça kısıtlayan ve genelde tek adamların hakim olduğu hukuk sistemleri ortaya çıkmıştır. Nihayetinde bu sürecin sonu II. Dünya Savaşı’na ulaşmış ve insanlık daha önce görmediği soykırım ve eziyetlerle karşı karşıya kalmıştır.
Savaş sürecinde yaşananlardan sonra insanlar hukukla birlikte hukukun üstünlüğünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamışlardır. Hukukun üstünlüğü, mevcut sistem içinde en güçlünün her zaman hukuk olması ve herkesin hukuk karşısında eşit olması sonucunu doğurur. Bu da bir toplumda adaletin var olabilmesinin temel şartıdır.
Bütün bu yaşanan olaylardan elde edilen tecrübelerin ışığında insanlık, belki biraz da mecburiyetten, çözümü demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını merkeze alan anayasalarda bulmuştur. Özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin ilanı ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kurulmasıyla bu kavramlar özelinde o günden bugüne ciddi ilerleme kaydedildiği görülmektedir.

Güçlü devletlerde ortaya çıkan bu ve ilgili diğer kavramların zamanla bu devletlerin daha fazla gelişip güçlenmesine imkân sağladığı ve bu yönüyle hem topluma hem de devletlere doğrudan etki ettiği görülmektedir. Tabi ki bu gelişim süreci, hakim güçlerin zulümlerine tamamen engel olmamış, dünyanın farklı yer ve tarihlerinde zulüm ve eziyetler yaşanmış, yaşanmaya devam etmektedir.

1990’lı yıllarda ülkemize hem madden hem manen yakın coğrafyalarda yaşanan Hocalı Katliamı ve Srebrenitsa Soykırımı bugün hafızalarda tazeliğini ve yüreklerde acısını korumaktadır. Keza yine Gazze’de, Doğu Türkistan’da ve dünyanın farklı birçok yerinde; uluslararası hukuku görmezden gelen ve insan haklarını ihlal eden fiiller ve uygulamalar uzun yıllardır devam etmektedir.

Tabi ki böyle kısa bir çalışmada girişte sorulan soruyu tam anlamıyla cevaplamak pek mümkün değildir. Bununla birlikte tarihi süreç incelendiğinde hukuk ve toplum arasındaki sıkı ilişki net şekilde ortaya çıkmaktadır. Bazı dönemlerde hukuk aracılığıyla toplum baskı altına alınmış, hatta zaman zaman hukukun varoluş amacı bu baskı oluşturmuştur. Bazı dönemlerde ise hukukun kaynağı belirli kişi veya gruplar olmuş; ortaya çıkan hukuk bu kişilerin iktidarını korumayı amaçlamıştır.

Farklı zamanlarda dünyanın farklı yerlerinde hukukun kaynağı din, uygulayıcıları ise din adamları olmuştur. Bu durum kimi zaman huzur ve mutluluk, kimi zaman da baskı ve eziyet doğurmuştur. Her dönem, zamanın akışı içinde bir şekilde sona ermiştir.
Bütün bu iyi veya kötü, olumlu veya olumsuz tecrübelerden ortaya çıkan sonuç insanlık mirasını oluşturmakta ve bugünümüzü şekillendirmektedir. Bu miras incelendiğinde, bütün toplumların yaşadıkları her zor dönemden sonra ilgili dönemin hukuk kaynağı ile arasına mesafe koymakla birlikte; her zor dönemden sonra hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının önemini daha iyi görerek ve kavrayarak çıktıkları görülmektedir.

Her ne kadar anayasalar başta topluma bir sınır çiziyor gibi görünse de, devam eden süreçte uygulamalarla adalet, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar desteklenmediğinde toplumun bu sınırlara uymadığı ve değişim yoluna gittiği görülmektedir.

Yani “Toplumlar mı hukuku oluşturur yoksa hukukun varlığı toplumların karakterlerini ortaya çıkarır?” sorusunu cevaplarken keskin ayrımlar yapmanın zor olduğu kanaatindeyim. Ancak her zaman çağın getirdiklerine uyum sağlayamayan, güncellenmemiş hukuk metinlerinin toplum nazarında geçerliliğini kaybettiği görülmektedir.
Bu durum bize, günümüzde hazırlanacak anayasal bir metinde gündelik siyasetin ihtiraslarından kaçınarak; evrensel değerlere uygun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan, aynı zamanda tarihten dersler çıkaran bir yapının kurulması gerektiğini göstermektedir.


