Köklü geçmişi ile Roma, Bizans, Selçuklu’dan Osmanlı’ya geçiş, Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerinin mekânsal ve mimari özelliklerini günümüze taşıyan kültür ve tarih kenti Büyük Cihan Devleti Osmanlı’nın ilk başkenti Birçok uygarlığı bağrına basmış bir anne… Evliya ÇELEBİ’nin beş kez ziyaret ettiği ve kendi ifadesiyle “Velhasıl Sudan İbarettir” suyu ile tokalaşmak güvendir, berekettir, şifadır. Havlusuyla tanışmak ayrıcalıktır, huzur verir. Havasını solumak ise tarihin bir sırrını paylaşıyormuş gibi hissettirir diyerek övgü ile bahsettiği aynı zamanda ilklerin şehri tarih ve kültür kenti Bursa
“İyi ki Varsın” yazı dizimde, Türkiye’de ananelerine bağlı,misafirperver, mütevazı bir anne, hem siyasi hem de iş dünyasında cesur, atılımcı, aydın ve erdem sahibi dinamik bir iş kadını HASVAK Vakfı kurucusu ,
Ülkemizde 10 ayrı ülkeden 480 adet Ödülü bulunan ve HASVAK Vakfı “Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı” mızı Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağışlamış bir vatandaş olarak son derece gururlu . Dünyada ilk kez olarak Ödül veren Ülkeden Vatanı’ nın Bayrağını Hollanda Devletinin Ödülü olarak “Hollanda da Posta Pullarının Bir Gün Türk Bayraklı ” Posta Pulları Logosu olarak çıkartılmasını sağlayan başaran tek insan Engin Öztürk’ e yer verdim.
Bursa’da 5 kardeş, iki manevi abla ve babaannenin olduğu geniş bir ailenin içinde büyüyen. Tekke ve Mevlevihane çocuğu. Üniversite için Ankara’ya gelene kadar, bir yandan dini değerle beslenerek diğer yandan modern yaşamın getirdiği nimetlerden faydalanarak rahat bir yaşam sürdürdü. müstakbel eşi ile tanıştı. 1974’te Kıbrıs Çıkarmasından sonra eşi ile birlikte yaralı askerleri ziyarete giderek hastane çalışmalarına başladı . Onun yaşamı ,çocuk büyütmek, eşinin Resim, mimarlık akademisi ve İtalya Peruca Üniversitesi, olmak üzere 3 üniversite tahsili daha yapmasına destek olmak ve diğer aile gerekliliklerini yerine getirerek geçmekteydi.
İlk olarak eşi ile başlattığı hastane ziyaretlerini her geçen gün sıklaştırarak devam ettirdi.. Servisleri geziyor, kimisinin mektuplarını yazıyor, kimisinin ufak tefek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordu. Derken herkesin ümidini kestiği, sekiz ameliyat geçirmiş, hayatta kalma mücadelesi gösteren Kıbrıslı Mücahit ile karşılaştı. Yarası çok ağırdı, patlamanın etkisiyle akciğerleri parçalanmış platin tellerle tutturulmuştu. Ağrılarını biraz dindirebilmek için koluna masaj yaparken elinin kıpırdadığını fark etti, bir şey anlatmak istiyor gibiydi. Destek verdiğimde elini göğsüne doğru götürdüğünü gördü. Zar zor kurduğu iletişimle ceketinin cebinde bulunan kağıtta ailesinin iletişim bilgilerinin bulunduğunu ve onlara ulaşmamızı istediğini anladı. Ailesine telgraf çekti ve onların gelmesini sağladı. Onu kaderine bırakmak istemedi ve diğer hastalarla olduğu gibi onunla da ilgilendi. Hastaneden taburcu olduktan sonra birkaç ay da evde baktı.
Engin Öztürk ; Bu iyileşme sürecindeki rolümden motive olarak komşularım ve arkadaşlarımla bir ‘Gönüllüler Grubu’ oluşturdum. Diyerek sözlerine devam ediyor. Rahmetli babaannem Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne sürekli bir şeyler örüp dikerek destek olurdu. Onu görerek farkında olmadan yardım etme duygusunun benim de içime yerleştiğini şimdi geriye bakıp düşündüğümde anlıyorum. Gönüllüler Grubu hızla büyüdü. 100 kişiye ulaştığımızda hastanelerle çalışmaya başladık.
Diğer yandan eşim hem ataerkil kültürün etkisi hem de hem de 5 Yaşında babası ölüp annesinin tekrar evlenmesi nedeniyle ailesinden uzak kalmış olması nedeniyle üstüme titrediği için benim gönüllü çalışmalarıma başta epey tepki gösterdi. İlk on yıl ciddi mücadeleler vermek zorunda kaldım. O baskı kurup katılımımı engellemeye çalıştıkça ben daha çok bilendim. Diyor.
