DÜNYA

Hazar’dan Başlayan Fiber Optik Kablo: Dijital Orta Koridor ve Türkiye’nin Rolü

Published

on

Giriş

Hazar Denizi’nin altına döşenen ilk fiber optik kablo projesi, Asya ile Avrupa arasında yeni bir dijital “İpek Yolu” oluşturma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor . Azerbaycan ile Kazakistan arasında, Hazar Denizi tabanından geçecek olan bu kablo hattı sayesinde bölgeler arası veri trafiğinde alternatif bir koridor yaratılması hedefleniyor. Proje, “Dijital İpek Yolu” (Digital Silk Way) girişiminin kilit parçalarından biri olup, Orta Asya ve Kafkasya’yı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir haberleşme omurgası kurulmasını amaçlıyor . Bu kapsamlı girişimin Türkiye için de stratejik önemi büyük; zira Türkiye, tıpkı enerji hatlarında olduğu gibi, dijital verinin de geçiş merkezi konumuna yükselme fırsatı elde ediyor .
Alternatif Fiber Optik Rotalar ve Geçtiği Ülkeler

Günümüzde Asya-Avrupa veri trafiği, birden fazla güzergâh üzerinden sağlanabiliyor. Mevcut durumda üç temel rotadan söz edilebilir:
Trans-Hazar Dijital Orta Koridoru (Azerbaycan–Kazakistan–Türkiye): Bu yeni rota, Hazar Denizi’ni fiber kabloyla aşarak Kazakistan’ı Azerbaycan’a, oradan da Kafkasya üzerinden Türkiye’ye bağlıyor. Aktau (Kazakistan) – Sumgayıt (Azerbaycan) arasına döşenecek yaklaşık 380 km uzunluğundaki sualtı kablo, 400 Tbps’ye varan kapasitesiyle Asya ve Avrupa arasında doğrudan bir telekom “köprüsü” oluşturacak . Kablo, Hazar’dan çıktıktan sonra Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye uzanarak, Türkiye üzerinden Avrupa internet omurgasına entegre olacak . Bu hat tamamlandığında Özbekistan gibi Türk dünyası ülkeleri de verilerini Rusya yerine bu alternatif rotadan Avrupa’ya ulaştırma imkânı bulacaklar; nitekim Kazakistan’ın Azerbaycan’la yürüttüğü Hazar geçişli fiber kablo projesi, Özbekistan için de Rusya’yı baypas eden yeni bir çıkış olarak görülüyor .
Güney Asya Rotası (Çin–Pakistan–Denizaltı–Avrupa): Bir diğer alternatif, Çin’in girişimiyle oluşturulan ve Pakistan üzerinden Hint Okyanusu’na inen karasal fiber hat ile yeni nesil denizaltı kablolarının birleşiminden oluşuyor. Çin, 2021’de Pakistan üzerinden geçen bir karasal fiber altyapı kurarak, PEACE adlı denizaltı kablo sistemine bağlanacağını duyurdu . Pakistan & East Africa Connecting Europe (PEACE) olarak adlandırılan bu 15.000 km’lik kablo sistemi, Pakistan’ı Kenya ve Cibuti üzerinden Mısır’a, oradan da Akdeniz altından Fransa’ya bağlıyor ve 2022 sonunda hizmete girdi . Bu güzergahta veri, Pakistan – Hint Okyanusu – Kızıldeniz – Akdeniz üzerinden Avrupa’ya taşınıyor. Söz konusu rota, Pakistan’ın internet trafiğinde eskiden Hindistan kontrollü hatlara bağımlı olmasından kaynaklanan güvenlik endişelerini giderirken, Çin’in de küresel dijital bağlantı stratejisinin parçası konumunda . Ancak bu denizaltı yolunun Kızıldeniz ve Süveyş bölgesinden geçmesi, yine de coğrafi darboğaz riskini tam olarak ortadan kaldırmıyor; nitekim 2024 sonu ve 2025 başında Kızıldeniz’de peş peşe yaşanan kablo kopmaları, bölgeden geçen internet trafiğini ciddi şekilde aksattı .
Kuzey Rotası (Rusya Üzerinden Sibirya): Sovyetler döneminden beri var olan klasik kara rotası ise Çin ve Orta Asya’yı Rusya üzerinden Avrupa’ya bağlıyor. Çin ile Avrupa arasındaki en düşük gecikmeli karasal hatlar uzun yıllar Rusya topraklarından (Trans-Sibirya ve Trans-Avrasya fiber hatları üzerinden) geçerek sağlanmıştır. Bu kuzey koridoru, coğrafi olarak nispeten kısa ve düz bir hat sağlasa da tek bir ülkeye bağımlı olması ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle riskler barındırıyor. Özellikle Rusya’nın Ukrayna ile savaşı ve buna bağlı yaptırımlar sonrasında bu rotanın güvenilirliği sorgulanmaya başlanmıştır. Bu durum, Orta Asya ülkelerini güney ve orta koridorlar gibi alternatif arayışlarına yöneltmiş; Hazar geçişli proje de bu stratejik ihtiyacın bir sonucuna dönüşmüştür .
Trans-Hazar Fiber Optik Projesinin Ayrıntıları