Türkiye Cumhuriyeti 1923 de Cumhuriyetin ilanı ve sonrasında,
1920 – Adalet Bakanlığı’nın temeli atıldı
1925 – Danıştay, bağımsız bir mahkeme olarak kuruldu
1945 – Adliye Vekâleti’nin adı Adalet Bakanlığı oldu
1961 – Anayasa Mahkemesi kuruldu
1982 – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşturuldu
1984 – Adalet Bakanlığı bugünkü halini alması ile kronolojik sıralamasını tanımlanıyoruz.

Türk Hukuku’nun Bugününde Neler var ?
Türkiye’de hukuk alanının izlenmesinde disiplinler arası etkileşimden daha etkin yararlanılması ve iş birliğinin kurumsal olarak güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmemiz gerekiyor. Öztamahkar; hukuk izleme çalışmalarının sadece hukukun dar normatif boyutuyla sınırlı kalmayıp, sosyal bilimlerle kurulan bağ sayesinde daha kapsamlı bir politika analizine olanak sağladığını ifade ediyor.

2025’in yargıyı yapısal olarak ilgilendiren en önemli gelişmesi yeni strateji belgesinin ilan edilmesi oldu. 23 Ocak’ta iktidarın uzun soluklu bir siyasi taahhüdü olan yargı reformu süreci kapsamında 4. Strateji Belgesi yayınlanmıştı. 2009 yılından itibaren bir stratejik plan doğrultusunda sürdürülen yargı reformunda daha önce beşer yıllık dönemler halinde üç strateji belgesi kabul edilmişti. Bu doğrultuda mevzuat, organizasyon, işleyiş, insan kaynakları ve fiziki altyapı alanında neredeyse bir külliyat oluşturacak derecede revizyon ve reforma imza atıldı.

Diğer yandan yeni anayasa çalışmaları da 2026 hukuk gündeminin bir parçası olmaya devam edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya verdiği önem biliniyor. 2026’da yeni anayasa gündemi siyasi partiler arasındaki diyalogun seyrine bağlı olarak ivme kazanabilir.

Şüphe yok ki hukuk devletini, hak ve özgürlükleri güçlendiren, hükümet istikrarını, etkili yürütmeyi, denetim ve yasama kapasitesi artırılmış yasama organını ve adil yargıyı esas alacak anayasa, yeni bir toplum sözleşmesi üreterek Türkiye yüzyılının itici kuvveti olacaktır.

Dünden Bugüne Hukuk kavramını anlatmaya betimlemeye gayret ettik.
Türk Hukuk sisteminin Geleceği konusunda gelinen noktada şu ifadelere yer vermek isterim.
Günümüz Türkiye’sinde;
Ülkemizde Hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki toplumun belirlediği, uyulması beklenen yazılı veya yazısız davranış kalıpları, standartlar veya ilkelerin, yürürlüklerini üst düzeydeki işleyişlerden (normlardan) aldığı kuşkusuzdur. Tüm bu işleyiş ve tutumlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve tüzükten almaktadırlar.

Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
Hukuk devletinde yönetimin iş ve eylemlerine uygulanacak hukuk kurallarının şeffaf bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu hukuk normlarının normlar hiyerarşisine uygunluğu da önem taşımaktadır.

Alt düzeydeki toplumun belirlediği, uyulması beklenen yazılı veya yazısız davranış kalıpları, standartlar veya ilkelerin, yürürlüklerini üst düzeydeki işleyişlerin hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve denetime esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edilmektedir. Kanun, tüzük, yönetmelik veya adsız düzenleyici işlemlerle getirilen hükümlerin uygulanabilmesi için her bir düzenlemenin üst norma uygun olması gerekmektedir. Ortada bir hukuk normu bulunmasına rağmen, söz konusu hukuk normu hukuk aleminde var olmasına esas oluşturan bir üst hukuk normuna aykırı olması halinde Sayıştay tarafından yok kabul edilmekte ve yapılan idari iş ve eylemler hukuken kabul edilmemektedir.

