“Akademi, medya ve siyaset arasında köprü kurmak, çağımızın en kritik ihtiyacıdır.”
Soru 1: Dr. Ortay, akademik kariyeriniz ve çok yönlü çalışmalarınızla dikkat çekiyorsunuz. Öncelikle sizi bu alana yönlendiren motivasyon neydi? Hande Ortay: Benim için siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler sadece bir akademik disiplin değil, toplumları anlamanın en güçlü yollarından biri. Almanya’da başlayan, Türkiye’de devam eden çok kültürlü yaşam deneyimim bana farklı sistemleri, düşünce biçimlerini ve değer yargılarını gözlemleme fırsatı sundu. Bu da beni, devletler arası ilişkilerden çok daha fazlasını, yani insan davranışlarını, toplumsal dönüşümü ve kültürel dinamikleri anlamaya yöneltti.
Soru 2: Çalışmalarınızda özellikle Türkiye–Almanya ilişkileri, güvenlik politikaları ve terörle mücadele konularına yoğunlaştığınızı görüyoruz. Bu alanı seçmenizin özel bir nedeni var mı? Hande Ortay: Kesinlikle. Almanya, hem Avrupa’nın siyasi kalbinde yer alıyor hem de Türkiye açısından tarihsel, ekonomik ve sosyolojik olarak özel bir konuma sahip. PKK terör örgütü politikası üzerine yaptığım doktora araştırması da bu iki ülke arasındaki güvenlik yaklaşımı farklarını ortaya koyma amacını taşıyordu. Bu, yalnızca akademik değil, aynı zamanda politik ve insani bir mesele. Türkiye’nin uluslararası arenada doğru anlaşılması için bu tür çalışmaların çok önemli olduğuna inanıyorum.
Soru 3: Siz aynı zamanda medya dünyasında da aktif bir isimsiniz. Akademi ve medya arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Hande Ortay: Medya, bilginin topluma ulaşmasındaki en güçlü araçlardan biri. Akademik bilginin raflarda kalmaması, topluma dokunabilmesi için medya ile etkileşim şart. Ben her iki alanı da birbirini besleyen iki damar olarak görüyorum. Akademik araştırma derinliği, medyaya analitik bir bakış kazandırıyor; medya ise akademiyi daha dinamik, daha erişilebilir kılıyor.
Soru 4: Küresel siyasette son yıllarda ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Sizce bu dönüşümün temel dinamikleri neler? Hande Ortay: Klasik güç dengelerinin yerini artık çok boyutlu güç yapıları aldı. Teknoloji, bilgi, enerji güvenliği ve toplumsal algı, yeni jeopolitiğin belirleyici unsurları haline geldi. Devletler artık yalnızca askeri veya ekonomik güçle değil, algı yönetimi ve dijital diplomasi gibi alanlarla da rekabet ediyorlar. Bu da siyaset biliminin ve uluslararası ilişkilerin sınırlarını sürekli genişletiyor.
Soru 5: Kadın bir akademisyen olarak uluslararası ilişkiler gibi erkek egemen bir alanda var olmak sizce ne ifade ediyor? Hande Ortay: Bu alan hâlâ erkek merkezli bir dil üzerinden şekilleniyor, evet. Ancak kadın akademisyenlerin artışıyla birlikte daha empatik, daha bütüncül bir bakış açısı gelişiyor. Ben, kadınların hem sahada hem de akademide dönüştürücü bir güç olduğuna inanıyorum. Tunus’ta kadınların Arap Baharı sürecinde üstlendikleri rolleri incelediğim tez çalışmam da bunu açık biçimde gösterdi.
Soru 6: Disiplinler arası düşünmenin öneminden bahsettiniz. Peki, siyaset bilimi eğitiminin geleceği sizce nereye evriliyor? Hande Ortay: Klasik uluslararası ilişkiler paradigması artık tek başına yeterli değil. Yeni nesil öğrenciler, yalnızca teorik bilgiyle değil; veri analitiği, medya okuryazarlığı, yapay zekâ ve dijital diplomasiyle de donanmalı. Akademi, teoriyi pratiğe taşıyacak bir laboratuvar haline gelmeli. Artık analiz eden değil, çözüm üreten bir akademi dönemindeyiz.
