Hazar Denizi’nin altına döşenen ilk fiber optik kablo projesi, Asya ile Avrupa arasında yeni bir dijital “İpek Yolu” oluşturma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor . Azerbaycan ile Kazakistan arasında, Hazar Denizi tabanından geçecek olan bu kablo hattı sayesinde bölgeler arası veri trafiğinde alternatif bir koridor yaratılması hedefleniyor. Proje, “Dijital İpek Yolu” (Digital Silk Way) girişiminin kilit parçalarından biri olup, Orta Asya ve Kafkasya’yı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir haberleşme omurgası kurulmasını amaçlıyor . Bu kapsamlı girişimin Türkiye için de stratejik önemi büyük; zira Türkiye, tıpkı enerji hatlarında olduğu gibi, dijital verinin de geçiş merkezi konumuna yükselme fırsatı elde ediyor . Alternatif Fiber Optik Rotalar ve Geçtiği Ülkeler
Günümüzde Asya-Avrupa veri trafiği, birden fazla güzergâh üzerinden sağlanabiliyor. Mevcut durumda üç temel rotadan söz edilebilir: Trans-Hazar Dijital Orta Koridoru (Azerbaycan–Kazakistan–Türkiye): Bu yeni rota, Hazar Denizi’ni fiber kabloyla aşarak Kazakistan’ı Azerbaycan’a, oradan da Kafkasya üzerinden Türkiye’ye bağlıyor. Aktau (Kazakistan) – Sumgayıt (Azerbaycan) arasına döşenecek yaklaşık 380 km uzunluğundaki sualtı kablo, 400 Tbps’ye varan kapasitesiyle Asya ve Avrupa arasında doğrudan bir telekom “köprüsü” oluşturacak . Kablo, Hazar’dan çıktıktan sonra Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye uzanarak, Türkiye üzerinden Avrupa internet omurgasına entegre olacak . Bu hat tamamlandığında Özbekistan gibi Türk dünyası ülkeleri de verilerini Rusya yerine bu alternatif rotadan Avrupa’ya ulaştırma imkânı bulacaklar; nitekim Kazakistan’ın Azerbaycan’la yürüttüğü Hazar geçişli fiber kablo projesi, Özbekistan için de Rusya’yı baypas eden yeni bir çıkış olarak görülüyor . Güney Asya Rotası (Çin–Pakistan–Denizaltı–Avrupa): Bir diğer alternatif, Çin’in girişimiyle oluşturulan ve Pakistan üzerinden Hint Okyanusu’na inen karasal fiber hat ile yeni nesil denizaltı kablolarının birleşiminden oluşuyor. Çin, 2021’de Pakistan üzerinden geçen bir karasal fiber altyapı kurarak, PEACE adlı denizaltı kablo sistemine bağlanacağını duyurdu . Pakistan & East Africa Connecting Europe (PEACE) olarak adlandırılan bu 15.000 km’lik kablo sistemi, Pakistan’ı Kenya ve Cibuti üzerinden Mısır’a, oradan da Akdeniz altından Fransa’ya bağlıyor ve 2022 sonunda hizmete girdi . Bu güzergahta veri, Pakistan – Hint Okyanusu – Kızıldeniz – Akdeniz üzerinden Avrupa’ya taşınıyor. Söz konusu rota, Pakistan’ın internet trafiğinde eskiden Hindistan kontrollü hatlara bağımlı olmasından kaynaklanan güvenlik endişelerini giderirken, Çin’in de küresel dijital bağlantı stratejisinin parçası konumunda . Ancak bu denizaltı yolunun Kızıldeniz ve Süveyş bölgesinden