Türk hukuk mevzuatında öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı işleyebilmesi için uygulayıcıların ve söz konusu uygulayıcıların iş ve eylemlerini yargısal açıdan veya hukukilik denetimi açısından denetleyen mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekmektedir. Konunun bütün yönleriyle bilinmesi, uygulamayı ve denetimi kolaylaştırmanın yanında Anayasa’nın 2’ inci maddesinde öngörülen devletin temel niteliklerinden biri olan hukuk devleti ilkesinin de hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

Beyhan Karabulut Öztamahkar’ın diğer bir özelliği olan Gastronomi alanında Başarılarından bahsetmeden geçemiyoruz. Sohbetimiz esnasında kullandığı ifadeleri ile Kadın girişimcilere ışık tuttu.
İstanbul gastronomi sahnesinde kadın girişimciler, yerel malzemeleri modern yorumlarla sunarak ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlarla, Oğlu Ege Öztamahkar ile Ataşehir’de konumlanan CRUST & CREME ile modern kafe kültürünü Fransız pastacılık geleneğiyle buluşturan özgün bir gastronomi markasını Ege Öztamahkar ile birlikte sunmanın ayrı bir hazzını yaşıyor. Yaşatıyor.

Ataşehir’in gelişen gastronomi sahnesine yeni bir soluk getiren CRUST & CREME, hem günlük ziyaretler hem de kısa kaçamaklar için ideal bir buluşma noktasıdır diyerek ekliyor;
Minimalist tasarımı, sıcak atmosferi ve özenle kurgulanmış menüsüyle misafirlerine yalnızca bir kahve molası değil, aynı zamanda keyifli bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.

Markanın merkezinde, kruvasan yer alıyor olması ile ayrı bir kültür ve lezzet ağı kazanıyor. CRUST & CREME’de sunulan tüm kruvasanlar, kat kat açılan hamurun ustalıkla işlenmesi ve yüksek kaliteli tereyağı kullanımıyla hazırlanır. Dışı çıtır, içi yumuşak dokusuyla öne çıkan bu ürünler, hem tatlı hem de tuzlu seçenekleriyle günün her saatine hitap ediyor.
Sonuç olarak ,
Beyhan Karabulut Öztamahkar’ın, Türkiye’de Hukuk Sistemi ve Geleceği hakkında ifadeleri ile yazı dizimizde sona yaklaşmış bulunuyoruz.
İfadelerinde,
2026 yılı başlangıcı vesilesiyle hukuk ve yargı alanında hem geçen senenin kısa bir muhasebesini yapmaya hem de önümüzdeki yıla dair öngörü ve önerilerimi paylaşmaya çalışacağım diyerek sözlerine devam ediyor.

2025’in yargıyı yapısal olarak ilgilendiren en önemli gelişmesi yeni strateji belgesinin ilan edilmesi oldu. 23 Ocak’ta iktidarın uzun soluklu bir siyasi taahhüdü olan yargı reformu süreci kapsamında 4. Strateji Belgesi yayınlanmıştı. 2009 yılından itibaren bir stratejik plan doğrultusunda sürdürülen yargı reformunda daha önce beşer yıllık dönemler halinde üç strateji belgesi kabul edilmişti. Bu doğrultuda mevzuat, organizasyon, işleyiş, insan kaynakları ve fiziki altyapı alanında neredeyse bir külliyat oluşturacak derecede revizyon ve reforma imza atıldı.
Günümüzde Türkiye’sinde, Adalet mekanizmasındaki tıkanıklıklar, toplumun önce yargıya ardından kaçınılmaz olarak devlete olan güvenini sarsarak, hukuk düzeninde telafi güç yaralar açabilir diyorum. Şüphesiz böyle bir durumda da , ne sosyo-ekonomik refahtan ne de kamu güvenliğinden söz edilebilir konuma gelinebilir. Nihayetin’de, bu durum devlet için beka tehdidine dönüşebilir.

