Köklü geçmişi ile Roma, Bizans, Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçiş, Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerinin mekânsal ve mimari özelliklerini günümüze taşıyan kültür ve tarih kenti Büyük Cihan Devleti Osmanlı’nın ilk başkenti Birçok uygarlığı bağrına basmış bir anne… Evliya ÇELEBİ’nin beş kez ziyaret ettiği ve kendi ifadesiyle “Velhasıl Sudan İbarettir” suyu ile tokalaşmak güvendir, berekettir, şifadır. Havlusuyla tanışmak ayrıcalıktır, huzur verir. Havasını solumak ise tarihin bir sırrını paylaşıyormuş gibi hissettirir diyerek övgü ile bahsettiği aynı zamanda ilklerin şehri tarih ve kültür kenti Bursa
“İyi ki Varsın” yazı dizimde, Türkiye’de ananelerine bağlı,misafirperver, mütevazı bir anne, hem siyasi hem de iş dünyasında cesur, atılımcı, aydın ve erdem sahibi dinamik bir iş kadını HASVAK Vakfı kurucusu ,
Ülkemizde 10 ayrı ülkeden 480 adet Ödülü bulunan ve HASVAK Vakfı “Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı” mızı Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağışlamış bir vatandaş olarak son derece gururlu . Dünyada ilk kez olarak Ödül veren Ülkeden Vatanı’ nın Bayrağını Hollanda Devletinin Ödülü olarak “Hollanda da Posta Pullarının Bir Gün Türk Bayraklı ” Posta Pulları Logosu olarak çıkartılmasını sağlayan başaran tek insan Engin Öztürk’ e yer verdim.
Bursa’da 5 kardeş, iki manevi abla ve babaannenin olduğu geniş bir ailenin içinde büyüyen. Tekke ve Mevlevihane çocuğu. Üniversite için Ankara’ya gelene kadar, bir yandan dini değerle beslenerek diğer yandan modern yaşamın getirdiği nimetlerden faydalanarak rahat bir yaşam sürdürdü. müstakbel eşi ile tanıştı. 1974’te Kıbrıs Çıkarmasından sonra eşi ile birlikte yaralı askerleri ziyarete giderek hastane çalışmalarına başladı . Onun yaşamı ,çocuk büyütmek, eşinin Resim, mimarlık akademisi ve İtalya Peruca Üniversitesi, olmak üzere 3 üniversite tahsili daha yapmasına destek olmak ve diğer aile gerekliliklerini yerine getirerek geçmekteydi.
İlk olarak eşi ile başlattığı hastane ziyaretlerini her geçen gün sıklaştırarak devam ettirdi.. Servisleri geziyor, kimisinin mektuplarını yazıyor, kimisinin ufak tefek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordu. Derken herkesin ümidini kestiği, sekiz ameliyat geçirmiş, hayatta kalma mücadelesi gösteren Kıbrıslı Mücahit ile karşılaştı. Yarası çok ağırdı, patlamanın etkisiyle akciğerleri parçalanmış platin tellerle tutturulmuştu. Ağrılarını biraz dindirebilmek için koluna masaj yaparken elinin kıpırdadığını fark etti, bir şey anlatmak istiyor gibiydi. Destek verdiğimde elini göğsüne doğru götürdüğünü gördü. Zar zor kurduğu iletişimle ceketinin cebinde bulunan kağıtta ailesinin iletişim bilgilerinin bulunduğunu ve onlara ulaşmamızı istediğini anladı. Ailesine telgraf çekti ve onların gelmesini sağladı. Onu kaderine bırakmak istemedi ve diğer hastalarla olduğu gibi onunla da ilgilendi. Hastaneden taburcu olduktan sonra birkaç ay da evde baktı.
Engin Öztürk ; Bu iyileşme sürecindeki rolümden motive olarak komşularım ve arkadaşlarımla bir ‘Gönüllüler Grubu’ oluşturdum. Diyerek sözlerine devam ediyor. Rahmetli babaannem Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne sürekli bir şeyler örüp dikerek destek olurdu. Onu görerek farkında olmadan yardım etme duygusunun benim de içime yerleştiğini şimdi geriye bakıp düşündüğümde anlıyorum. Gönüllüler Grubu hızla büyüdü. 100 kişiye ulaştığımızda hastanelerle çalışmaya başladık.