geçmesi, yine de coğrafi darboğaz riskini tam olarak ortadan kaldırmıyor; nitekim 2024 sonu ve 2025 başında Kızıldeniz’de peş peşe yaşanan kablo kopmaları, bölgeden geçen internet trafiğini ciddi şekilde aksattı . Kuzey Rotası (Rusya Üzerinden Sibirya): Sovyetler döneminden beri var olan klasik kara rotası ise Çin ve Orta Asya’yı Rusya üzerinden Avrupa’ya bağlıyor. Çin ile Avrupa arasındaki en düşük gecikmeli karasal hatlar uzun yıllar Rusya topraklarından (Trans-Sibirya ve Trans-Avrasya fiber hatları üzerinden) geçerek sağlanmıştır. Bu kuzey koridoru, coğrafi olarak nispeten kısa ve düz bir hat sağlasa da tek bir ülkeye bağımlı olması ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle riskler barındırıyor. Özellikle Rusya’nın Ukrayna ile savaşı ve buna bağlı yaptırımlar sonrasında bu rotanın güvenilirliği sorgulanmaya başlanmıştır. Bu durum, Orta Asya ülkelerini güney ve orta koridorlar gibi alternatif arayışlarına yöneltmiş; Hazar geçişli proje de bu stratejik ihtiyacın bir sonucuna dönüşmüştür . Trans-Hazar Fiber Optik Projesinin Ayrıntıları
Azerbaycan–Kazakistan Sualtı Kablosu, Hazar Denizi’ni aşarak bölgedeki ilk doğrudan dijital bağlantıyı kuracak olmasıyla tarihi bir projedir. Projenin aktif uygulama safhası Ağustos 2025’te başlamış; uzman ekipler kıyı altyapısı için yer belirleme ve deniz tabanı etüdü çalışmalarını yürütmüştür . Özel araştırma gemileri, kablo için en uygun rotayı belirlemek amacıyla Hazar’ın derinliklerinde zemin yapısını, akıntıları ve olası fay hatlarını inceliyor . Kablo hattının Kazakistan’da Aktau limanı yakınından çıkıp Azerbaycan’da Sumgayıt kıyısına ulaşması planlanıyor . Toplam uzunluğu 380 km olan bu hat, saniyede en az 400 terabit veri taşıyabilecek kapasitede tasarlanıyor . Karşılaştırmak gerekirse, bu kapasite mevcut birçok uluslararası denizaltı kablo sisteminin kapasitesini yakalayan, muazzam bir iletişim bandı genişliği anlamına geliyor.
Projenin maliyetinin yaklaşık 50,6 milyon dolar olacağı hesaplanmış olup, finansmanı ve işletmesi Azerbaycan’dan AzerTelecom ile Kazakistan’dan Kazakhtelecom ortaklığında yürütülüyor . Nitekim Ağustos 2023’te iki ülkenin operatörleri Amsterdam’da ortak girişim anlaşması imzalayarak işbirliğini resmileştirmişti . Başlangıçta Kazakistan tarafında Transtelecom ve KazTransCom gibi şirketler de projeye dahildi; ancak 2022 itibariyle Kazakhtelecom ulusal operatör olarak tek yetkili haline gelmiştir . İnşaatın 2026 sonunda tamamlanması ve sistemin devreye alınması öngörülüyor . Kazakistan Dijital Kalkınma Bakanı Bagdat Musin, kablonun ilk bayt veriyi taşımasıyla “Caspian’ın gerçek anlamda Asya ile Avrupa arasında eşsiz bir dijital köprüye dönüşeceğini” vurgulayarak projenin bölgesel dijital tarih açısından yeni bir sayfa açacağını belirtiyor .