Azerbaycan–Kazakistan Sualtı Kablosu, Hazar Denizi’ni aşarak bölgedeki ilk doğrudan dijital bağlantıyı kuracak olmasıyla tarihi bir projedir. Projenin aktif uygulama safhası Ağustos 2025’te başlamış; uzman ekipler kıyı altyapısı için yer belirleme ve deniz tabanı etüdü çalışmalarını yürütmüştür . Özel araştırma gemileri, kablo için en uygun rotayı belirlemek amacıyla Hazar’ın derinliklerinde zemin yapısını, akıntıları ve olası fay hatlarını inceliyor . Kablo hattının Kazakistan’da Aktau limanı yakınından çıkıp Azerbaycan’da Sumgayıt kıyısına ulaşması planlanıyor . Toplam uzunluğu 380 km olan bu hat, saniyede en az 400 terabit veri taşıyabilecek kapasitede tasarlanıyor . Karşılaştırmak gerekirse, bu kapasite mevcut birçok uluslararası denizaltı kablo sisteminin kapasitesini yakalayan, muazzam bir iletişim bandı genişliği anlamına geliyor.

Projenin maliyetinin yaklaşık 50,6 milyon dolar olacağı hesaplanmış olup, finansmanı ve işletmesi Azerbaycan’dan AzerTelecom ile Kazakistan’dan Kazakhtelecom ortaklığında yürütülüyor . Nitekim Ağustos 2023’te iki ülkenin operatörleri Amsterdam’da ortak girişim anlaşması imzalayarak işbirliğini resmileştirmişti . Başlangıçta Kazakistan tarafında Transtelecom ve KazTransCom gibi şirketler de projeye dahildi; ancak 2022 itibariyle Kazakhtelecom ulusal operatör olarak tek yetkili haline gelmiştir . İnşaatın 2026 sonunda tamamlanması ve sistemin devreye alınması öngörülüyor . Kazakistan Dijital Kalkınma Bakanı Bagdat Musin, kablonun ilk bayt veriyi taşımasıyla “Caspian’ın gerçek anlamda Asya ile Avrupa arasında eşsiz bir dijital köprüye dönüşeceğini” vurgulayarak projenin bölgesel dijital tarih açısından yeni bir sayfa açacağını belirtiyor .

Trans-Hazar fiber hattı, Azerbaycan ve Kazakistan hükümetlerinin 2018’de imzaladığı bir anlaşma ile siyasi zemine kavuşmuş ve Türk Konseyi (günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı) tarafından da başından beri desteklenmiştir . Hazar geçişli kablo fikri aslında Azerbaycan’ın 2008 yılında ortaya attığı Trans-Avrasya Süper Bilgi Otoyolu (TASIM) projesinin kritik bileşenlerinden biri olarak görülüyordu . 2019’da Aktau’da düzenlenen törenle temeli atılan projeye, Türk Konseyi Sekreteryası aktif arabuluculuk yaparak üye ülkeler arasındaki teknik ve siyasi koordinasyonu kolaylaştırmıştır . Bu bölgesel işbirliği sayesinde, proje uzun süre belirsiz kalan Hazar’ın hukuki statüsüne dair engeller aşılarak somut inşaat aşamasına geçebilmiştir.
Alternatif Rotaların Avantaj ve Dezavantajları