Soru 7: Küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Sizce Türkiye bu yeni jeopolitik tabloda nasıl bir rol üstleniyor? Hande Ortay: Türkiye, Batı ile Doğu arasındaki tarihsel köprü rolünü artık daha bilinçli bir stratejiyle yürütüyor. Enerji koridorları, savunma sanayi yatırımları ve çok boyutlu dış politika anlayışıyla bölgesel aktörden küresel etki alanına geçiş sürecinde. Ancak bu süreçte en kritik unsur, anlatı gücü. Türkiye kendi hikâyesini dünyaya doğru bir dille anlatmak zorunda.
Soru 8: Bu noktada “algı yönetimi” kavramına sıkça değiniyorsunuz. Medya ve diplomasi arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Hande Ortay: Medya, artık klasik anlamda bir “haber aktarıcısı” değil, diplomatik bir aktör haline geldi. Özellikle kriz dönemlerinde medya diplomasisi, devletlerin politikalarını şekillendiren bir güç. Türkiye’nin de kendi medya diplomasisini güçlendirmesi, uluslararası arenada algı üstünlüğü kurması açısından son derece önemli.
Soru 9: Sizce Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik politikası son dönemde nasıl bir seyir izliyor? Hande Ortay: Avrupa, Türkiye’yi hâlâ klasik bir güvenlik perspektifiyle değerlendiriyor. Oysa Türkiye, artık sadece bir güvenlik partneri değil; enerji, ticaret, göç yönetimi ve savunma teknolojileri açısından vazgeçilmez bir bölgesel güç. Bu gerçeği Avrupa siyasetinde anlamlandırma çabası var ama henüz kurumsal düzeyde yeterince derinleşmiş değil.
Soru 10: Akademik çalışmalarınızda kadınların siyasal süreçlerdeki rollerini de ele alıyorsunuz. Bugün bu konuda dünyada nasıl bir tablo görüyorsunuz? Hande Ortay: Kadınlar artık sadece katılımcı değil, belirleyici aktörler. Tunus örneğinde olduğu gibi, toplumsal dönüşüm süreçlerinde kadınların liderliği fark yaratıyor. Ancak küresel ölçekte hâlâ cam tavanlar var. Akademi, medya ve siyaset üçgeninde kadınların temsili güçleniyor ama eşitlik hâlâ bir mücadele alanı.
Soru 11: Türkiye’de kadınların uluslararası politika üretiminde daha görünür olabilmesi için neler yapılmalı? Hande Ortay: Birincisi, kadın akademisyenlerin sahaya çıkmasını teşvik etmek gerekiyor. İkincisi, politika üretim süreçlerine akademik bilgi entegre edilmeli. Kadınlar, yalnızca eşitlik söyleminin öznesi değil; stratejik düşüncenin de taşıyıcısı. Bunu kabul etmek, zihinsel bir dönüşüm gerektiriyor.
Soru 12: Güvenlik çalışmaları ve terörle mücadele konularında oldukça deneyimlisiniz. Günümüzde terör olgusu nasıl bir evrim geçiriyor? Hande Ortay: Artık klasik örgüt yapılanmalarından ziyade ağ tipi, dijitalleşmiş, ideolojik hibrit yapılardan bahsediyoruz. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi örnekler, yalnızca sahada değil, sosyal medya ve dijital finans ağlarında da etkin. Terör, artık sadece bir güvenlik tehdidi değil; bir algı mühendisliği aracıdır. Bu nedenle güvenlik politikaları, dijital çağın dinamiklerine göre yeniden tasarlanmalı.
Soru 13: Sizin doktora teziniz Almanya’nın PKK politikası üzerineydi. O çalışmadan bugüne ne tür değişimler gözlemliyorsunuz? Hande Ortay: Almanya’nın yaklaşımı hâlâ çelişkili. Hukuki düzeyde PKK yasaklı bir örgüt olsa da, sivil toplum ve medya alanında örgüte yakın yapılar aktif. Bu durum, Türkiye–Almanya ilişkilerinde ciddi bir güven bunalımı yaratıyor. Fakat son yıllarda güvenlik iş birliğinde kısmi bir yakınlaşma gözlemlemek mümkün.