Trans-Hazar fiber hattı, Azerbaycan ve Kazakistan hükümetlerinin 2018’de imzaladığı bir anlaşma ile siyasi zemine kavuşmuş ve Türk Konseyi (günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı) tarafından da başından beri desteklenmiştir . Hazar geçişli kablo fikri aslında Azerbaycan’ın 2008 yılında ortaya attığı Trans-Avrasya Süper Bilgi Otoyolu (TASIM) projesinin kritik bileşenlerinden biri olarak görülüyordu . 2019’da Aktau’da düzenlenen törenle temeli atılan projeye, Türk Konseyi Sekreteryası aktif arabuluculuk yaparak üye ülkeler arasındaki teknik ve siyasi koordinasyonu kolaylaştırmıştır . Bu bölgesel işbirliği sayesinde, proje uzun süre belirsiz kalan Hazar’ın hukuki statüsüne dair engeller aşılarak somut inşaat aşamasına geçebilmiştir. Alternatif Rotaların Avantaj ve Dezavantajları
Tüm bu fiber optik güzergâhların kendine özgü fırsatları ve riskleri bulunmaktadır. Öne çıkan rotaların avantajları ve dezavantajlarına genel hatlarıyla bakacak olursak: Trans-Hazar Orta Koridorunun Avantajları: Bu rota, Orta Asya ile Avrupa arasında coğrafi olarak en kısa ve hızlı güzergâhlardan birini sunuyor. Verinin Kazakistan-Azerbaycan-Türkiye hattı üzerinden iletilmesi, Rusya gibi üçüncü taraflara bağımlılığı azaltarak jeopolitik riskleri dağıtıyor. Ayrıca Türkiye ve Azerbaycan gibi müttefik ve istikrarlı ülkeler üzerinden geçmesi, uzun vadeli operasyonel güvenilirliği artırıyor. Bölge ülkeleri arasında dijital işbirliğini güçlendirmesi ve Türk Devletleri Teşkilatı içindeki entegrasyonu pekiştirmesi de önemli bir artı. Dezavantaj olarak; projenin başarısı için birden fazla ülkenin altyapı yatırımı ve koordineli çalışması gerekiyor, bu da başlangıç maliyetlerini ve teknik uyum gereksinimlerini yükseltiyor. Hazar Denizi tabanına kablo döşeme işi teknik açıdan karmaşık ve olası çevresel risklere (deprem, jeolojik faylar) açık olduğundan, inşaat süreci diğer karasal alternatiflere göre daha zorlu olabilir. Güney (Pakistan) Rotasının Avantajları: Çin’in Kuşak-Yol girişiminin dijital ayağı olarak görülen bu rota, Güney Asya’nın dev nüfusunu küresel internete daha doğrudan entegre ediyor. Pakistan’ın Arap Denizi kıyısından çıkan denizaltı kablolar, Orta Doğu ve Doğu Afrika ülkelerini de birbirine bağlayarak çok geniş bir coğrafyada kapasite artışı sağlıyor . Özellikle PEACE kablosu, Afrika Boynuzu üzerinden farklı bir yol izlediği için Akdeniz’deki kablo yoğunluğunu kısmen rahatlatıyor ve internet trafiğine ilave yedeklik kazandırıyor. Çin ve Pakistan açısından bakıldığında, bu hat verinin Hindistan gibi rakip bir ülkenin altyapısından geçmeden iletilmesine olanak tanıyarak siber egemenlik açısından da tercih sebebi oluyor . Öte yandan dezavantajları; denizaltı kablolarının uzun mesafe katetmesi nedeniyle Kızıldeniz ve Süveyş bölgesindeki tekil arızalardan yine etkilenebilmesi (coğrafi risk tam bertaraf edilemiyor) ve Pakistan içinden geçen karasal kısmın güvenliği konusunda hassasiyetlerin olması olarak sıralanabilir. Nitekim Ocak 2022’de ve Aralık 2024’te Kızıldeniz bölgesinde iki ayrı kablo kopması, Güney Asya kaynaklı internet trafiğinde yavaşlama ve kesintilere yol açarak bu güzergâhın zayıf karnını gösterdi . Kuzey (Rusya) Rotasının Avantajları: Tarihsel olarak en köklü veri yolu olan kuzey hatları, uzun süre tek seçenek olmaları sayesinde geniş bant kapasitesi ve yaygın ağ altyapısı avantajına sahip. Sibirya üzerinden döşenen fiber ağlar, denizaltı rotalara kıyasla bakım-onarım kolaylığı ve kara içi güzergâh olmanın getirdiği bazı coğrafi korunaklılıklar sunuyor. Ancak dezavantajları günümüzde daha belirgin hale gelmiştir: Tek bir ülkenin kontrolünden geçmesi, siyasi gerginlik veya çatışma durumlarında bağlantının kesintiye uğrama riskini artırıyor. Özellikle Rusya’nın uluslararası yaptırımlara maruz kalması durumunda transit internet trafiğinin bu hattan geçmesi politik ve hukuki engellere takılabilir. Ayrıca alternatif hatlar geliştikçe kuzey rotasının tekel konumu sarsıldığından, ekonomik olarak rekabet edebilmek için fiyat ve kalite açısından kendini yenilemesi gerekecek.