Diğer yandan eşim hem ataerkil kültürün etkisi hem de hem de 5 Yaşında babası ölüp annesinin tekrar evlenmesi nedeniyle ailesinden uzak kalmış olması nedeniyle üstüme titrediği için benim gönüllü çalışmalarıma başta epey tepki gösterdi. İlk on yıl ciddi mücadeleler vermek zorunda kaldım. O baskı kurup katılımımı engellemeye çalıştıkça ben daha çok bilendim. Diyor.
İlk zamanlarda gönüllü çalışmalarımızı destekleyecek bir fonumuz yoktu. Evin kasasından kendime düşen payı biriktirmeye başladım. Et yemedim, süt içmedim, bunların tutarını bir kenara ayırdım. Dikiş dikmeyi öğrendim. Herkes uyuduktan sonra banyoya kapanır, çocukların kıyafetlerini gizli saklı diker, kıyafet paralarını gönüllü çalışmalar için arttırdım. Herkesten önce kalkar dışarıda işlerimi halleder, kaçamak şekilde çalışmalarımı yürütürdüm.
1984 yılında bir sağlık sorunu yaşadım. Ayaklarımda oluşan yumuşak doku tümörü nedeniyle bir dizi ameliyat geçirdim. Koltuk değnekleriyle yürümem gerekti ama gönüllü çalışmalarımı bırakmadım. Artık eşim bundan vazgeçemeyeceğimi ve iyi bir amaç için çalıştığımı anladı. Sonuçta evimi, ailemi, sorumluluklarımı hiçbir zaman ihmal etmediğimi de gördüğünden çalışmalarımı desteklemeye, sergilerinden sonra bağışlar yapmaya başladı. O dönemde ; eşi sanat atölyesini kurmuş ve çeşitli kuruluşlarla iyi ilişkiler geliştirmişti. Bu yakınlık üzerinden pek çok önemli yerde hastalar yararına kaynak geliştirme etkinlikleri düzenlediler ve buradan elde edilen gelirleri hastanelerin eksiklerini gidermek, cihaz ve ekipman alımı için kullandılar. Bu çalışmaların altına katkıda bulunan gönüllülerin isim plaketlerini hazırladılar.
Çalışmaları gören ve bilen üst düzey devlet görevlileri VAKIF olmalarını tavsiye ettiler. 15 arkadaş bir araya gelerek ,evrak işlerini hallettikten sonra iş malvarlığı koymaya geldi. Kimse mali katkıda bulunmaya yanaşmadığı için zor anlar yaşandı. Tam bir vakıf kurmak için yeterli olacak malvarlığını aile mirasımdan devralıp tek başına 1985 yılında arkadaşları ile birlikte “ HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfını” kurdu. Vakfın kuruluşundan sonra da hastanelerin bize tahsis ettikleri yerlerde zor şartlarda çalışmaya devam etti.. Daha sonra kendi ofislerini kurdular. Zamanla vakıf büyüdü, gelişti, şubeler açıldı.
Rahmetli Babası , hasta yatağındayken, kendisinin bu çalışmaları ne kadar ciddiye aldığını bildiğinden, ona bir hastane yaptırmasını vasiyet etti. Vefatından sonra Gölbaşı’nda vakıf arazisi aldı, vakıf yaşasın diye vakfa bağışladı, T.C. Sağlık Bakanlığı HASVAK Gölbaşı Devlet Hastanesini hizmete açıldı.. Hastaların yakınlarından hayır duaları, teşekkür telefonları alıyor olması onu bir kez daha gurur abidesi yaptı.