Soru 14: Türkiye–Almanya ilişkilerinde sizce kültürel diplomasi ne kadar etkili bir araç olabilir? Hande Ortay: Son derece önemli. Kültürel diplomasi, yumuşak güç unsurlarının en etkilisidir. Ortak tarih, göç hikâyeleri ve toplumsal etkileşimler üzerine inşa edilen projeler, politik tansiyonu azaltabilir. Siyaset üstü bir dil kurmak, iki ülke ilişkilerinde kalıcı bir güven ortamı oluşturabilir.
Soru 15: Akademik yayıncılıkta da oldukça aktif bir rolünüz var. Bugünün akademi dünyasında nitelikli üretim nasıl mümkün olur? Hande Ortay: Öncelikle, yayın yapmak için değil, anlam üretmek için yazmak gerekir. Akademide hız ve görünürlük bazen derinliğin önüne geçiyor. Ben her zaman saha verisiyle teoriyi birleştirmeyi savundum. Uluslararası alanda ses getiren çalışmalar, genellikle bu dengeyi kurabilenlerden çıkıyor.
Soru 16: Dijitalleşme akademiyi de dönüştürdü. Sizce yapay zekâ gibi teknolojiler sosyal bilimleri nasıl etkiliyor? Hande Ortay: Yapay zekâ, veri analizinden söylem çözümlemelerine kadar birçok alanda yeni ufuklar açıyor. Ancak burada etik dengeyi iyi kurmak gerekiyor. İnsan faktörü, sosyal bilimlerin merkezinde kalmalı. Teknoloji, insanı ikame eden değil, onu daha derin anlamamızı sağlayan bir araç olmalı.
Soru 17: Türkiye’nin genç kuşak akademisyenlerine baktığınızda sizi en çok ne umutlandırıyor? Hande Ortay: Yeni kuşak çok cesur. Kalıpları sorguluyor, global düşünüyor ve sahayı önemsiyor. Bu müthiş bir potansiyel. Eğer bu enerjiyi doğru yönlendirirsek, Türkiye sadece takip eden değil, teori üreten bir ülke olabilir.
Soru 18: Sizce Türkiye’nin dış politikada en büyük gücü nedir? Hande Ortay: Türkiye’nin en büyük gücü, çok yönlü kimliğidir. Hem Doğu’yu hem Batı’yı anlayabilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu jeokültürel esneklik, stratejik avantajımızdır. Ancak bu kimliği iyi okumak ve doğru anlatmak gerekir; aksi halde karmaşa gibi görünür.
Soru 19: Peki, uluslararası sistemin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yeni bir düzen mi geliyor? Hande Ortay: Kesinlikle. Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu düzen artık sürdürülebilir değil. Çok merkezli, esnek ittifakların ve bölgesel güçlerin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Devletlerin klasik diplomasi anlayışını gözden geçirmesi gerekecek. “Yeni dünya düzeni” ifadesi artık klişe değil, gerçek.
Soru 20: Son olarak, Dr. Ortay’ın gelecek planlarında neler var? Hande Ortay: Hem akademide hem medyada üretmeye devam edeceğim. Uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin bölgesel vizyonunu anlatan çalışmalara ağırlık veriyorum. Ayrıca kadınların uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artıracak projeler üzerinde çalışıyorum. Amacım, bilgiyle etki yaratmak; yani akademiyi hayata taşımak.
KSTK Heyetinden Çanakkale’de Kapsamlı Kurum Ziyaretleriyerel yönetim, üniversite, ticaret ve kültür kurumlarıyla iş birliği olanakları değerlendirildi
Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu heyeti, 20–21 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği Çanakkale programı kapsamında; yerel yönetim, kamu, üniversite, ticaret ve kültür kurumlarının yöneticileriyle bir araya geldi.