İlk zamanlarda gönüllü çalışmalarımızı destekleyecek bir fonumuz yoktu. Evin kasasından kendime düşen payı biriktirmeye başladım. Et yemedim, süt içmedim, bunların tutarını bir kenara ayırdım. Dikiş dikmeyi öğrendim. Herkes uyuduktan sonra banyoya kapanır, çocukların kıyafetlerini gizli saklı diker, kıyafet paralarını gönüllü çalışmalar için arttırdım. Herkesten önce kalkar dışarıda işlerimi halleder, kaçamak şekilde çalışmalarımı yürütürdüm.
1984 yılında bir sağlık sorunu yaşadım. Ayaklarımda oluşan yumuşak doku tümörü nedeniyle bir dizi ameliyat geçirdim. Koltuk değnekleriyle yürümem gerekti ama gönüllü çalışmalarımı bırakmadım. Artık eşim bundan vazgeçemeyeceğimi ve iyi bir amaç için çalıştığımı anladı. Sonuçta evimi, ailemi, sorumluluklarımı hiçbir zaman ihmal etmediğimi de gördüğünden çalışmalarımı desteklemeye, sergilerinden sonra bağışlar yapmaya başladı. O dönemde ; eşi sanat atölyesini kurmuş ve çeşitli kuruluşlarla iyi ilişkiler geliştirmişti. Bu yakınlık üzerinden pek çok önemli yerde hastalar yararına kaynak geliştirme etkinlikleri düzenlediler ve buradan elde edilen gelirleri hastanelerin eksiklerini gidermek, cihaz ve ekipman alımı için kullandılar. Bu çalışmaların altına katkıda bulunan gönüllülerin isim plaketlerini hazırladılar.
Çalışmaları gören ve bilen üst düzey devlet görevlileri VAKIF olmalarını tavsiye ettiler. 15 arkadaş bir araya gelerek ,evrak işlerini hallettikten sonra iş malvarlığı koymaya geldi. Kimse mali katkıda bulunmaya yanaşmadığı için zor anlar yaşandı. Tam bir vakıf kurmak için yeterli olacak malvarlığını aile mirasımdan devralıp tek başına 1985 yılında arkadaşları ile birlikte “ HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfını” kurdu. Vakfın kuruluşundan sonra da hastanelerin bize tahsis ettikleri yerlerde zor şartlarda çalışmaya devam etti.. Daha sonra kendi ofislerini kurdular. Zamanla vakıf büyüdü, gelişti, şubeler açıldı.
Rahmetli Babası , hasta yatağındayken, kendisinin bu çalışmaları ne kadar ciddiye aldığını bildiğinden, ona bir hastane yaptırmasını vasiyet etti. Vefatından sonra Gölbaşı’nda vakıf arazisi aldı, vakıf yaşasın diye vakfa bağışladı, T.C. Sağlık Bakanlığı HASVAK Gölbaşı Devlet Hastanesini hizmete açıldı.. Hastaların yakınlarından hayır duaları, teşekkür telefonları alıyor olması onu bir kez daha gurur abidesi yaptı.
1999 Düzce depreminin ardından bölgede depremzedeler için HASVAK Kabalak Sağlık ocağını ve Sapanca Kreş ve Anaokulunu yaptırıp bağışladılar. Engin Öztürk; O dönemde kendisi Kanser hastası olduğu için, işlerden uzaklaşmak ve yönetim kurulu başkanlığını bırakmak zorunda kaldı. Yeni gelen yönetim kurulu üyeleri yolsuzluk yaparak hastanenin gelirlerine el koydular. Sonradan mali hesapları incelediğimde 1,5 trilyon TL borç ile karşılaştı. Hukuksal süreç başlattılar ancak her şeye neredeyse sil baştan başlamak zorunda kalındı. .Neyse ki faaliyet alanları göreceli ve yeterli oldukça genişti, iktisadi işlemler ve projelerle Vakfın yeniden büyüyebilmesini ve etkili olmasını sağlayabildi.
Bugün HASVAK, yurt içinde (on şube) ve yurt dışında (Hollanda ve Almanya) şubeleri ve binlerce üyesi bulunan bir vakıf haline gelebildi. Vakfın faaliyetleri arasında hastanelerde yatan hastalara gönüllü hasta hizmeti; devlet hastanelerinde cihaz, malzeme, ambulans bağışları; hastane ve sağlık merkezleri inşaatları, huzurevleri açılması, sağlık konusunda eğitime destek; ihtiyaç sahibi hastalara ayni ve nakdi yardımda bulunulması, tedavi ve ameliyatlarının yaptırılması yer alıyor.