1999 Düzce depreminin ardından bölgede depremzedeler için HASVAK Kabalak Sağlık ocağını ve Sapanca Kreş ve Anaokulunu yaptırıp bağışladılar. Engin Öztürk; O dönemde kendisi Kanser hastası olduğu için, işlerden uzaklaşmak ve yönetim kurulu başkanlığını bırakmak zorunda kaldı. Yeni gelen yönetim kurulu üyeleri yolsuzluk yaparak hastanenin gelirlerine el koydular. Sonradan mali hesapları incelediğimde 1,5 trilyon TL borç ile karşılaştı. Hukuksal süreç başlattılar ancak her şeye neredeyse sil baştan başlamak zorunda kalındı. .Neyse ki faaliyet alanları göreceli ve yeterli oldukça genişti, iktisadi işlemler ve projelerle Vakfın yeniden büyüyebilmesini ve etkili olmasını sağlayabildi.
Bugün HASVAK, yurt içinde (on şube) ve yurt dışında (Hollanda ve Almanya) şubeleri ve binlerce üyesi bulunan bir vakıf haline gelebildi. Vakfın faaliyetleri arasında hastanelerde yatan hastalara gönüllü hasta hizmeti; devlet hastanelerinde cihaz, malzeme, ambulans bağışları; hastane ve sağlık merkezleri inşaatları, huzurevleri açılması, sağlık konusunda eğitime destek; ihtiyaç sahibi hastalara ayni ve nakdi yardımda bulunulması, tedavi ve ameliyatlarının yaptırılması yer alıyor.
Engin Öztürk’ ün hikayesi insanın isterse her şeyi yapabileceğinin bir göstergesi. Bağışçılara başladıkları işe devam etmeyeceklerse hiç başlamamalarını tavsiye ediyordu kendisi . Bağışçılık bambaşka bir faaliyettir ve ticarete benzemez. Bağışçılar bunu bilinçli olarak seçmeli ve sonuna kadar götürmeliler. Hepimiz bir gün bu dünyadan ayrılacağız ama ardımızda bırakabileceğimiz hoş seda ancak yaptığımız bu çalışmalar olabilir. Diyerek adeta ahde vefanın öneminden bahsediyor.
HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı kamu yararına çalışan bir vakıftır. HASVAK Yaşlılar İçin Sosyal Yaşam Evi Projesi, Ankara Kalkınma Ajansı Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı çerçevesinde desteklenmektedir.
Engin hanım son bir yıldır, büyük bir mücadele ,sağlığına zarar verecek kadar büyük bir üzüntü içindeydi.49 yıl aralıksız verdiği çok güzel hizmetlere veda edebilirdi. Ancak 2 gün önce bu olağanüstü mücadelesi inanılmaz bir müjdeyle sonuçlandı. Şimdi bu dünyada az rastlanan güzel olayı sizlere aktarıyor, ENGİN ÖZTÜRK arkadaşımızı bütün kalbimle tebrik ediyorum. Bakınız, Vakıftan (5) kuruş almadığım,yemek bile yemediğim, Vakfa hiç borcum olmadığı , Devletin resmi belgeleri ile belgelendi diyerek sözlerinin sonunda..
Tek başıma mal varlığımı koyarak kurduğum, 49 yıl emek verdiğim HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı’nı Devletime Bağışladığım için son derece gururluyum diyor. Başarılarından övgü ile söz ettiğim Engin Öztürk’ ün , sosyal yaşam ,siyasi alanında ve sivil toplum alanında, iş dünyasının kalkınmasına yaptığı hizmetler ile ülkesine olan sevgisi, Türk Sağlık hizmetleri yaşamında görülmedik düzeyde geleceğe odaklanmış ve gelecek adına birçok ilklere imza atmış olması, geniş bir vizyonu olan, sıra dışı, kendisini milletinin hizmetkârı olarak gören duruşu, bunun yanı sıra yardımsever kişiliği ve birçok kurum ve kuruluşa, öğrencilere yapmış olduğu sonsuz desteklerden dolayı “
Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak yazı dizimizin ana temasına vurgu yaparak, başarının anlamını ütopik bir felsefi mercekten inceleyerek Aybeniz Güller’i yazmak kaleme almak bizleri son derece mutlu kıldı.