Konfederasyonun kurumsal iş birliklerini güçlendirmek, Çanakkale’de yürütülebilecek sosyal, kültürel, ekonomik ve gençlik odaklı projeleri değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde, sivil toplum kuruluşları ile kamu kurumları arasındaki ortak çalışma imkânları ele alındı.
Çanakkale İl Başkanımız ve Disiplin Kurulu Başkanımız Av. Fikret Bircan’ın organizasyonuyla gerçekleştirilen programa;
Genel Başkanımız Nevzat Duyar, Başkan Vekilimiz Yaşar Saka, Genel Sekreterimiz Gamze Gezici Elyan, Kültür ve Sanat Komisyonu Başkanımız Ahmet Avşar, Gençlik Kollarımızdan Burak Aktuna ve Hilal Demirci, Kurumsal İletişim Komisyonu Başkanımız ve Hukuk Müşavirimiz Av. Serkan Güler, Disiplin Kurulu Başkanımız ve Çanakkale İl Başkanımız Av. Fikret Bircan,Hanife Güler katılım sağladı.
Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek Ziyaret Edildi
Çanakkale programının önemli duraklarından biri Çanakkale Belediyesi oldu. KSTK heyeti, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’i makamında ziyaret etti.
Gerçekleştirilen görüşmede; sivil toplum kuruluşlarının yerel kalkınmadaki rolü, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi, gençler, kadınlar, kültür-sanat çalışmaları ve sosyal sorumluluk projeleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Konfederasyonun Türkiye genelinde ve uluslararası alanda sürdürdüğü teşkilatlanma, proje geliştirme ve kurumlar arası iş birliği çalışmaları hakkında Belediye Başkanı Muharrem Erkek’e bilgi verildi.
Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişi ve günün anısına gerçekleştirilen fotoğraf çekimiyle tamamlandı.
Çanakkale İl Kültür Müdürlüğü ile Kültürel Projeler Görüşüldü
KSTK heyeti, Çanakkale İl Kültür Müdürü Çağman Esirgemez’i makamında ziyaret ederek Çanakkale’nin tarihî, kültürel ve sanatsal değerlerine yönelik geliştirilebilecek çalışmalar hakkında istişarelerde bulundu.
Görüşmede; Çanakkale’nin tarihsel mirasının yeni nesillere aktarılması, kültür ve sanat faaliyetlerinin desteklenmesi, ulusal ve uluslararası etkinliklerin geliştirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının kültürel projelerde üstlenebileceği roller değerlendirildi.
Kültür ve Sanat Komisyonu Başkanımız Ahmet Avşar’ın da yer aldığı görüşmede, Konfederasyon bünyesinde hayata geçirilebilecek kültür, sanat ve toplumsal hafıza çalışmalarına ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası ile Kurumsal İş Birliği Görüşmesi
Heyet, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Sema Sandal’ı makamında ziyaret etti.
Gerçekleştirilen görüşmede; bölgesel kalkınma, girişimcilik, iş dünyası ile sivil toplum arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, gençlerin ekonomik ve sosyal hayata katılımı, kadın girişimciliği ve Çanakkale’de uygulanabilecek ortak projeler ele alındı.
KSTK Genel Sekreteri Gamze Gezici Elyan tarafından, Konfederasyonun proje geliştirme, dijital dönüşüm, girişimcilik, eğitim, mentorluk ve kurumsal kapasite geliştirme alanlarında yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verildi.
Çanakkale’nin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunabilecek ortak proje modelleri üzerinde değerlendirmelerde bulunulan ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileriyle sona erdi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ile Akademik İş Birliği Ele Alındı
KSTK heyeti, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüsnü Levent Dalyancı’yı makamında ziyaret etti.
Görüşmede; üniversite ve sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi, akademik bilgi birikiminin toplumsal projelere aktarılması, öğrencilere yönelik eğitim ve gelişim programları, gençlik çalışmaları, staj ve gönüllülük modelleri ile ortak proje geliştirme imkânları değerlendirildi.
Konfederasyonun gençlerin sosyal, akademik ve mesleki gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan çalışmaları aktarılırken, üniversitelerle gerçekleştirilebilecek eğitim, araştırma, sosyal sorumluluk ve proje ortaklıklarının önemi vurgulandı.