Gelelim Hukuk alanında Mevzuatların Durumu sorusuna?
2025 yılı sonu ve 2026 yılı başında, “Mevzuat tarafında temel yasalar neredeyse tamamen yenilenmiş; hedef süre, adli kontrol, e-duruşma, e-tebligat, uzlaşma ve arabuluculuk gibi yenilikçi kurumlar ceza ve hukuk yargısına entegre edilmiştir. İşte 4. Strateji Belgesi de bu perspektifin devamı niteliğindedir. 2025-2029 yılları arasında hayat geçirilmesi planlanan 45 hedeften müteşekkil Belge; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukuki güvenlik, yargının etkinliği, güven ve memnuniyet, teknoloji destekli adalet ve mesleki yetkinlik şeklinde altı tema temelinde hazırlandı.
Ceza ve İnfazda Yeni Dönem
İşte 10. Yargı Paketi, 2005 ceza hukuku reformundan sonra belki de bu konuya en ciddi eğilen düzenlemedir. Paketle, caydırıcılığı sağlamak için (iki yılın altında hapis cezası alanlar başta olmak üzere) hükümlünün denetimli serbestliğe ayrılmak için koşullu salıverilme tarihine kadarki sürenin onda birini fiilen ceza infaz kurumunda geçirmesi şartı getirildi. Bu sayede “cezaevine girmeden tahliye olma” gibi toplumsal infiale yol açan uygulamaların önüne geçilmesi hedeflendi.
Ayrıca infaz dışında bazı suçların cezalarında da artışa gidildi. Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme suçunda cezanın alt sınırı üç aydan dört aya yükseltildi. Alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında araç kullananlara verilecek hapis cezasının alt sınırı ise üç aydan altı aya çıkarıldı. Benzer şekilde kasten yaralama ve tehdit suçları ile suça teşebbüs hallerinde de ceza artışlarına gidildi.

7571 sayılı Kanunla yasalaşan 11. Yargı Paketi ise örgütlü suçlarda ceza artışına giderken ve çocukların örgüt suçlarında kullanılması halinde örgüt yöneticisine verilecek cezayı %100 oranında artırdı.
Trafikte yol kesme olarak bilinen ulaşım aracının hareketinin engellenmesi suçu içinse üç yıla kadar hapis cezası öngörüldü. Taksirle yaralama ve güveni kötüye kullanma suçlarında da ceza artışları yaşandı.

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Yeni Anayasa Fırsatı
Yeni anayasa çalışmaları da 2026 hukuk gündeminin bir parçası olmaya devam edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya verdiği önem biliniyor. 2026 yılı içerisinde, yeni anayasa gündemi siyasi partiler arasındaki diyalogun seyrine bağlı olarak ivme kazanabilir.

Şüphe yok ki hukuk devletini, hak ve özgürlükleri güçlendiren, hükümet istikrarını, etkili yürütmeyi, denetim ve yasama kapasitesi artırılmış yasama organını ve adil yargıyı esas alacak anayasa, yeni bir toplum sözleşmesi üreterek Türkiye yüzyılının itici kuvveti olacaktır.
Küresel anlamda insan hakları ve demokrasideki gerileme dalgasına bir ümitsizlik yaratmamalı; ulusal güvenliğin tesisi ve hukuk devleti yarışan değil birbirini tamamlayan öncelikler olarak görülmelidir. Kuşkusuz hukuki güvenlik, güçlü devletin ve milli güvenliğin yapı taşıdır.


Beyhan Karabulut Öztamahkar

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

İyi ki Varsın Derya Özgören

Avatar

Published

on

BASIN PR UZMANI & MODA DİREKTÖRÜ VE KÖŞE YAZARI

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı yazı dizisi ile dikkat çeken ünlü isimlerin bir arada bulunduğu bir platformdur.

Türkiye’nin sanayi, bilişim, eğitim, moda, sağlık, iletişim, enerji, turizm, tarım, otomotiv ve enerji piyasalarında yer alan iş insanları, ülkemizde ve yurt dışında başarılı işlere imza atmış iş kadınları, akademisyen, rektör ve hocalarımız, yazarlarımız ve sivil toplum kuruluş başkanları ile birlikte platform başkanlarımız ve yazarlarımızın bir arada yer aldıkları yazı dizisidir.