Başarı zenginlik, şöhret veya sosyal statü ile tanımlanmaz. Aksine, neşe, ilişkiler, yaratıcılık ve herkesi ve her şeyi olumlu yönde etkileyerek hayatı dolu dolu yaşamak anlamına gelir.
Bir çok kişiye kariyerinde ne istediği sorulsa başarılı olmak isterim cevabı alınır. Ne olursa başarılı hissedeceğini sorarsanız uzunca düşünmesi gerekir. Çok kazanmak bize yüklenen bir başarı kriteri olsa da çok kazanan herkesin bu duyguya sahip olmadığı düşünüldüğünde başka kriterlerin varlığı kendini gösteriyor!
Besteci,Söz Yazarı, Koro Şefi,Kültür ve Sanat Yöneticisi Aybeniz Güller , Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olan Aybeniz Güller; 100’den fazla eserin bestecisi ve söz yazarıdır. Eserleri devlet fonlarında yer almakta, tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmekte ve çeşitli film, marş ve sahne projelerinde kullanılmaktadır. Sanat yaşamının yanı sıra kültürel ve toplumsal projelerde aktif rol almakta, uluslararası kadın ve barış odaklı sivil toplum çalışmalarına liderlik etmektedir.
Besteci & Söz Yazarı olan Aybeniz Güller’in 100’den fazla müzik eserinin bestesi var. Bunlardan 5 eseri Devlet Fonunda kayıtlı eserler Marş, rekla, film müziği ve sahne eserleri üretiminde büyük eserleri var. 1993–2000 yılları arasında 705 sayılı askerî birlikte kültür yardımcısı olarak görev yaptı. 9 (Dokuz) yıl süreyle Filarmoni bünyesinde koro şefi olarak çalıştı; çok sayıda konser ve kültür programının düzenlenmesinde aktif rol aldı. Bunun yanı sıra, Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı’nın kurucu başkanı olarak toplumsal ve kültürel projelerde görev almakta.
Kendini Zorlamadan Başarmak İtkiyle Değil, Akışla İlerlemek “Başarının bedeli vardır”, “Çalış, didin, zorla”, “Kendini zorlamazsan ilerleyemezsin”…
Bu cümleler, çoğumuzun zihninde başarıya giden yolun acıyla, sabırla, dirençle dolu olması gerektiğini fısıldar. Ancak son yıllarda hem psikoloji hem de üretkenlik alanındaki araştırmalar, bu kalıpları sorgulamaya başladı. Gerçekten de her şey zorlama ile mi mümkün? Ya da bir başka yol olabilir mi: Akışla ilerlemek.
İtki mi, Akış mı? İtki (push), çoğu zaman dışsal motivasyonla hareket etmeyi ifade eder. Zorlayarak, iradeyle, kendini sürekli iterek bir hedefe yönelirsin. Bu, kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede tükenmişlik, motivasyon kaybı ve kronik stresle sonuçlanabilir.
Akış (flow) ise içsel bir ritmi takip etmektir. Enerjini zorla değil, doğal bir yönelimle harekete geçirmektir. İlginin ve becerinin kesiştiği noktada, zamanın aktığı ve senin “zamanı unuttuğun” o özel zihinsel durumu tanımlar. Zorlama yoktur ama yoğun bir mevcudiyet vardır.
Yani mesele şu: Zorlamak değil, doğru frekansı bulmak.
Kendini Zorlamadan Nasıl Başarırsın? Ritmini keşfet: Ne zaman daha iyi odaklanıyorsun? Ne tür görevlerde zamanın akıp gidiyor? Kendini gözlemle.
Küçük başla: Büyük hedefler, küçük ve seni yormayan adımlarla daha sürdürülebilir olur.
İç motivasyonunu hatırla: Bir işi neden yaptığını kendine tekrar tekrar hatırlat. Dış baskı değil, iç anlam seni besler.
Durmayı öğren: Zihnin tıkandığında zorlamaya devam etmek yerine durmak, bazen daha büyük bir ilerlemeyi mümkün kılar.
Keyif almayı ciddiye al: Başarı sadece sonuçla değil, yolda hissettiklerinle de ilgilidir. Kendine keyif alarak ilerleme hakkını tanı.