Gençlik Kollarımızdan Burak Aktuna ve Hilal Demirci’nin da katıldığı görüşmede, gençlerin karar alma süreçlerine ve sivil toplum faaliyetlerine daha aktif katılım sağlamasına yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alındı.
Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli’ye Ziyaret
Çanakkale merkezde gerçekleştirilen kurum ziyaretlerinin ardından KSTK heyeti, Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli’yi makamında ziyaret etti.
Ziyarette; Eceabat’ın tarihî ve kültürel önemi, bölgenin turizm potansiyeli, yerel kalkınma çalışmaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirilebilecek ortak projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Eceabat’ın Çanakkale Savaşları tarihindeki özel konumuna dikkat çekilen görüşmede, tarih bilincini güçlendirecek kültürel, eğitsel ve sosyal projelerin geliştirilmesinin önemi ifade edildi.
Çanakkale Şehitliklerine Anlamlı Ziyaret
KSTK heyeti, resmî kurum ziyaretlerinin ardından Çanakkale Şehitliklerini ziyaret etti.
Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ve vatan sevgisinin en güçlü sembollerinden biri olan Çanakkale’de, aziz şehitlerimizin hatırası saygı, minnet ve dualarla yâd edildi.
Şehitlik ziyaretinde, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişe ait bir tarih olmadığı; birlik, beraberlik, dayanışma ve ortak sorumluluk anlayışıyla gelecek nesillere aktarılması gereken millî bir miras olduğu vurgulandı.
Genel Başkanımız Nevzat Duyar, Çanakkale’nin milletimizin ortak hafızasında çok özel bir yere sahip olduğunu belirterek, sivil toplum kuruluşlarının tarihî ve millî değerlerin korunması ve genç kuşaklara aktarılması konusunda önemli sorumluluklar taşıdığını ifade etti.
Çanakkale’de Ortak Akıl ve İş Birliği Vurgusu
İki gün süren Çanakkale programı boyunca kamu, yerel yönetim, üniversite, ticaret ve kültür kurumlarıyla gerçekleştirilen görüşmelerde; ortak akıl, sürdürülebilir iş birliği ve toplumsal fayda odaklı projelerin önemi öne çıktı.
Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu olarak; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü iş birliklerinin kurulmasını önemsiyor, Türkiye’nin farklı şehirlerinde toplumsal etki oluşturacak projeler geliştirmeye devam ediyoruz.
Çanakkale programı kapsamında heyetimizi makamlarında kabul eden;
Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’e, Çanakkale İl Kültür Müdürü Çağman Esirgemez’e, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Sema Sandal’a, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüsnü Levent Dalyancı’ya, Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli’ye nazik ev sahiplikleri ve değerli görüşleri için teşekkür ederiz.
Çanakkale programının hazırlanmasında ve kurum ziyaretlerinin gerçekleştirilmesinde katkı sağlayan Çanakkale İl Başkanımız ve Disiplin Kurulu Başkanımız Av. Fikret Bircan’a da teşekkürlerimizi sunarız.
Yaz aylarının etkisiyle güneşli geçen günler, güneş enerjisinden elektrik üretiminde rekoru da beraberinde getirdi. Haziran ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim değeri, 4,99 milyar kilovatsaat ile tüm zamanların en yüksek değeri olarak kayıtlara geçti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Güneşten aldığımız güçle elektrik üretiminde bir rekora imza attık. Geçtiğimiz haziran ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretimimiz 4,99 milyar kilovatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Böylece, toplam elektrik üretimimizin yüzde 16,4’ünü de güneşten karşılamış olduk. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı en üst seviyede değerlendirmeyi sürdüreceğiz. Anadolu’nun bereketli güneşini, milletimizin refahına dönüştürmek için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
En Yüksek Haziran Üretimi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; haziran ayında aylık elektrik üretimi 30,35 milyar kilovatsaat ile haziran ayları içerisindeki en yüksek değere ulaştı.
