Ülkemizde, farklı bir siyaset anlayışının hakim olduğunu, siyasetin halkı ikna etmek üzerine değil, halkı soyutlaştırmak parçalamak alanında ilerleme kaydettiğini vurguladı.
ANAYOL olarak çoğulcu anlayışa sahip çıktığını anlatan Öztürk, böylece, azınlıkta kalmış ve görmezden gelinen halkların ve kültürlerin yok olmaması için bir mücadele başlattığını, ancak bu mücadelenin amacına ulaşabilmesi için öncelikli olarak bu grupların kendilerine önemli görevler düştüğünü belirtti. Bu görevi “kendi haklarına sahip çıkıp çözüm talep ederek, siyasete etki etmek” şeklinde tarif ederek, “Anayol Partisi, işte bu talepleri takip misyonunu üstlenmiş bir partidir” dedi.
Türkiye’de pek çok farklı kimlik olduğunu, bunların mensuplarının kitle partileri içinde meclise de girdiğini fakat hiçbirinin özgüvenle çıkıp kendi kimlik sorunlarını meclis kürsüsünde seslendiremediklerini söyledi. Bunu, içinde bulundukları siyasi kurumların bu tür ileri söylemlere izin vermiyor olması ile açıklayan Öztürk, böyle bir durumda yapılacak işin duruma rıza göstermek değil, kendi siyasi platformunu oluşturarak mücadelesini vermek olduğunu söyledi ve “Ben işte bu sebeple Anayol çatısı altında mücadelede yer alacağım.
Kadının siyasetten ekonomiye kadar toplumsal hayattaki yerini değerlendirerek sözlerine devam eden Öztürk…
“Kadın hakları ve temsiliyeti alanında geçmişe kıyasla önemli bir mesafe kat edildi.Ancak gelinen nokta, hala kabul edilebilir bir nokta değildir” ifadesini kullandı.
“Siyasette kadın temsiliyeti” konusunda, “Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın Milletvekili sayısının geçmişe kıyasla arttığını belirterek .“Bu temsiliyetin artması, kadın dayanışması ve bu tür etkinlikler sayesinde mümkün oldu”
Türk Siyasi arenasında,ülkede 1977 yılına kadar kadınların eşit işe eşit maaş alamadığını, 1960 yılına kadar ise seçme ve seçilme hakkına sahip olmadığını hatırlattı. Günümüzde Cumhuriyet Meclisi’ndeki kadın Milletvekili sayısının 100 ler ile anlatıldığı, bu rakamın yeterli olmadığını vurgulayarak, “Bu ülkede Bakanlar Kurulu’nda kadın yok. İş dünyasında ise kadınlar hak ettikleri konumda değil” dedi. Kadın haklarına yönelik yasal düzenlemelerin temelinde de kadın dayanışmasının yattığını ifade eden Öztürk, “Cinsiyet kotasının ve aile yasasındaki değişikliklerin önünü birlikte açtık. Ancak sadece mevzuatı değiştirmek yeterli değil, hayatın her alanında zihniyet dönüşümü sağlanmalı” dedi.
Eğer kadın mutluysa, toplum da mutludur. Eğer kadın huzurluysa, ülke de huzurludur.” moddosu ile sözlerine devam eden Öztürk,
Kadının toplum içindeki yerinin tarih boyunca büyük değişimler geçirdiğini ifade ederken,
“Geçmiş çağlarda kadın, kimliksizlik ve değersizlikle mücadele ederken, günümüzde toplumun temel taşı olarak kabul edilmektedir” dedi. Kadınların sadece aile içinde değil, sosyal, ekonomik ve bilimsel alanlarda da etkin olması bir gerektiğini vurgulayarak “Eğer kadın mutluysa, toplum da mutludur. Eğer kadın huzurluysa, ülke de huzurludur. Eğer kadın refah içindeyse, eğer kadın umut içindeyse toplum da o kadar refah içinde, gelecek için de o kadar umut içerisindedir” dedi.