Yaşadıkça keşfedilen, keşfettikçe aşık olunan Kent…Dünya tarihinde yerini almayı başarabilen,kıtalara hükmeden medeniyetlerin beşiği, kültürlerin, uygarlıkların, kıtaların buluşma noktası .Dünyanın en güzel şehri olma sebeplerinden birisi de doğanın sunduğu güzelliklerin insan elinden çıkan muhteşem sanat eserleri ile birleştirilmiş olması sebebi ile Metropol şehrimiz İstanbul

“İyi ki Varsın” yazı dizimizde başarıdan başarıya koşan, her başarısı ödüllerle taçlandırılan bir iş insanı Derya Özgören’ e yer verdik. Yukarıda bahse konu ettiğim Anadolu’nun en köklü yerleşim merkezi İstanbul’da dünyaya gelen, lise eğitimini Bedrettin Dalan’ın kurucusu olduğu İSTEK Özel Atanur Oğuz Lisesi“nde tamamladı. Üniversite eğitimini ise Türkiye’nin ilk özel üniversitesi olan, Cenajans’ın sahibi Nail Keçili’nin açtığı Akademi İstanbul Radyo Televizyon Bölümü“nde gerçekleştirdi. Burada Betül Mardin, İlber Ortaylı, Orhan Kural ve Emre Kınay gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı.

Daha öğrencilik yıllarında medya dünyasına adım atan Özgören, Kanal D“de çalışmaya başladı. İlker Yasin ekibinde spor servisinde yönetmen yardımcılığı ile başladığı kariyerine, “Alkışlar” programında yönetmen yardımcısı ve muhabir olarak devam etti.

Derya Özgören, medya ve iletişim dünyasında iz bırakan tecrübeleri, vizyoner projeleri ve güçlü iletişim becerileriyle tanınan bir isimdir. Eğitiminden kariyerine uzanan yolculuğu, sektördeki başarısının temel taşlarını oluşturmuştur.

Derya Özgören’nin PR uygulaması çalışmaların, aşağıda sayısız örneklemeler ve betimlemeler ile konu edeceğiz. İnsan davranışlarını anlamaya yönelik danışmanlık, ileride olabilecek eğilimleri analiz etmek ve sonuçlarını önceden tahmin etmek, kamuoyu, tutum ve beklentilere yönelik araştırmalar yapmak, doğru ve tam bilgi esasına dayanan iki yönlü iletişimi kurmak ve bunu devam ettirmeye çalışmak adına başarılı işlere imza atmıştır.

Basın Medya PR alanındaki çalışmalarının hepsinde, halkla ilişkiler programları planlamaları, çalışanlarla iş birliği yapması, Radyo ve televizyon programlarında konuşmacıların yer almaları esnasında, basın konferansları dahil, kamuoyu araştırması yapması, broşür, bülten ve rapor yazarları ve tüm halkla ilişkiler programlarını değerlendirmeleri yer almaktadır.

Derya Özgören’nin diğer en bilinen yetkinlik alanında Moda Direktörlüğü var.

Bu noktada kendisi de aynı zamanda seçici bir aktivist..

Derya Özgören

Ünlü stil danışmanları, oyuncular, müzisyenler ve influencer’lar gibi kamuoyunun gözü önünde olan isimlerin moda alanındaki, stil danışmanlığı vizyonuna da göz kırpmıştır. , sadece kıyafet seçmekle kalmayıp; aynı zamanda trendlerinin belirlenmesi, markalarla iş birliği yapması için sayısız çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Zümreler, Lisans yada Lisans üstü Eğitimlerini bitirmelerinin ardından, biraz sermaye ve çevre ilişkisi varsa hemen halkla ilişkiler firması kurmayı hedefliyor yada kuruyorlar. Bence yanlış bir duruş ve süreç örneği. PR’ın marka, kurumsal kimlik, pazarlama, reklam ve medyayı iyi bilen ehil insanlar tarafından yapılması gerekiyor. Ülkemizde yeni pazarlara ve dolayısıyla yeni markalara ihtiyaç var. Doğru kişiler sektörde olursa PR ülkemizde gelişir. Çünkü Türkiye’nin yeni markalara ve ülkemizin marka olmaya ihtiyacı var.” Diyerek sözleri ile sektöre farklı bir ivme kazandırıyor.