Tüm bu fiber optik güzergâhların kendine özgü fırsatları ve riskleri bulunmaktadır. Öne çıkan rotaların avantajları ve dezavantajlarına genel hatlarıyla bakacak olursak:
Trans-Hazar Orta Koridorunun Avantajları: Bu rota, Orta Asya ile Avrupa arasında coğrafi olarak en kısa ve hızlı güzergâhlardan birini sunuyor. Verinin Kazakistan-Azerbaycan-Türkiye hattı üzerinden iletilmesi, Rusya gibi üçüncü taraflara bağımlılığı azaltarak jeopolitik riskleri dağıtıyor. Ayrıca Türkiye ve Azerbaycan gibi müttefik ve istikrarlı ülkeler üzerinden geçmesi, uzun vadeli operasyonel güvenilirliği artırıyor. Bölge ülkeleri arasında dijital işbirliğini güçlendirmesi ve Türk Devletleri Teşkilatı içindeki entegrasyonu pekiştirmesi de önemli bir artı. Dezavantaj olarak; projenin başarısı için birden fazla ülkenin altyapı yatırımı ve koordineli çalışması gerekiyor, bu da başlangıç maliyetlerini ve teknik uyum gereksinimlerini yükseltiyor. Hazar Denizi tabanına kablo döşeme işi teknik açıdan karmaşık ve olası çevresel risklere (deprem, jeolojik faylar) açık olduğundan, inşaat süreci diğer karasal alternatiflere göre daha zorlu olabilir.
Güney (Pakistan) Rotasının Avantajları: Çin’in Kuşak-Yol girişiminin dijital ayağı olarak görülen bu rota, Güney Asya’nın dev nüfusunu küresel internete daha doğrudan entegre ediyor. Pakistan’ın Arap Denizi kıyısından çıkan denizaltı kablolar, Orta Doğu ve Doğu Afrika ülkelerini de birbirine bağlayarak çok geniş bir coğrafyada kapasite artışı sağlıyor . Özellikle PEACE kablosu, Afrika Boynuzu üzerinden farklı bir yol izlediği için Akdeniz’deki kablo yoğunluğunu kısmen rahatlatıyor ve internet trafiğine ilave yedeklik kazandırıyor. Çin ve Pakistan açısından bakıldığında, bu hat verinin Hindistan gibi rakip bir ülkenin altyapısından geçmeden iletilmesine olanak tanıyarak siber egemenlik açısından da tercih sebebi oluyor . Öte yandan dezavantajları; denizaltı kablolarının uzun mesafe katetmesi nedeniyle Kızıldeniz ve Süveyş bölgesindeki tekil arızalardan yine etkilenebilmesi (coğrafi risk tam bertaraf edilemiyor) ve Pakistan içinden geçen karasal kısmın güvenliği konusunda hassasiyetlerin olması olarak sıralanabilir. Nitekim Ocak 2022’de ve Aralık 2024’te Kızıldeniz bölgesinde iki ayrı kablo kopması, Güney Asya kaynaklı internet trafiğinde yavaşlama ve kesintilere yol açarak bu güzergâhın zayıf karnını gösterdi .
Kuzey (Rusya) Rotasının Avantajları: Tarihsel olarak en köklü veri yolu olan kuzey hatları, uzun süre tek seçenek olmaları sayesinde geniş bant kapasitesi ve yaygın ağ altyapısı avantajına sahip. Sibirya üzerinden döşenen fiber ağlar, denizaltı rotalara kıyasla bakım-onarım kolaylığı ve kara içi güzergâh olmanın getirdiği bazı coğrafi korunaklılıklar sunuyor. Ancak dezavantajları günümüzde daha belirgin hale gelmiştir: Tek bir ülkenin kontrolünden geçmesi, siyasi gerginlik veya çatışma durumlarında bağlantının kesintiye uğrama riskini artırıyor. Özellikle Rusya’nın uluslararası yaptırımlara maruz kalması durumunda transit internet trafiğinin bu hattan geçmesi politik ve hukuki engellere takılabilir. Ayrıca alternatif hatlar geliştikçe kuzey rotasının tekel konumu sarsıldığından, ekonomik olarak rekabet edebilmek için fiyat ve kalite açısından kendini yenilemesi gerekecek.