Kadınların çalışması, üretmesi ve toplumun şekillenmesinde aktif rol alması gerektiğini belirten Öztürk.. Bunun bir ülkenin ilerlemesi için kritik olduğunu söyledi. Günümüzde tam anlamıyla kadın erkek eşitliğinin sağlanamadığna işaret ederken
“Kadınların hak ettikleri konuma ulaşmaları için toplumsal farkındalığın artırılması ve kadın-erkek eşitliğini güçlendirecek politikaların uygulanması büyük önem taşıyor. Kadınlarını dışlayan bir toplum bambaşka bir kalabalık haline gelmiş demektir” ifadelerini kullandı.
Kadınların siyasete eşitlikçi katılımı demokrasinin olmazsa olmazı. Güçlü ve canlı demokrasilerin inşası ve sürdürülmesi için şart. Meclis’te kadın sayısı arttıkça Meclis’in yapısı nüfusun yapısına daha fazla benziyor, nüfusun temsili daha adil oluyor. Demokrasi temsili ve kapsayıcı olunca da hükümet kurumlarına güven artıyor.
Kadınlar yalnızca kendi gereksinimlerine odaklanmıyor. Çoğu toplumda aile fertlerine bakım yükümlülüğü kadınların üstünde ve ailelerinde genç, çocuk, yaşlı, engelli, LGBT bireyler de olduğundan, onların gereksinimlerinin farkındalar. Çocuk, hasta, engelli bakımı sektöründe çalışanlar da çoğunlukla kadın. Yani toplumu en iyi onlar biliyor ve sağlık, barınma, refah, eğitim, sosyal adalet ve benzeri konulara daha duyarlılar. Kadın siyasetçiler bu konulara olan duyarlılıklarından dolayı yasama çalışmalarında da bu konulara -erkeklerden daha fazla- öncelik veriyorlar. Kendi seçmenlerini temsil etmek için daha çok çalışıyor, toplumun kaygılarına ve ihtiyaçlarına daha fazla duyarlılık gösteriyorlar. Dünyanın farklı yerlerindeki gelişmekte olan ülkelerden elde edilen veriler, kadınların siyasi hayata katılımındaki artışın genellikle sosyoekonomik koşulların iyileşmesine yol açtığını gösteriyor. Kadınların siyasette sayıları arttıkça çocuklara, engelli yetişkinlere ve yaşlılara daha fazla miktarda para harcanıyor; yetişkinlerin ve çocukların sağlığının iyileştiği görülüyor.
Kadınların siyasete eşitlikçi katılımı demokrasinin olmazsa olmazı. Güçlü ve canlı demokrasilerin inşası ve sürdürülmesi için şart. Meclis’te kadın sayısı arttıkça Meclis’in yapısı nüfusun yapısına daha fazla benziyor, nüfusun temsili daha adil oluyor. Demokrasi temsili ve kapsayıcı olunca da hükümet kurumlarına güven artıyor.
Kadınlar salt ailenin değil, aynı zamanda toplumun da “bakıcısı” olduklarından; toplumun günlük yaşamını, vatandaşların ihtiyaçlarını çok iyi biliyorlar. Bu nedenle siyasetin kapsamına günlük yaşamı etkileyecek konuların dahil edilmesini sağlıyorlar. Politikalar yurttaşın yaşamına dokundukça, yaşam kalitesini artırdıkça demokratik rejime güven de artıyor.
Dünya çapında kadın politikacılar genellikle erkek meslektaşlarına göre daha dürüst ve daha duyarlı olarak algılanıyor; bu nitelikler demokratik kurumlara güveni teşvik ediyor.
Temsil önemlidir. Oy vermek önemlidir. Aday olmak önemlidir. Siyasette kalmak önemlidir. Yasal eşitliği ancak kadınların yasa yapma sürecinde temsil edilmeleri sağlar.