PR (halkla ilişkiler) konusunda toplumda bilgi kirliliği olduğunu ve PR’ın çoğunlukla basın danışmanlığı ve menajerlikle karıştırıldığını söyleyen Özgören;  PR’ın marka iletişimi, kurumsal iletişim, kriz yönetimi ve medya iletişimini kapsayan çok geniş bir kavram olduğunu belirterek, basın danışmalığının marka iletişiminin bir alt unsuru olduğunu ifade ediyor.

Derya Özgören’in Başarı Sıralamasında oldukça PR elde ettiğini görmek mümkün.

İbrahim Tatlıses’in kurucusu olduğu İDOBAY Müzik şirketinde basın danışmanlığı görevini üstlendi. Burada Yıldız Tilbe, Ebru Yaşar, Mahmut Tuncer, Nuri Sesigüzel, Günel ve Harun Kolçak gibi ünlü isimlerle çalıştı.

Sonrasında Hülya Avşar’ın basın danışmanlığını yürüten Özgören, Vildan Atasever, Burçin Terzioğlu, Deniz Çakır, Tan Sağtürk, Burcu Güneş gibi pek çok sanatçı ve oyuncuya PR hizmeti sundu.

Hâlihazırda oyuncular Erdem Topuz, Atilay Uluışık, Işık Tolgay, psikoterapist Timur Harzadin ve Dr. Mert Gençoğlu gibi isimlerin basın ve PR işlerini yürütmektedir.

Derya Özgören, İki sene Önce Vatan Gazetesinde Moda köşe Yazarlığı yaptı. Su anda da Breaking News Türkiye’de Moda Direktörü ve köşe Yazarlığına devam etmektedir.

Medya alanındaki derin birikimi, özgün projeleri ve çözüm odaklı yaklaşımıyla tanınan Derya Özgören, aynı zamanda enerjisi ve pozitif duruşuyla da sektörde farklı bir yere sahiptir. Başarılarla dolu kariyeri ve vizyonu sayesinde, gelecekte de adından sıkça söz ettirecek önemli bir isimdir.

Basın PR Danışmanlığı Uzmanlık alanında;

Burcu Güneş ,Soner Arıca, Uğur Işılak,-İsmail Yk, Yurtseven Kardeşler,Bulut Aras,Özlem Ay, Ersoy Dinç, Çiğdem Savaş, Nurseli İdiz, Ece Gürsel, Seçkin  Piriler, Şenay Akay, Canan Mutluer,Şebnem Schaffer, Hande Subaşı, Fatma Yaman, Irmak Atuk, Ebru Güzel, Sevil Uyar, Simge Tertemiz, Başak Emre, Berrak Deniz, Yelda Kara, Tuğba Melis Türk, Buket Açikgöz, Irmak Gökçenoglu ,Mavi Akustik Müzik Grubu gibi ünlü isimleri görmek mümkün

Kadın Kadının Düşmanıdır Çiğdem Savaş &Erkan Eken&Derya Özgoren projesi yanı sıra ,Lerzan Mutlu Basın Danışmanlığı ve Menajerlik, Cine5 Gündüz ve Gece Program ,Atv Gündüz kuşağı Program ,Show Tv Gündüz kuşağı Program, Fox Tv Gündüz kuşağı Programlarında ismini sıkça duyduğumuz isim olmayı başarmıştır.

Enerji Petrol Medya Grup olarak …
Her daim, başarılı girişimcilik hikayeleri tesadüf değildir ve bazı ortak noktalar taşır demekteyiz. Sektörel bazda pazardaki eksikleri ve ihtiyaçları iyi gözlemleyerek, yaratıcı ve kullanışlı çözümler sunan kişiler ya da kurumlar başarıyı yakalamaktadır. Bizce hem medya hem de Moda alanında gösterdiği başarılı girişimleri ile hem Ülkemiz medyasının hem de Avrupa’daki birçok ülkenin göz bebeği.

Son zamanlarda herkesi etkileyen bir kavram olarak çok daha sık duyduğumuz PR ve Medya alanındaki girişimcilik çalışmaları Yapay zeka ve teknoloji ile birlikte hız kazanmıştır.
Başarılı kadın girişimciler medyada yeterince yer almamakta ve tanınmamaktadır. Kadınların başarı hikayeleri daha çok topluma sunulmalı, bizler gibi , medya kuruluşları bu konuda sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmeli kadın girişimciliğini desteklemelidir.