Diplomasi ve Hukuki Zemin
Uluslararası işbirliği ve hukuk, bu projelerin başarısında kilit rol oynuyor. Hazar Denizi’ne komşu ülkeler, uzun yıllar bu kapalı su kütlesinin statüsü konusunda anlaşmazlık yaşamışlardı. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 5 bağımsız ülkenin ortaya çıkmasıyla, Hazar’ın deniz mi, göl mü sayılacağı ve nasıl bölüşüleceği belirsiz kaldı . İran, tüm kıyıdaşların ortak egemenliğinde bir ortak göl anlayışını savunurken, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler uluslararası deniz hukukunun (UNCLOS) prensiplerinin uygulanmasını istemişlerdi . Bu ihtilaf, nihayet 12 Ağustos 2018’de Aktau’da imzalanan Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne İlişkin Konvansiyon ile önemli ölçüde giderildi . Konvansiyon, Hazar’ı ne tam deniz ne de göl kabul eden sui generis bir rejim kurarak suların ve deniz yatağının paylaşımına dair kurallar getirdi .
Konvansiyon’un en kritik maddelerinden biri, kıyı devletlere denizaltı kablo ve boru hatları döşeme hakkı tanımasıdır. Buna göre bir boru veya kablo hattının güzergâhı, sadece kendi sektöründen geçecek ülkelerin onayına tabi olacak; bütün kıyıdaşların ortak onayı zorunlu olmayacaktır . Yani Azerbaycan ile Kazakistan, Hazar tabanından geçecek fiber kablo için aralarında anlaştığı sürece, üçüncü bir ülkenin vetosuna takılmaksızın projeyi gerçekleştirebilirler. Bu hüküm, yıllardır Rusya ve İran’ın itirazlarıyla sürüncemede kalan Trans-Hazar doğal gaz boru hattı projesine de hukuki zemin hazırlayan bir gelişmeydi . Ancak çevre güvenliği konusuna da özel vurgu yapıldı: Hazar’a döşenecek hatların çevresel standartlara uygunluğu konusunda tüm kıyıdaşlar görüş bildirebilecek . Bu madde teorik olarak bazı projelerin geciktirilmesi için kullanılabilir olsa da, fiber optik kablo projeleri petrol-gaz boru hatlarına göre çok daha düşük çevresel risk taşıdığından, önemli bir engelle karşılaşmadan onay sürecini geçmiştir.
Nitekim Azerbaycan ile Kazakistan, 2018’de fiber kablo için hükümetlerarası bir anlaşma imzalayarak (Türk Konseyi’nin de kolaylaştırıcılığıyla) hukuki süreci başlattı . Bu anlaşma, projeyi uygulayacak şirketlerin (AzerTelecom, Kazakhtelecom vb.) yetki ve sorumluluklarını çerçeveledi. Ardından Mart 2024’te Bakü’de iki ülkenin başbakanlarının huzurunda, kablo inşasının başlamasına dair nihai uygulama protokolü imzalandı . Yine 2019’da Azerbaycan ve Kazak operatörleri arasında ortak işletim ve mülkiyet anlaşmaları yapıldığı görülüyor . Tüm bu diplomatik ve hukuki adımlar, projenin şeffaf ve mutabakata dayalı ilerlemesini sağladı.
