“Akademi, medya ve siyaset arasında köprü kurmak, çağımızın en kritik ihtiyacıdır.”
Soru 1: Dr. Ortay, akademik kariyeriniz ve çok yönlü çalışmalarınızla dikkat çekiyorsunuz. Öncelikle sizi bu alana yönlendiren motivasyon neydi? Hande Ortay: Benim için siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler sadece bir akademik disiplin değil, toplumları anlamanın en güçlü yollarından biri. Almanya’da başlayan, Türkiye’de devam eden çok kültürlü yaşam deneyimim bana farklı sistemleri, düşünce biçimlerini ve değer yargılarını gözlemleme fırsatı sundu. Bu da beni, devletler arası ilişkilerden çok daha fazlasını, yani insan davranışlarını, toplumsal dönüşümü ve kültürel dinamikleri anlamaya yöneltti.
Soru 2: Çalışmalarınızda özellikle Türkiye–Almanya ilişkileri, güvenlik politikaları ve terörle mücadele konularına yoğunlaştığınızı görüyoruz. Bu alanı seçmenizin özel bir nedeni var mı? Hande Ortay: Kesinlikle. Almanya, hem Avrupa’nın siyasi kalbinde yer alıyor hem de Türkiye açısından tarihsel, ekonomik ve sosyolojik olarak özel bir konuma sahip. PKK terör örgütü politikası üzerine yaptığım doktora araştırması da bu iki ülke arasındaki güvenlik yaklaşımı farklarını ortaya koyma amacını taşıyordu. Bu, yalnızca akademik değil, aynı zamanda politik ve insani bir mesele. Türkiye’nin uluslararası arenada doğru anlaşılması için bu tür çalışmaların çok önemli olduğuna inanıyorum.
Soru 3: Siz aynı zamanda medya dünyasında da aktif bir isimsiniz. Akademi ve medya arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Hande Ortay: Medya, bilginin topluma ulaşmasındaki en güçlü araçlardan biri. Akademik bilginin raflarda kalmaması, topluma dokunabilmesi için medya ile etkileşim şart. Ben her iki alanı da birbirini besleyen iki damar olarak görüyorum. Akademik araştırma derinliği, medyaya analitik bir bakış kazandırıyor; medya ise akademiyi daha dinamik, daha erişilebilir kılıyor.
Soru 4: Küresel siyasette son yıllarda ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Sizce bu dönüşümün temel dinamikleri neler? Hande Ortay: Klasik güç dengelerinin yerini artık çok boyutlu güç yapıları aldı. Teknoloji, bilgi, enerji güvenliği ve toplumsal algı, yeni jeopolitiğin belirleyici unsurları haline geldi. Devletler artık yalnızca askeri veya ekonomik güçle değil, algı yönetimi ve dijital diplomasi gibi alanlarla da rekabet ediyorlar. Bu da siyaset biliminin ve uluslararası ilişkilerin sınırlarını sürekli genişletiyor.
Soru 5: Kadın bir akademisyen olarak uluslararası ilişkiler gibi erkek egemen bir alanda var olmak sizce ne ifade ediyor? Hande Ortay: Bu alan hâlâ erkek merkezli bir dil üzerinden şekilleniyor, evet. Ancak kadın akademisyenlerin artışıyla birlikte daha empatik, daha bütüncül bir bakış açısı gelişiyor. Ben, kadınların hem sahada hem de akademide dönüştürücü bir güç olduğuna inanıyorum. Tunus’ta kadınların Arap Baharı sürecinde üstlendikleri rolleri incelediğim tez çalışmam da bunu açık biçimde gösterdi.
Soru 6: Disiplinler arası düşünmenin öneminden bahsettiniz. Peki, siyaset bilimi eğitiminin geleceği sizce nereye evriliyor? Hande Ortay: Klasik uluslararası ilişkiler paradigması artık tek başına yeterli değil. Yeni nesil öğrenciler, yalnızca teorik bilgiyle değil; veri analitiği, medya okuryazarlığı, yapay zekâ ve dijital diplomasiyle de donanmalı. Akademi, teoriyi pratiğe taşıyacak bir laboratuvar haline gelmeli. Artık analiz eden değil, çözüm üreten bir akademi dönemindeyiz.
Soru 7: Küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Sizce Türkiye bu yeni jeopolitik tabloda nasıl bir rol üstleniyor? Hande Ortay: Türkiye, Batı ile Doğu arasındaki tarihsel köprü rolünü artık daha bilinçli bir stratejiyle yürütüyor. Enerji koridorları, savunma sanayi yatırımları ve çok boyutlu dış politika anlayışıyla bölgesel aktörden küresel etki alanına geçiş sürecinde. Ancak bu süreçte en kritik unsur, anlatı gücü. Türkiye kendi hikâyesini dünyaya doğru bir dille anlatmak zorunda.