Derya Özgören’nin  muhteşem dehası, yardımsever ve hoşgörülü, olaylara her daim iyimser bakışı, ülkemizde ve Dünya da Medya alanındaki  yatırıma ışık olması, istihdamın, kaynakların, iş gücünün ve özgür basının önünü açıyor. Bizler de bu başarılarının devamlılığını dileyerek enerji medyası olarak;

İyi ki Varsın Derya Özgören diyoruz.

Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

İyi ki Varsın Sibel Soytürk Pekcan

Avatar

Published

on

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı yazı dizisi ile dikkat çeken ünlü isimlerin bir arada bulunduğu bir platformdur.

Türkiye’nin sanayi, bilişim, eğitim, moda, sağlık, iletişim, enerji, turizm, tarım, otomotiv ve enerji piyasalarında yer alan iş insanları, ülkemizde ve yurt dışında başarılı işlere imza atmış iş kadınları, akademisyen, rektör ve hocalarımız, yazarlarımız ve sivil toplum kuruluş başkanları ile birlikte platform başkanlarımız ve yazarlarımızın bir arada yer aldıkları yazı dizisidir.

Geçmiş tarihinde, çok sayıda devlete başkentlik yapmış, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerinin kültür ve siyasi başkenti… Fatih Sultan Mehmed’in fethi ile bir çağın kapanıp yeni bir çağa adım atan, kıtaları birbirlerine bağlayan, medeniyetlerin başkenti… Boğazı ve tarihi zenginlikleriyle her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği… Şairin deyimiyle, ‘lütfu da hoş, kahrı da hoş’ diyerek bahsettiği şehirde hem yaşayan hem de ziyarete gelen için aynı anda hem gurbet ve dahası vuslat olup, yaşanan dramları, trajedileri dahi onulmaz bir aşka, kopması imkânsız bir tutkuya dönüştüren sanayi, kültür ve medeniyetler şehri; Metropol İSTANBUL…

“İyi ki Varsın” yazı dizimizde bilişim, teknoloji, turizm, enerji, moda, sanat ve sivil toplumun lider insanlarını kaleme almıştım. Bu bölümde Aslen Giresun’lu olup 1983 yılında İstanbul’da dünyaya gelen 2 çocuk Annesi, kurumsallaşma sürecini yönlendiren, yönetimde profesyonel kadrolarla çalışmanın hazzını yaşayan, kaynağı insan ve emlak sektörü olan birimin yönetici insanı Sibel Soytürk Pekcan’a yer verdim.

Siyasal bilimler ve uluslararası ilişkiler mezunu olan Kadın Girişimcimiz,

11 yıl bankacılık sektöründe ( dış ticaret bölümünde ) çalıştı . Evlilik sonrası Sektörden ayrılma kararı aldı. Bu ayrılık yaklaşık 3 yıl sürdü. İş yaşamına devam kararı almasının ardından Dijital Baskı merkezi kurdu ve sektör bileşenlerinin devamlılığı ile emlak sektörüne girdi.
Şuan da aktif olarak ELMO GAYRİMENKUL YATIRIM İNŞAAT SANAYİ VE TİC LTD STİ nin brokerlığını yapıyor.

ELMO GAYRİMENKUL YATIRIM İNŞAAT SANAYİ VE TİC LTD ŞTİ’nde gelinen noktada gayet başarılı işlere imza atılmaktadır.
Kurucusu olduğu ELMO GAYRİMENKUL YATIRIM İNŞAAT SANAYİ VE TİC LTD ŞTİ , Gayrimenkul ve Yatırım Danışmanlığı markasıyla İstanbul’un prestijli bölgelerinde, sadece konut satışlarıyla değil, stratejik arsa temini ve profesyonel satış ofisi yönetimiyle de sektöre yenilikçi bir soluk getiriyor.. Güven ve şeffaflık ilkeleri üzerine kurulu bir yatırım platformu olarak, yatırımcıların doğru karar almasına rehberlik ediyor.