Benzer şekilde, Çin-Pakistan rotasında da ikili anlaşmalar ve diplomasi öne çıkıyor. Çin, Pakistan’ı dijital koridorunun bir parçası yaparken, Pakistan parlamentosunda bu hat ulusal güvenlik gerekçeleriyle savunuldu; zira eskiden Pakistan’ın dış interneti sağlayan kablo konsorsiyumlarında Hint şirketlerinin bulunması, verilerin Hindistan üzerinden geçmesine yol açıyordu . Huawei tarafından inşa edilen Çin-Pakistan fiber hattı bu endişeyi giderirken, batıda bazı ülkeler Çin’in bu altyapıyı kendi nüfuzu için kullanabileceği yönünde eleştiriler getirdi . Görülüyor ki, dijital altyapılar da en az enerji hatları kadar jeopolitik rekabet ve işbirliğinin odağında yer alıyor. Bu projelerin hayata geçmesi, ilgili ülkelerin diplomatik arabuluculuk kabiliyetine, uluslararası hukuk zeminine uyumuna ve karşılıklı güven tesisine dayanıyor.
Türkiye İçin Stratejik Önem
Türkiye, Hazar geçişli fiber optik proje ve benzeri dijital koridor girişimlerinden çok yönlü kazanımlar elde etmeye hazırlanıyor. Öncelikle, coğrafi konumunun avantajıyla Türkiye, kıtalararası veri trafiğinde doğal bir kavşak noktası haline geliyor. İstanbul, son yıllarda giderek artan bir şekilde Avrupa, Orta Doğu ve Asya dijital ekonomilerini birbirine bağlayan bir hub olarak önem kazanıyor . Yeni fiber hatlar sayesinde Türkiye; internetteki içerik ve bulut hizmetlerinin sadece Frankfurt gibi Batı Avrupa merkezlerinden alınması yerine, bu hizmetlerin bir kısmını kendi bünyesinde barındırma ve dağıtma kapasitesini artırıyor . Bu da ülkenin dijital egemenliğini ve bölgesel veri merkezi olma potansiyelini yükseltiyor.
Türkiye için bir diğer kritik fayda, internet altyapısında yedeklilik ve dayanıklılık kazanması olacak. Halihazırda Türkiye’nin uluslararası internet çıkışları büyük ölçüde Akdeniz üzerinden Avrupa’ya veya Karadeniz üzerinden sağlanıyor. Orta Koridor’un dijital ayağının devreye girmesiyle, Türk internet omurgasına Asya’dan gelen alternatif bir damar eklenecek. Bu, olası denizaltı kablo kesintileri veya bölgesel kriz durumlarında dahi Türkiye’nin veri akışını sürdürebilmesi demek. Örneğin, Süveyş Kanalı civarında yaşanan bir arıza Akdeniz çıkışlı hatları kesintiye uğratırsa, Orta Asya üzerinden gelen trafik Türkiye’yi çevrim içi tutmaya devam edebilecek. Böylece ülkenin siber dayanıklılığı ve kesintisiz iletişim kabiliyeti artacak.
Diplomatik açıdan bakıldığında da Türkiye bu projeyle Orta Asya ve Kafkasya’da nüfuzunu pekiştiriyor. Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile ortak altyapı projelerine imza atılması, “Tek Kuşak Tek Yol” girişimi ile AB’nin “Küresel Geçit” stratejisi arasında dengeli bir konum alan Ankara’nın, doğu-batı ekseninde kritik bir ortak haline gelmesini sağlıyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nın aktif desteklediği Trans-Hazar kablo hattı, üye ülkelerin ekonomik ve teknolojik entegrasyonunu da hızlandıracak bir adım olarak görülüyor . Türkiye, bu sayede bölgede yalnızca enerji nakil hatlarıyla değil, dijital altyapılarla da merkez ülke konumunu sağlamlaştırıyor. Uzmanlar, Türkiye’de İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde kurulacak yeni veri merkezleri ve uluslararası şebeke geçitlerinin, önümüzdeki birkaç yılda ülkenin dijital ekonomisine ivme kazandıracağı görüşünde .