Engin Öztürk’ ün hikayesi insanın isterse her şeyi yapabileceğinin bir göstergesi. Bağışçılara başladıkları işe devam etmeyeceklerse hiç başlamamalarını tavsiye ediyordu kendisi . Bağışçılık bambaşka bir faaliyettir ve ticarete benzemez. Bağışçılar bunu bilinçli olarak seçmeli ve sonuna kadar götürmeliler. Hepimiz bir gün bu dünyadan ayrılacağız ama ardımızda bırakabileceğimiz hoş seda ancak yaptığımız bu çalışmalar olabilir. Diyerek adeta ahde vefanın öneminden bahsediyor.
HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı kamu yararına çalışan bir vakıftır. HASVAK Yaşlılar İçin Sosyal Yaşam Evi Projesi, Ankara Kalkınma Ajansı Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı çerçevesinde desteklenmektedir.
Engin hanım son bir yıldır, büyük bir mücadele ,sağlığına zarar verecek kadar büyük bir üzüntü içindeydi.49 yıl aralıksız verdiği çok güzel hizmetlere veda edebilirdi. Ancak 2 gün önce bu olağanüstü mücadelesi inanılmaz bir müjdeyle sonuçlandı. Şimdi bu dünyada az rastlanan güzel olayı sizlere aktarıyor, ENGİN ÖZTÜRK arkadaşımızı bütün kalbimle tebrik ediyorum. Bakınız, Vakıftan (5) kuruş almadığım,yemek bile yemediğim, Vakfa hiç borcum olmadığı , Devletin resmi belgeleri ile belgelendi diyerek sözlerinin sonunda..
Tek başıma mal varlığımı koyarak kurduğum, 49 yıl emek verdiğim HASVAK Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı’nı Devletime Bağışladığım için son derece gururluyum diyor. Başarılarından övgü ile söz ettiğim Engin Öztürk’ ün , sosyal yaşam ,siyasi alanında ve sivil toplum alanında, iş dünyasının kalkınmasına yaptığı hizmetler ile ülkesine olan sevgisi, Türk Sağlık hizmetleri yaşamında görülmedik düzeyde geleceğe odaklanmış ve gelecek adına birçok ilklere imza atmış olması, geniş bir vizyonu olan, sıra dışı, kendisini milletinin hizmetkârı olarak gören duruşu, bunun yanı sıra yardımsever kişiliği ve birçok kurum ve kuruluşa, öğrencilere yapmış olduğu sonsuz desteklerden dolayı “
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Türk Mutfağı Haftası” kapsamında İstanbul’da düzenlenen “Bir Sofrada Miras” programına katıldı.
Programda konuşan Emine Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi.
Türkiye, Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü bir kez daha koruyarak sürdürülebilir turizmdeki küresel gücünü tescilledi. 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yatın ödül aldığı 2026 listesinde; Bakanlığın ücretsiz girişli halk plajları da büyüyen yatırımlar ve yeni adreslerle dikkat çekti.
Türkbükü’nün de dahil olduğu yeni tabloyla Türkiye kıyıları, çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve uluslararası kalite anlayışıyla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü aktörlerinden biri olmayı sürdürdü.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişlettikleri vurgusu yaptı.
Türkiye, sürdürülebilir turizm ve çevre odaklı kıyı yönetimindeki istikrarlı yükselişini 2026 Mavi Bayrak sonuçlarıyla bir kez daha dünyaya gösterdi. Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü koruyan Türkiye; büyüyen plaj ağı, uluslararası standartlardaki halk plajları ve yeni yatırımlarla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü ülkeleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı.
Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE tarafından açıklanan 2026 yılı Mavi Bayrak ödüllerine göre Türkiye genelinde Mavi Bayrak dalgalanan plaj sayısı 577’den 580’e yükseldi. Türkiye, plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan’ın ardından bir kez daha dünyanın en başarılı üçüncü ülkesi oldu.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından İzmir Foça’da kamuoyuyla paylaşılan sonuçları değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişletmeye devam ettiklerini vurguladı.
Türkiye sahillerinin artık bir dünya markası haline geldiğini belirten Ersoy, Bodrum Türkbükü Ücretsiz Girişli Halk Plajı’nda da bu yıl ilk kez Mavi Bayrak dalgalanacağını ifade etti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı gibi paydaş kurumlara teşekkür eden Bakan Ersoy, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Sahillerimiz artık dünya markası! Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğümüzü bir kez daha koruduk. 2026 yılında 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yat Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Böylece Türkiye; çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve sürdürülebilir kıyı yönetimindeki güçlü konumunu uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledi. Akdeniz’deki mavi rekabette güçlü yükselişimizi sürdürürken ücretsiz girişli halk plajlarımızı da uluslararası standartlarla büyütmeye devam ediyoruz. Bu yıl Bodrum Türkbükü Halk Plajımız da Mavi Bayraklı halk plajlarımız arasına katıldı. Yeni halk plajı projelerimizle Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını daha da genişleteceğiz. Bu başarıda emeği bulunan TÜRÇEV başta olmak üzere tüm paydaş kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize ve turizm sektörümüze teşekkür ediyorum.”
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.