Sonuç: “Çok çalışmak” mı, “doğru şekilde ilerlemek” mi?
Toplumun bize öğrettiği başarı hikâyeleri çoğu zaman ter, gözyaşı ve acıyla doludur. Ama gerçek şudur: Başarı her zaman savaşarak gelmek zorunda değildir. Zihnini, bedenini ve duygularını zorlamadan, kendi ritminle ilerlediğinde de yüksek başarıya ulaşabilirsin diyor..
Aybeniz Güller’in Öne Çıkan Eserleri
“705 Sayılı Marş – Şuşa”- İcra: Alim Qasımov-Rekviem (Ölüm Marşı)-Söz: Güler Gemli-Müzik: Aybeniz Güller- “Ulu Önderimizin Anısına – Ömürlük Prezident Olsun”- Söz: Güler Gemli Klip ve Dijital Yayınlar İcra: İbrahim Akkef- Söz: Hemid Kaya-Müzik: Aybeniz Güller- YouTube ve dijital platformlarda klip yayınları
Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı Kurucu Başkanlığı yapan Aybeniz Güller, “Batı Azerbaycan Benim Vatanımdır” * “Kadına Şiddete Son Diyoruz” – Proje organizasyonu ve sanat koordinasyonu yaptı. Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı – Fahri Üyeliği mevcut.
Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir. Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin.
Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki fırsatın, yarın ise yazacağın hikâyedir. Dünü silemezsin; ondan ders alabilirsin.
Bugünü erteleyemezsin; çünkü fırsat tam da şu andır. Bugünü erteleme ve fırsatı kaçırma……
12 Nisan 2026 tarihli başta ”Türk İş dünyası Haber ve Diplomat Dergisi” olmak üzere 2 gazetemizde “İyi ki varsın” isimli yazı dizimizin konuğu, medya ve iletişim dünyasında iz bırakan tecrübeleri, vizyoner projeleri ve güçlü iletişim becerileriyle tanınan bir isim etkin bir değer; Derya Özgören’e yer vermiştim. Eğitim yıllarının Üniversite ayağında, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Türkiye’nin ilk özel üniversitesi, Cenajans’ın sahibi Nail Keçili’nin açtığı Akademi İstanbul Radyo Televizyon Bölümü“nde gerçekleştirdi. Burada Betül Mardin, İlber Ortaylı, Yalçın Bayer, Orhan Kural ve Emre Kınay gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı.
2 yıl öncesine değin, Önce Vatan Gazetesinde tam sayfa Moda köşe Yazarlığı yapan Moda DİREKTÖRÜMÜZ ve köşe yazarımız ,şu anda da Breaking News Türkiye’de Moda Direktörü ve köşe Yazarlığına devam etmektedir. Ünlü stil danışmanları, oyuncular, müzisyenler gibi kamuoyunun gözü önünde olan isimlerin moda alanındaki, stil danışmanlığı vizyonuna da göz kırpmıştır sadece kıyafet seçmekle kalmayıp; aynı zamanda trendlerinin belirlenmesi, markalarla iş birliği yapması için sayısız çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir. Basın PR Danışmanlığı Uzmanlık alanında; Burcu Güneş,Hülya Avşar,İbrahim Tatlıses, Yıldız Tilbe,Ebru Yaşar, Tan Sağtürk,Harun Kolçak,Cihan Ünal, Burçin Terzioğlu, Vildan Atasever, Deniz Çakır gibi ünlü isimleri görmek mümkün.. Kadın Kadının Düşmanıdır Çiğdem Savaş &Erkan Eken&Derya Özgoren projesi yanı sıra, Cumhuriyet Kadınları Projesi, Lerzan Mutlu Basın Danışmanlığı ve Menajerlik, Atv Gündüz kuşağı, Kanal D Program ,Show Tv Gündüz kuşağı Program, Fox Tv Gündüz kuşağı Programlarında ismini sıkça duyduğumuz isim olmayı başarmıştır. Ayrıca şu an da da Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri jüriligi ve Jüri Genel Koordinatörlük görevine de devam etmektedir. Günümüzde, Dönem dönem Dünya Modasında sürekli yeni tasarımlar trend haline geliyor ve özellikle hazır giyim firmaları çoğu zaman birbirine çok benzer tasarımları ardı ardına piyasaya sürüyor. Bu yüzden sokak modası adı altında yeni bir dünya ortaya çıktı ve herkes kendi bireysel modasını yaratmaya başladı. Trendler artık bu sokak modasına göre şekillenerek yeni bir akım oluştu. Her zaman dediğim gibi “Moda Kendi Stilini Yaratmaktır “ tam da bu noktada yerini buldu aslında….