Sonuç olarak, Hazar Denizi’nin altından başlayarak Türkiye’ye uzanan fiber optik kablo projesi, her açıdan kazan-kazan potansiyeli taşıyan bir girişimdir. Alternatif internet rotalarının çeşitlenmesiyle küresel ağın güvenliği ve kapasitesi artarken, Türkiye de bu dönüşümde kritik bir rol üstlenerek dijital çağın yeni “İpek Yolu”nda kilit bir kavşak haline geliyor. Bu durum, uluslararası hukuka uygun ve çok taraflı işbirliğiyle desteklendiğinde, bölgesel barış ve refaha da katkı sunacak kalıcı bir altyapının temelini atmaktadır.
Kaynakça: Hazar geçişli fiber optik kablo projesi ve alternatif rotalar hakkında bilgi ve alıntılar için bkz. ; hukuki çerçeve ve uluslararası işbirliği için bkz. ; Türkiye’nin stratejik konumu ve dijital hub rolü için bkz. .
Türkiye, Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü bir kez daha koruyarak sürdürülebilir turizmdeki küresel gücünü tescilledi. 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yatın ödül aldığı 2026 listesinde; Bakanlığın ücretsiz girişli halk plajları da büyüyen yatırımlar ve yeni adreslerle dikkat çekti.
Türkbükü’nün de dahil olduğu yeni tabloyla Türkiye kıyıları, çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve uluslararası kalite anlayışıyla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü aktörlerinden biri olmayı sürdürdü.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişlettikleri vurgusu yaptı.
Türkiye, sürdürülebilir turizm ve çevre odaklı kıyı yönetimindeki istikrarlı yükselişini 2026 Mavi Bayrak sonuçlarıyla bir kez daha dünyaya gösterdi. Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü koruyan Türkiye; büyüyen plaj ağı, uluslararası standartlardaki halk plajları ve yeni yatırımlarla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü ülkeleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı.
Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE tarafından açıklanan 2026 yılı Mavi Bayrak ödüllerine göre Türkiye genelinde Mavi Bayrak dalgalanan plaj sayısı 577’den 580’e yükseldi. Türkiye, plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan’ın ardından bir kez daha dünyanın en başarılı üçüncü ülkesi oldu.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından İzmir Foça’da kamuoyuyla paylaşılan sonuçları değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişletmeye devam ettiklerini vurguladı.
Türkiye sahillerinin artık bir dünya markası haline geldiğini belirten Ersoy, Bodrum Türkbükü Ücretsiz Girişli Halk Plajı’nda da bu yıl ilk kez Mavi Bayrak dalgalanacağını ifade etti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı gibi paydaş kurumlara teşekkür eden Bakan Ersoy, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Sahillerimiz artık dünya markası! Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğümüzü bir kez daha koruduk. 2026 yılında 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yat Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Böylece Türkiye; çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve sürdürülebilir kıyı yönetimindeki güçlü konumunu uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledi. Akdeniz’deki mavi rekabette güçlü yükselişimizi sürdürürken ücretsiz girişli halk plajlarımızı da uluslararası standartlarla büyütmeye devam ediyoruz. Bu yıl Bodrum Türkbükü Halk Plajımız da Mavi Bayraklı halk plajlarımız arasına katıldı. Yeni halk plajı projelerimizle Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını daha da genişleteceğiz. Bu başarıda emeği bulunan TÜRÇEV başta olmak üzere tüm paydaş kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize ve turizm sektörümüze teşekkür ediyorum.”
YAPDER “Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği” tarafından Türkiye’de İş Dünyası dergisi iş birliğiyle düzenlenen 18.Kent ve Yaşam Ödülleri,
Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) tarafından koordine edilen “Kent ve Yaşam Ödülleri” sahiplerine takdim edildi. Bu yıl 18’incisi yapılan etkinlikte, “daha yaşanabilir kentler ve mutlu insanlar” için çalışma yapan kişi ve kurumlar ödüllendirildi.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu’nun destekleriyle 14 Mayıs Perşembe günü, Büyük Kulüp’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon kapsamında düzenlenen iki önemli panelde farklı görüşler ortaya kondu. Katılımcılar, panellere görüşleriyle katkı sunarken; YAPDER Başkanı Celal Toprak, ödül törenine katılım sağlayanlara teşekkürlerini iletti.