Diplomasi ve Hukuki Zemin

Uluslararası işbirliği ve hukuk, bu projelerin başarısında kilit rol oynuyor. Hazar Denizi’ne komşu ülkeler, uzun yıllar bu kapalı su kütlesinin statüsü konusunda anlaşmazlık yaşamışlardı. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 5 bağımsız ülkenin ortaya çıkmasıyla, Hazar’ın deniz mi, göl mü sayılacağı ve nasıl bölüşüleceği belirsiz kaldı . İran, tüm kıyıdaşların ortak egemenliğinde bir ortak göl anlayışını savunurken, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler uluslararası deniz hukukunun (UNCLOS) prensiplerinin uygulanmasını istemişlerdi . Bu ihtilaf, nihayet 12 Ağustos 2018’de Aktau’da imzalanan Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne İlişkin Konvansiyon ile önemli ölçüde giderildi . Konvansiyon, Hazar’ı ne tam deniz ne de göl kabul eden sui generis bir rejim kurarak suların ve deniz yatağının paylaşımına dair kurallar getirdi .

Konvansiyon’un en kritik maddelerinden biri, kıyı devletlere denizaltı kablo ve boru hatları döşeme hakkı tanımasıdır. Buna göre bir boru veya kablo hattının güzergâhı, sadece kendi sektöründen geçecek ülkelerin onayına tabi olacak; bütün kıyıdaşların ortak onayı zorunlu olmayacaktır . Yani Azerbaycan ile Kazakistan, Hazar tabanından geçecek fiber kablo için aralarında anlaştığı sürece, üçüncü bir ülkenin vetosuna takılmaksızın projeyi gerçekleştirebilirler. Bu hüküm, yıllardır Rusya ve İran’ın itirazlarıyla sürüncemede kalan Trans-Hazar doğal gaz boru hattı projesine de hukuki zemin hazırlayan bir gelişmeydi . Ancak çevre güvenliği konusuna da özel vurgu yapıldı: Hazar’a döşenecek hatların çevresel standartlara uygunluğu konusunda tüm kıyıdaşlar görüş bildirebilecek . Bu madde teorik olarak bazı projelerin geciktirilmesi için kullanılabilir olsa da, fiber optik kablo projeleri petrol-gaz boru hatlarına göre çok daha düşük çevresel risk taşıdığından, önemli bir engelle karşılaşmadan onay sürecini geçmiştir.

Nitekim Azerbaycan ile Kazakistan, 2018’de fiber kablo için hükümetlerarası bir anlaşma imzalayarak (Türk Konseyi’nin de kolaylaştırıcılığıyla) hukuki süreci başlattı . Bu anlaşma, projeyi uygulayacak şirketlerin (AzerTelecom, Kazakhtelecom vb.) yetki ve sorumluluklarını çerçeveledi. Ardından Mart 2024’te Bakü’de iki ülkenin başbakanlarının huzurunda, kablo inşasının başlamasına dair nihai uygulama protokolü imzalandı . Yine 2019’da Azerbaycan ve Kazak operatörleri arasında ortak işletim ve mülkiyet anlaşmaları yapıldığı görülüyor . Tüm bu diplomatik ve hukuki adımlar, projenin şeffaf ve mutabakata dayalı ilerlemesini sağladı.

Benzer şekilde, Çin-Pakistan rotasında da ikili anlaşmalar ve diplomasi öne çıkıyor. Çin, Pakistan’ı dijital koridorunun bir parçası yaparken, Pakistan parlamentosunda bu hat ulusal güvenlik gerekçeleriyle savunuldu; zira eskiden Pakistan’ın dış interneti sağlayan kablo konsorsiyumlarında Hint şirketlerinin bulunması, verilerin Hindistan üzerinden geçmesine yol açıyordu . Huawei tarafından inşa edilen Çin-Pakistan fiber hattı bu endişeyi giderirken, batıda bazı ülkeler Çin’in bu altyapıyı kendi nüfuzu için kullanabileceği yönünde eleştiriler getirdi . Görülüyor ki, dijital altyapılar da en az enerji hatları kadar jeopolitik rekabet ve işbirliğinin odağında yer alıyor. Bu projelerin hayata geçmesi, ilgili ülkelerin diplomatik arabuluculuk kabiliyetine, uluslararası hukuk zeminine uyumuna ve karşılıklı güven tesisine dayanıyor.