Yarın Adına … Basın PR Danışmanlığı için de şu ifadeleri ile adeta yazı dizimize ışık tutuyor.
Geleceğin PR ve Basın Danışmanlığı Ülkemizde artık, malesef ki Medya takibi ve hedef kitle analizi yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde yapılır hale gelmiş durumda. Geleneksel gazeteler ile sosyal medya influencer’ları ortak bir planda yönetilir hale gelmiş pozisyonda. Bu nedenle dijital dünyadaki ani olaylara karşı anlık ve şeffaf tepki verme zorunluluğu var. Geleneksel PR ın halen başarılı olduğunu düşünen Derya Özgeren ,Standart haberler yerine, doğrudan okuyucuya değer katan özgün hikayeler öne çıkması fikrini savunuyor
“Çok çalışmak seni ileri götürür ; tecrübe ise neyi neden yaptığını öğretir. Çünkü başarı, harcanan emekten değil, o emeğin sana kattığı akıl ve birikimden doğar.”
Belki bazılarına klişe gibi gelebilir ama benim her zaman hayattaki mottom
“İşleyen Demir Pas Tutmaz”
sözü ile adeta yazı dizimizin ana temasına vurgu yapıyor. Derya Özgören’in Dünden bugüne bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin gelecekte de başta ülkemiz sonrasında dünyamız adına, sosyal yaşam ve sosyalleşme alanında katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların tam 4 katı! İşte tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak, GKL programımızla, üniversitelerinin son sınıfında ya da yeni mezun genç kadınları, topluma ve iş yaşamına hazırlıyor, onların beceri ve duyarlılıklarını geliştiriyor ve onlara kariyerleri boyunca eşlik edecek donanımlar kazandırıyoruz. Programımızla birincil amacımız, kadınların ekonomiye katılımını desteklemek. Bunu iş hayatına yeni başlayacak genç kadınları bilgiyle donatarak, özgüvenlerini sağlamlaştırmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.
Kadın liderler genellikle bir sonraki seviyeye geçmek için düşündüklerinden daha hazırdırlar. Liderlerin herkesin başarılı olabileceği bir kültür geliştirmesini sağlamak için, sponsorlar nitelikli kadın liderleri bir sonraki seviyeye davet etmelidirler; kendilerini hazır hissetmeseler bile. Uygulamada bu, sponsorları yeni liderlerin savunucusu olarak hareket etmeleri için donatmak, görünürlüğü artırmak için fırsatlar yaratmak ve kritik yetenek tartışmalarında sponsorluk alanların potansiyelini savunmak anlamına gelir. Bu savunuculuk, yüksek potansiyelli yeteneklerin gözden kaçmasını önler.”
“Cam tavan” terimi, tarihsel olarak, yeterince temsil edilmeyen gruplardaki insanların kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen birçok görünmez engeli tanımlamak için bir metafor olarak kullanılmıştır. Giderek artan sayıda kadın CEO, bu engellerin aktif olarak sorgulandığının canlı kanıtıdır; ancak herkes için gerçek eşitlik ve adil fırsat elde etmek için daha yapılacak çok iş vardır
Günümüzün kadın CEO’ları ve iş liderleri, iş dünyasında gelecek nesil kadınlar için yolu açmaya henüz yeni başladılar. İş dünyası değişmeye devam ederken, yönetici olmak isteyen kadınların kariyer yollarında onlara rehberlik edecek görünür rol modellerine ve diğer kaynaklara ihtiyaçları var.