Kadın liderliğinin gücünü iş dünyasında somutlaştıran Sibel Soytürk Pekcan,erkek egemen bir sektörde örnek bir başarı hikâyesi yazıyor. Genç kadın girişimcilere ilham veren yaklaşımıyla, cesaret, disiplin ve vizyonun bir araya geldiğinde başarının sınır tanımadığını gösteriyor.
Gayrimenkulün özü aslında hayata dokunmaktır. Bir evi satmak ya da almak, tek başına bir işlem değil; bir hayat kurma yolculuğudur. Bu yüzden benim için en temel değerler güven, samimiyet ve doğru yönlendirme. İnsanların geleceğine dokunurken, onların hayallerini ve ihtiyaçlarını da düşünmek zorundasınız. İşte bizim vizyonumuz da tam buradan doğuyor: Her ev bir yaşam, her yatırım bir gelecek demek.

Bir kadın girişimci olarak benim için ayrıca önemli olan bir değer de etik duruş. Disiplin, şeffaflık ve kararlılıkla hareket ederek hem yatırımcıya hem sektöre güçlü bir rol model olmayı istedim. İşte bu nedenle Danışmanlık hizmetleri , sadece bir marka değil; yatırımcı için güvenilir bir yol arkadaşı ve İstanbul için geleceği şekillendiren bir vizyon haline geldi. Diyor.

Başarılarından övgü ile söz ettiğim Sibel Soytürk Pekcan’nın sektöründe ve sivil toplum alanında, iş dünyasının kalkınmasına yaptığı hizmetler ile ülkesine olan sevgisi, vizyoner yapılanmasında, görülmedik düzeyde geleceğe odaklanmış ve gelecek adına birçok ilklere imza atmış olması, geniş bir vizyonu olan, sıra dışı, kendisini milletinin hizmetkârı olarak gören duruşu, bunun yanı sıra yardımsever kişiliği ve sektörüne yapmış olduğu sonsuz desteklerden dolayı “

İyi ki Varsın Sibel Soytürk Pekcan diyorum
Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

TAKVİM

Temmuz 2021
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

HABER BURADA

DÜNYA2 gün ago

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Beyhan Karabulut Öztamahkar

05 Mart 2026 tarihli Türk İş dünyası Haber gazetemizde İyi ki varsın isimli yazı dizimizin konuğu olan; Teknoloji, bilişim, sanayi,...

DÜNYA4 gün ago

İyi ki Varsın Derya Özgören

BASIN PR UZMANI & MODA DİREKTÖRÜ VE KÖŞE YAZARI Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet...

DÜNYA5 gün ago

İyi ki Varsın Sibel Soytürk Pekcan

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı...

DÜNYA5 gün ago

İyi ki Varsın Sevilay Karamemiş Kalender

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı...

GÜNDEM6 gün ago

Kaisder Başkanı Mehlika Gider “Ahiyiz Aileyiz Buluşması” etkinliğine iştirak etti

Kaisder Yönetim Kurulu Başkanı Mehlika Gider 2 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen “Ahiyiz,Aileyiz Buluşması” etkinliği düzenlendi. Dünya Esnaf ve Sanatkarlar...

DÜNYA6 gün ago

MİLLÎ TAKIMIN GÜCÜ TURİZM TANITIMINA YANSIYACAK

Dünya Kupası süreci, Türkiye için yalnızca sportif bir hedef değil, millî futbolcuların küresel etkisiyle yürütülecek tanıtım hamlesinin de merkezine yerleştiriliyor....

DÜNYA7 gün ago

Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni 7 Nisan 2026 tarihinde Sabancı Center’da gerçekleştirildi

Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni, 7 Nisan 2026 tarihinde Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri...

DÜNYA1 hafta ago

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışında önemli açıklamalar yaptı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Hem sahada hem teknolojide yön...

DÜNDEN BUGÜNE YARINDAN GELECEĞE1 hafta ago

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Mehmet Usluoğlu

Türkiye’ nin “İnsanları hayalleriyle buluşturmak” hedefiyle 1990 yılında çıktığı yolda, Enerji Sektöründe , teknolojiye yapılan yatırımlarla milyonlarca alıcı ve satıcıyı...

DÜNYA2 hafta ago

72.AXA Sigorta Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri’nde ‘Türk Voleybolu’ 2 Dalda Ödüle Layık Görüldü

Milliyet’in Türk sporunun klasikleri arasına giren dev organizasyonu 72. AXA Sigorta Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri, düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Dünya...

REKLAMLAR

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

Haber Burada

seers cmp badge