Soru 8: Bu noktada “algı yönetimi” kavramına sıkça değiniyorsunuz. Medya ve diplomasi arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Hande Ortay: Medya, artık klasik anlamda bir “haber aktarıcısı” değil, diplomatik bir aktör haline geldi. Özellikle kriz dönemlerinde medya diplomasisi, devletlerin politikalarını şekillendiren bir güç. Türkiye’nin de kendi medya diplomasisini güçlendirmesi, uluslararası arenada algı üstünlüğü kurması açısından son derece önemli.
Soru 9: Sizce Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik politikası son dönemde nasıl bir seyir izliyor? Hande Ortay: Avrupa, Türkiye’yi hâlâ klasik bir güvenlik perspektifiyle değerlendiriyor. Oysa Türkiye, artık sadece bir güvenlik partneri değil; enerji, ticaret, göç yönetimi ve savunma teknolojileri açısından vazgeçilmez bir bölgesel güç. Bu gerçeği Avrupa siyasetinde anlamlandırma çabası var ama henüz kurumsal düzeyde yeterince derinleşmiş değil.
Soru 10: Akademik çalışmalarınızda kadınların siyasal süreçlerdeki rollerini de ele alıyorsunuz. Bugün bu konuda dünyada nasıl bir tablo görüyorsunuz? Hande Ortay: Kadınlar artık sadece katılımcı değil, belirleyici aktörler. Tunus örneğinde olduğu gibi, toplumsal dönüşüm süreçlerinde kadınların liderliği fark yaratıyor. Ancak küresel ölçekte hâlâ cam tavanlar var. Akademi, medya ve siyaset üçgeninde kadınların temsili güçleniyor ama eşitlik hâlâ bir mücadele alanı.
Soru 11: Türkiye’de kadınların uluslararası politika üretiminde daha görünür olabilmesi için neler yapılmalı? Hande Ortay: Birincisi, kadın akademisyenlerin sahaya çıkmasını teşvik etmek gerekiyor. İkincisi, politika üretim süreçlerine akademik bilgi entegre edilmeli. Kadınlar, yalnızca eşitlik söyleminin öznesi değil; stratejik düşüncenin de taşıyıcısı. Bunu kabul etmek, zihinsel bir dönüşüm gerektiriyor.
Soru 12: Güvenlik çalışmaları ve terörle mücadele konularında oldukça deneyimlisiniz. Günümüzde terör olgusu nasıl bir evrim geçiriyor? Hande Ortay: Artık klasik örgüt yapılanmalarından ziyade ağ tipi, dijitalleşmiş, ideolojik hibrit yapılardan bahsediyoruz. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi örnekler, yalnızca sahada değil, sosyal medya ve dijital finans ağlarında da etkin. Terör, artık sadece bir güvenlik tehdidi değil; bir algı mühendisliği aracıdır. Bu nedenle güvenlik politikaları, dijital çağın dinamiklerine göre yeniden tasarlanmalı.
Soru 13: Sizin doktora teziniz Almanya’nın PKK politikası üzerineydi. O çalışmadan bugüne ne tür değişimler gözlemliyorsunuz? Hande Ortay: Almanya’nın yaklaşımı hâlâ çelişkili. Hukuki düzeyde PKK yasaklı bir örgüt olsa da, sivil toplum ve medya alanında örgüte yakın yapılar aktif. Bu durum, Türkiye–Almanya ilişkilerinde ciddi bir güven bunalımı yaratıyor. Fakat son yıllarda güvenlik iş birliğinde kısmi bir yakınlaşma gözlemlemek mümkün.
Soru 14: Türkiye–Almanya ilişkilerinde sizce kültürel diplomasi ne kadar etkili bir araç olabilir? Hande Ortay: Son derece önemli. Kültürel diplomasi, yumuşak güç unsurlarının en etkilisidir. Ortak tarih, göç hikâyeleri ve toplumsal etkileşimler üzerine inşa edilen projeler, politik tansiyonu azaltabilir. Siyaset üstü bir dil kurmak, iki ülke ilişkilerinde kalıcı bir güven ortamı oluşturabilir.
Soru 15: Akademik yayıncılıkta da oldukça aktif bir rolünüz var. Bugünün akademi dünyasında nitelikli üretim nasıl mümkün olur? Hande Ortay: Öncelikle, yayın yapmak için değil, anlam üretmek için yazmak gerekir. Akademide hız ve görünürlük bazen derinliğin önüne geçiyor. Ben her zaman saha verisiyle teoriyi birleştirmeyi savundum. Uluslararası alanda ses getiren çalışmalar, genellikle bu dengeyi kurabilenlerden çıkıyor.