Bu yıl,Dünyanın dört bir yanından gelen kadın liderler, bakanlar, CEO’lar ve girişimciler 2026 Küresel Kadın Zirvesi için İstanbul’da bir araya geldi. 45 ülkenin temsil edildiği zirvede, kadın liderliğinin ekonomik büyüme, yatırım ve uluslararası iş birlikleri üzerindeki dönüştürücü etkisi masaya yatırıldı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen Küresel Kadın Zirvesi (Global Summit of Women), 4-6 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul Hilton Bomonti gerçekleştirilen tören ile “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda bir araya geldi.
“Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor ” başlığındaki Ana Temada oldukça iddialı bir isimle tanışmak üzere ..
Düzenlenen bu Zirveye katılamamanın burukluğunu yaşayan isim Lale Şahin ASLANHAN’a değinmeden geçemezdik.
1985 İstanbul doğumlu, İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından, Beykent Üniversitesi’nde Finans MBA olarak yüksek lisans eğitimini tamamladı. İlk profesyonel hayatına Kiler Holding A.Ş.’de Finansal Kontrolör olarak başladı.FİBA Holding’in iştiraki olan Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik firmasında Bütçe ve Raporlama Yöneticisi, akabinde Reynaers Aluminyum firmasında Türkiye, Azerbaycan ve İran’dan sorumlu CFO olarak çalışmalarına devam etti. Sonrasında, Erse Kablo firmasında Bütçe ve Finans Direktörü, Grand Medical İlaçları grubunda Avrupa, Orta Doğu ve Asya Ülkelerinden sorumlu CFO ve son olarak ise Tera Yatırım Teknoloji Holding A.Ş firmasında ise Tera Yatırım Menkul Kıymetler, Tera Yatırım Bankası, Tera Finans Faktoring , Tera Portföy ve Tera Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı firmalarından sorumlu Mali İşler Grup Direktörü olarak çalıştı.
Çalışma hayatında halen Stratejik Finans Lideri ve Yönetim Danışmanı olarak devam ediyor.
Lale Şahin Aslanhan, New York Academy’de ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nde Proje Finansmanı Modelleme sertifikasyonuna sahip. Mesleğinin yanı sıra STK üyeliklerinde aktif olarak görev almakta olup Yönetim Danışmanları Derneği’nin üyesi.
İlk izlenimler saniyeler içinde oluşur diyen ASLANHAN,
“Daha el sıkışmadan veya “Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum” demeden önce, karşınızdaki kişi kendinizi nasıl sunduğunuza bakarak çoktan bir fikir edinmiş olur.
Bu, bazıları için korkutucu bir gerçek olabilir. Ancak Next Level Wardrobe olarak ben bunu, bir anı ele geçirmek için güçlü bir fırsat olarak görüyorum.
Özgüvenle giyinmek, trendleri körü körüne takip etmek anlamına gelmez. Aksine Öncelikle beni sonra Kurumsalı olduğum Firmamı temsil eder diyor .
Mesleği ile ilgili birçok finans zirvesine konuşmacı olarak katılmış, 2025 yılında Eduplus Consulting tarafından Avrupa’nın en prestijli finans ödüllerinden biri olan “Finance Network Awards 2025” mesleki başarı ödülüne hak kazanmıştır, 2026 yılında ise İstanbul İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen Türkiye Kadın Zirvesi’nde “Yılın CFO”su ödülüne layık görülmüştür.
2026 yılının 2. Dilimi ve 2027 yılı adına hedef büyüten ASLANHAN’a göre,
Firmalarda Döngüsel ekonomiyi güçlendirmek için operasyonel kaynaklara ihtiyaç olduğunun altını bir kez daha çizerek, hedef büyüten bir CEO olmak istiyor.
Sürdürülebilirlik hedeflerinin doğrultusunda mobilite, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji finansmanı öncelikli alanları arasında yer almaya devam edeceginin sinyallerini veriyor.
Artık Türkiye’nin Enerjisinde bende varım.İnşallah hep birlikte güçlü ve verimli bir yıl olur.. diyor.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.