Türkiye İçin Stratejik Önem

Türkiye, Hazar geçişli fiber optik proje ve benzeri dijital koridor girişimlerinden çok yönlü kazanımlar elde etmeye hazırlanıyor. Öncelikle, coğrafi konumunun avantajıyla Türkiye, kıtalararası veri trafiğinde doğal bir kavşak noktası haline geliyor. İstanbul, son yıllarda giderek artan bir şekilde Avrupa, Orta Doğu ve Asya dijital ekonomilerini birbirine bağlayan bir hub olarak önem kazanıyor . Yeni fiber hatlar sayesinde Türkiye; internetteki içerik ve bulut hizmetlerinin sadece Frankfurt gibi Batı Avrupa merkezlerinden alınması yerine, bu hizmetlerin bir kısmını kendi bünyesinde barındırma ve dağıtma kapasitesini artırıyor . Bu da ülkenin dijital egemenliğini ve bölgesel veri merkezi olma potansiyelini yükseltiyor.

Türkiye için bir diğer kritik fayda, internet altyapısında yedeklilik ve dayanıklılık kazanması olacak. Halihazırda Türkiye’nin uluslararası internet çıkışları büyük ölçüde Akdeniz üzerinden Avrupa’ya veya Karadeniz üzerinden sağlanıyor. Orta Koridor’un dijital ayağının devreye girmesiyle, Türk internet omurgasına Asya’dan gelen alternatif bir damar eklenecek. Bu, olası denizaltı kablo kesintileri veya bölgesel kriz durumlarında dahi Türkiye’nin veri akışını sürdürebilmesi demek. Örneğin, Süveyş Kanalı civarında yaşanan bir arıza Akdeniz çıkışlı hatları kesintiye uğratırsa, Orta Asya üzerinden gelen trafik Türkiye’yi çevrim içi tutmaya devam edebilecek. Böylece ülkenin siber dayanıklılığı ve kesintisiz iletişim kabiliyeti artacak.

Diplomatik açıdan bakıldığında da Türkiye bu projeyle Orta Asya ve Kafkasya’da nüfuzunu pekiştiriyor. Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile ortak altyapı projelerine imza atılması, “Tek Kuşak Tek Yol” girişimi ile AB’nin “Küresel Geçit” stratejisi arasında dengeli bir konum alan Ankara’nın, doğu-batı ekseninde kritik bir ortak haline gelmesini sağlıyor. Türk Devletleri Teşkilatı’nın aktif desteklediği Trans-Hazar kablo hattı, üye ülkelerin ekonomik ve teknolojik entegrasyonunu da hızlandıracak bir adım olarak görülüyor . Türkiye, bu sayede bölgede yalnızca enerji nakil hatlarıyla değil, dijital altyapılarla da merkez ülke konumunu sağlamlaştırıyor. Uzmanlar, Türkiye’de İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde kurulacak yeni veri merkezleri ve uluslararası şebeke geçitlerinin, önümüzdeki birkaç yılda ülkenin dijital ekonomisine ivme kazandıracağı görüşünde .

Sonuç olarak, Hazar Denizi’nin altından başlayarak Türkiye’ye uzanan fiber optik kablo projesi, her açıdan kazan-kazan potansiyeli taşıyan bir girişimdir. Alternatif internet rotalarının çeşitlenmesiyle küresel ağın güvenliği ve kapasitesi artarken, Türkiye de bu dönüşümde kritik bir rol üstlenerek dijital çağın yeni “İpek Yolu”nda kilit bir kavşak haline geliyor. Bu durum, uluslararası hukuka uygun ve çok taraflı işbirliğiyle desteklendiğinde, bölgesel barış ve refaha da katkı sunacak kalıcı bir altyapının temelini atmaktadır.

Kaynakça: Hazar geçişli fiber optik kablo projesi ve alternatif rotalar hakkında bilgi ve alıntılar için bkz. ; hukuki çerçeve ve uluslararası işbirliği için bkz. ; Türkiye’nin stratejik konumu ve dijital hub rolü için bkz. .

Yorum yapmak için tıklayın

Haber Burada

Exit mobile version