Celal Toprak, törenin açılış konuşmasında “Kent ve Yaşam Ödülleri’nin bu yıl 18’incisini gerçekleştiriyoruz. Biz bir araya gelmeyi, ortak akılla hareket etmeyi çok önemsiyoruz. Bugünkü etkinliğimizi, 5 yıldır sizlerin de destekleriyle bugün birçok insana ulaşan Türkiye’de İş Dünyası dergimizin mayıs sayısında yer alan inşaat dosyası ile birleştirdik. İnşaat sektörü, kentleşmenin çok önemli bir parçası. Dergimizde de bu kapsamda çok önemli isimlerin görüşleri var” ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu ile Ekizoğlu Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ekiz ise gecede yaptığı konuşmada “Gayrimenkul ve İnşaat Platformu’nu sektörümüzün sesini, ihtiyaçlarını daha geniş kitlelere duyurabilmek adına kurduk. Biz her zaman olmayanı yapmak, bölgeye değer üretmek için projeler gerçekleştiriyoruz. Kadıköy’ün ilk yeşil sertifikalı projesini hayata geçiriyoruz. Artık yaptığımız yapılarda enerji sistemleri üretiyoruz. İthalatımızı nasıl azaltırız, ülkemize nasıl daha fazla katkı sunarız, bunun derdiyle dertleniyoruz” dedi. Ekiz, aynı zamanda inşaat sektörünün desteklendiği takdirde 400 sektörü doğrudan, 1500 alt sektörü de dolaylı olarak etkilediğini söyleyerek sektörün önemini işaret etti.
18. KENT VE YAŞAM ÖDÜLLERİ:
Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak
İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın
Güvensan Yönetim Kurulu Başkanı Münteha Adalı
Uyumsoft Şirketi Üst Düzey Yöneticisi Ahmet Faruk Önder
DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu
Caddem Eğitim Kurumları Kurucusu Burç Tel
Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Aslandağ
İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan
Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer
Medya Takip Merkezi (MTM) Yönetim Kurulu Başkanı Halef Vayıs
Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı
Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu
İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü
Limpid Home İnteriors Kurucusu Berrak Gündüz
Türkiye Kent Kooperatifleri Merkez Birliği Kurucusu ve Genel Başkanı Oğuz Soydan
Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer
WOW Hotel Genel Koordinatörü Ziya Cihan
PERDER Başkanı Rahmi Kartal
Çeşme Bazlama Kurucuları Nurten ve Sinem Tuncer
Canlı Su ve Sağlık Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Koç
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025’te yıllık bazda yüzde 52,2 artarak 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Türkiye’de e-Ticaretin Görünümü Raporu 2025 Tanıtım Toplantısı”na katıldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, burada yaptığı konuşmada, Kraliçe Mathilde başkanlığında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Ekonomik Misyonu heyetiyle 27 anlaşma imzalandığını, savunma sanayisi ve teknoloji alanında da 30’dan fazla Türk şirketiyle anlaşmaların imzalanacağını söyledi.
e-Ticaret sektöründe yaşanan gelişmelere değinen Bolat, gerek e-ticareti gerekse e-ihracatı destekleyen çalışmalara devam ettiklerini, geçen yıl 11 bin 500 kişinin 10 bin doları aşkın e-ihracat yaptığı bilgisini verdi.
Bakan Bolat, Bakanlık olarak düzenledikleri e-ticaret ve e-ihracat programlarına işaret ederek, bu programlara uluslararası ziyaretçilerin katıldığını, bu yıl 3-5 Eylül’de İstanbul’da Küresel e-Ticaret Zirvesi’nin yapılacağını kaydetti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.