Burada kadınların siyasette yer almasının etkilerini anlatmaya çalıştım. Fakat girişte değindiğim noktaya geri dönerek yazımı bitireceğim. “Araştırmalar, siyasi söylemi ve karar sürecini etkilemek için kritik kitlenin %30 olduğunu gösteriyor”. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 600 milletvekilinin 479’u erkek, 121’i kadın. Meclis’te kadın temsil oranı %20. Kadınların siyasette sayıları çok yetersiz ve ne yazıktır ki siyasi partiler kadınların siyasete girişinin önünde büyük bir en
Yerelde kadın siyasetçi sayısının çok daha fazla artmış olacağını ümit ediyorum.
Siyasi Oluşumumuz, ANAYOL Partimizin ana tüzüğünde de belirtildiği gibi,Kadınların siyaset alanında var olmalarının olmazsa olmazı Biz Kadınlar ile hep birlikte Başaracağız…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü programında yaptığı konuşmada, “Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun, kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 164. kuruluş yıl dönümü nedeniyle, Sayıştay Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen programa katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığının 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere, ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.
Sayıştayın her ne kadar Sultan Abdülaziz Han’ın irade-i seniyyesiyle Divan-ı Muhasebat adıyla 29 Mayıs 1862’de ihdas edilse de kökünün çok daha eskilere uzandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Divan-ı Muhasebat’ın temellerinin Karahanlılar’dan Selçuklu ve Gazneliler’e, geçmişte kurulan devletlerde mali denetim vazifesini yerine getiren Divan-ı İsraf kurumuna dayandığını söyledi.
İstanbul Sanayi Odası (İSO), T.C. İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda 1-7 Haziran tarihleri arasındaki “İstanbul Sıfır Atık Haftası” faaliyetleri kapsamında “Sanayinin Sıfır Atık Yolculuğu: Döngüsel İş Modelleri” toplantısı düzenledi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe İstanbul Valisi Davut Gül ve Sıfır Atık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Samed Ağırbaş katıldı.
T.C. Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy, İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, İSO Meclis ve Meslek Komiteleri Üyeleri’nin de katıldığı etkinlikte çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluş, sanayi, kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirdi.
“Döngüsel Ekonomi, Regülasyonlar ve Rekabet Avantajı Oturumu” ve “Sanayide Teknolojik ve Dijital Sıfır Atık Uygulamaları” başlıklı iki panelin düzenlendiği etkinlikte döngüsel ekonomi odaklı küresel ve ulusal politikalar, uluslararası ticarette döngüsel iş modellerine yaklaşım, eko-tasarım ve dijital ürün pasaportu uygulamalarının etkileri değerlendirildiği toplantıda, döngüsel ekonomiye geçişin çevresel, sosyal ve ekonomik avantajları, sanayide kaynak verimliliği ve sıfır atık uygulamaları ile yenilikçi iş modelleri ve yeni nesil üretim teknolojileri gibi başlıklar da konunun uzmanları tarafından ele alındı ve iyi uygulama örnekleri de paylaşıldı.
Toplantıda ayrıca sıfır atık yaklaşımının sanayi sektöründe yaygınlaştırılması, üretim süreçlerinde kaynak ve su verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının teşvik edilmesi amacıyla İSO ile Sıfır Atık Vakfı arasında bir iş birliği protokolü de imzalandı.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika dahil 38 farklı ülkeden 350 nitelikli yabancı alıcının gelmesi beklenen fuara ilişkin konuşan ALZ Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz, “Amacımız, üretici firmalarımızı doğru alıcılarla doğrudan buluşturmak, firmalarımızın yeni pazarlara açılmasına katkı sağlamak ve ülkemizin ihracat hedeflerine doğrudan kaldıraç etkisi oluşturmak” dedi. Fuarda, Türkiye’nin 40’dan fazla üretim bölgesinden getirilen 2 binin üzerinde doğal taş bloğu tek bir alanda sergilenecek ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin doğal taş ihracatının yaklaşık 2 milyar dolara, işlenmiş ürün ihracatının ise 1.3 milyar doların üzerine çıktığı bu dönemde, fuarın sektör için stratejik bir buluşma noktası olacağı belirtiliyor. 260’ı aşkın üretici firmanın doğrudan katılacağı fuar; mimarları, mermer işleme tesisleri yöneticilerini ve uluslararası alıcıları bir araya getirecek.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.