Soru 16: Dijitalleşme akademiyi de dönüştürdü. Sizce yapay zekâ gibi teknolojiler sosyal bilimleri nasıl etkiliyor? Hande Ortay: Yapay zekâ, veri analizinden söylem çözümlemelerine kadar birçok alanda yeni ufuklar açıyor. Ancak burada etik dengeyi iyi kurmak gerekiyor. İnsan faktörü, sosyal bilimlerin merkezinde kalmalı. Teknoloji, insanı ikame eden değil, onu daha derin anlamamızı sağlayan bir araç olmalı.
Soru 17: Türkiye’nin genç kuşak akademisyenlerine baktığınızda sizi en çok ne umutlandırıyor? Hande Ortay: Yeni kuşak çok cesur. Kalıpları sorguluyor, global düşünüyor ve sahayı önemsiyor. Bu müthiş bir potansiyel. Eğer bu enerjiyi doğru yönlendirirsek, Türkiye sadece takip eden değil, teori üreten bir ülke olabilir.
Soru 18: Sizce Türkiye’nin dış politikada en büyük gücü nedir? Hande Ortay: Türkiye’nin en büyük gücü, çok yönlü kimliğidir. Hem Doğu’yu hem Batı’yı anlayabilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu jeokültürel esneklik, stratejik avantajımızdır. Ancak bu kimliği iyi okumak ve doğru anlatmak gerekir; aksi halde karmaşa gibi görünür.
Soru 19: Peki, uluslararası sistemin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yeni bir düzen mi geliyor? Hande Ortay: Kesinlikle. Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu düzen artık sürdürülebilir değil. Çok merkezli, esnek ittifakların ve bölgesel güçlerin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Devletlerin klasik diplomasi anlayışını gözden geçirmesi gerekecek. “Yeni dünya düzeni” ifadesi artık klişe değil, gerçek.
Soru 20: Son olarak, Dr. Ortay’ın gelecek planlarında neler var? Hande Ortay: Hem akademide hem medyada üretmeye devam edeceğim. Uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin bölgesel vizyonunu anlatan çalışmalara ağırlık veriyorum. Ayrıca kadınların uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artıracak projeler üzerinde çalışıyorum. Amacım, bilgiyle etki yaratmak; yani akademiyi hayata taşımak.
Türkiye, Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü bir kez daha koruyarak sürdürülebilir turizmdeki küresel gücünü tescilledi. 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yatın ödül aldığı 2026 listesinde; Bakanlığın ücretsiz girişli halk plajları da büyüyen yatırımlar ve yeni adreslerle dikkat çekti.
Türkbükü’nün de dahil olduğu yeni tabloyla Türkiye kıyıları, çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve uluslararası kalite anlayışıyla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü aktörlerinden biri olmayı sürdürdü.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişlettikleri vurgusu yaptı.
Türkiye, sürdürülebilir turizm ve çevre odaklı kıyı yönetimindeki istikrarlı yükselişini 2026 Mavi Bayrak sonuçlarıyla bir kez daha dünyaya gösterdi. Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğünü koruyan Türkiye; büyüyen plaj ağı, uluslararası standartlardaki halk plajları ve yeni yatırımlarla Akdeniz’deki “mavi rekabetin” en güçlü ülkeleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı.
Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı-FEE tarafından açıklanan 2026 yılı Mavi Bayrak ödüllerine göre Türkiye genelinde Mavi Bayrak dalgalanan plaj sayısı 577’den 580’e yükseldi. Türkiye, plaj kategorisinde İspanya ve Yunanistan’ın ardından bir kez daha dünyanın en başarılı üçüncü ülkesi oldu.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) tarafından İzmir Foça’da kamuoyuyla paylaşılan sonuçları değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını yeni halk plajlarıyla genişletmeye devam ettiklerini vurguladı.
Türkiye sahillerinin artık bir dünya markası haline geldiğini belirten Ersoy, Bodrum Türkbükü Ücretsiz Girişli Halk Plajı’nda da bu yıl ilk kez Mavi Bayrak dalgalanacağını ifade etti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı gibi paydaş kurumlara teşekkür eden Bakan Ersoy, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Sahillerimiz artık dünya markası! Mavi Bayrak’ta dünya 3’üncülüğümüzü bir kez daha koruduk. 2026 yılında 580 plaj, 30 marina, 18 turizm teknesi ve 26 bireysel yat Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Böylece Türkiye; çevre standartları, güvenli turizm altyapısı ve sürdürülebilir kıyı yönetimindeki güçlü konumunu uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledi. Akdeniz’deki mavi rekabette güçlü yükselişimizi sürdürürken ücretsiz girişli halk plajlarımızı da uluslararası standartlarla büyütmeye devam ediyoruz. Bu yıl Bodrum Türkbükü Halk Plajımız da Mavi Bayraklı halk plajlarımız arasına katıldı. Yeni halk plajı projelerimizle Türkiye’nin Mavi Bayrak haritasını daha da genişleteceğiz. Bu başarıda emeği bulunan TÜRÇEV başta olmak üzere tüm paydaş kurumlarımıza, yerel yönetimlerimize ve turizm sektörümüze teşekkür ediyorum.”
YAPDER “Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği” tarafından Türkiye’de İş Dünyası dergisi iş birliğiyle düzenlenen 18.Kent ve Yaşam Ödülleri,
Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) tarafından koordine edilen “Kent ve Yaşam Ödülleri” sahiplerine takdim edildi. Bu yıl 18’incisi yapılan etkinlikte, “daha yaşanabilir kentler ve mutlu insanlar” için çalışma yapan kişi ve kurumlar ödüllendirildi.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu’nun destekleriyle 14 Mayıs Perşembe günü, Büyük Kulüp’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon kapsamında düzenlenen iki önemli panelde farklı görüşler ortaya kondu. Katılımcılar, panellere görüşleriyle katkı sunarken; YAPDER Başkanı Celal Toprak, ödül törenine katılım sağlayanlara teşekkürlerini iletti.
Celal Toprak, törenin açılış konuşmasında “Kent ve Yaşam Ödülleri’nin bu yıl 18’incisini gerçekleştiriyoruz. Biz bir araya gelmeyi, ortak akılla hareket etmeyi çok önemsiyoruz. Bugünkü etkinliğimizi, 5 yıldır sizlerin de destekleriyle bugün birçok insana ulaşan Türkiye’de İş Dünyası dergimizin mayıs sayısında yer alan inşaat dosyası ile birleştirdik. İnşaat sektörü, kentleşmenin çok önemli bir parçası. Dergimizde de bu kapsamda çok önemli isimlerin görüşleri var” ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu ile Ekizoğlu Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ekiz ise gecede yaptığı konuşmada “Gayrimenkul ve İnşaat Platformu’nu sektörümüzün sesini, ihtiyaçlarını daha geniş kitlelere duyurabilmek adına kurduk. Biz her zaman olmayanı yapmak, bölgeye değer üretmek için projeler gerçekleştiriyoruz. Kadıköy’ün ilk yeşil sertifikalı projesini hayata geçiriyoruz. Artık yaptığımız yapılarda enerji sistemleri üretiyoruz. İthalatımızı nasıl azaltırız, ülkemize nasıl daha fazla katkı sunarız, bunun derdiyle dertleniyoruz” dedi. Ekiz, aynı zamanda inşaat sektörünün desteklendiği takdirde 400 sektörü doğrudan, 1500 alt sektörü de dolaylı olarak etkilediğini söyleyerek sektörün önemini işaret etti.
18. KENT VE YAŞAM ÖDÜLLERİ:
Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak
İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın
Güvensan Yönetim Kurulu Başkanı Münteha Adalı
Uyumsoft Şirketi Üst Düzey Yöneticisi Ahmet Faruk Önder
DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu
Caddem Eğitim Kurumları Kurucusu Burç Tel
Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Aslandağ
İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan
Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer
Medya Takip Merkezi (MTM) Yönetim Kurulu Başkanı Halef Vayıs
Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı
Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu
İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü
Limpid Home İnteriors Kurucusu Berrak Gündüz
Türkiye Kent Kooperatifleri Merkez Birliği Kurucusu ve Genel Başkanı Oğuz Soydan
Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer
WOW Hotel Genel Koordinatörü Ziya Cihan
PERDER Başkanı Rahmi Kartal
Çeşme Bazlama Kurucuları Nurten ve Sinem Tuncer
Canlı Su ve Sağlık Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Koç
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025’te yıllık bazda yüzde 52,2 artarak 4 trilyon 567 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Türkiye’de e-Ticaretin Görünümü Raporu 2025 Tanıtım Toplantısı”na katıldı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, burada yaptığı konuşmada, Kraliçe Mathilde başkanlığında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Ekonomik Misyonu heyetiyle 27 anlaşma imzalandığını, savunma sanayisi ve teknoloji alanında da 30’dan fazla Türk şirketiyle anlaşmaların imzalanacağını söyledi.
e-Ticaret sektöründe yaşanan gelişmelere değinen Bolat, gerek e-ticareti gerekse e-ihracatı destekleyen çalışmalara devam ettiklerini, geçen yıl 11 bin 500 kişinin 10 bin doları aşkın e-ihracat yaptığı bilgisini verdi.
Bakan Bolat, Bakanlık olarak düzenledikleri e-ticaret ve e-ihracat programlarına işaret ederek, bu programlara uluslararası ziyaretçilerin katıldığını, bu yıl 3-5 Eylül’de İstanbul’da Küresel e-Ticaret Zirvesi’nin yapılacağını kaydetti.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.