Güneşten Üretimde Zirve
Yine haziran ayında, güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim değeri 4,99 milyar kilovatsaat ile tüm zamanların en yüksek değeri olarak tarihe geçti. Böylece, toplam elektrik üretiminin yüzde 16,4’ü de güneşten karşılanmış oldu.
Aslan Payı Hidroliğin
Aynı dönemde hidrolik ise üretimde aslan payını almayı sürdürdü. Geçen ay gerçekleştirilen elektrik üretiminin yüzde 34,7’sine denk gelen 10,54 milyar kilovatsaatlik kısmı hidrolik kaynaklardan sağlandı.
Yerli ve Yenilenebilir
Ayrıca haziran ayı yenilenebilir üretim değeri 20,65 milyar kilovatsaat, yerli üretim değeri ise 24,22 milyar kilovatsaat ile 2000 yılından beri aylık bazda miktarsal olarak en yüksek değerleri oluşturdu.
6 Aylık Dönem
Bu yılın ilk altı aylık elektrik üretim verileri (1 Ocak-30 Haziran dönemi) incelendiğinde ise hidrolik kaynaklı elektrik üretimi 57 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi 21,5 milyar kilovatsaat, güneş kaynaklı elektrik üretimi 19,2 milyar kilovatsaat, yerli kaynaklı elektrik üretimi 130,9 milyar kilovatsaat, yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi ise 108,7 milyar kilovatsaat değeri ile benzer dönemlerde miktarsal olarak en yüksek değerler oldu.
Güneşten Gelen Güç
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Güneşten aldığımız güçle elektrik üretiminde bir rekora imza attık. Geçtiğimiz haziran ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretimimiz 4,99 milyar kilovatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Böylece, toplam elektrik üretimimizin yüzde 16,4’ünü de güneşten karşılamış olduk. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızı en üst seviyede değerlendirmeyi sürdüreceğiz. Anadolu’nun bereketli güneşini, milletimizin refahına dönüştürmek için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Gemilerde yaşanan kazaların nedenlerinin başında yangın gelmektedir.Yangınların nedenlerinin ve müdahale yöntemleri incelenmeli var olan ve zorunlu yangın söndürme teçhizatları ve sistemleri devamlı kontrol edilip kullanımlarının personellere öğretilmelidir. Talim uygulamalarında eksik görülen konular not alınmalı, denizcilerimizin yangın konusunda bilinçlenmesi için iş sağlığı ve güvenliği kikavramının benimsenmesi ve olası yangınların maliyetinden daha az olduğunun bilinmesinin ne kadar önemli olduğu, yangına karşı önlem almanın tüm personellerin ve kendi can ve mal güvenliği için konunun ne kadar önemli olduğu anlatılıp ek önlemlerin alınması gerekmektedir. Deniz kazalarının oluşmasına neden olan gerçek sebeplere ulaşmak denizde can, mal ve çevre emniyetine yönelik benzer kazaların tekrarını önlemek ve kaza sonrasındaki olumsuz etki ve sonuçların azaltılmasını temin etmektir. Yanma, maddenin ısı ve oksijenle birleşmesi sonucu oluşan kimyasal bir olaydır. Yanma olayının oluşabilmesi için yanıcı madde, ısı ve oksijenin bir arada olması gerekir. Bu üç unsur bir arada olmadığında, yanma olayı meydana gelmez. Yanıcı madde ile oksijen birleşirse; yanma olmaz. Yanıcı madde ile ısı birleşirse; yanma olmaz. Oksijen ile ısı birleşirse; yanma olmaz. Yanıcı madde + Oksijen + Isı, üçü bir arada birleşirse; Yanma olur.
Gemilerde Yangınla Mücadelede alınması gereken önleme ve koruma tedbirleri
Bunlar,İç talimler ve işletme değerlendirmeleri. Güvenlik ve çevre koruma politikası. Uluslararası ve bayrak devleti,Klass,sörvey kurallarıyla uyumlu, gemilerin güvenli yönetimi ile ilgili prosedürler. Gemi ve Kara personeli arasında ve kendi aralarında bir iletişim akışı ve alış verişi . Kaza ve uyumsuzlukları kurallarına göre raporlayan Risk Analizleri prosedürler. Acil durumlara hazırlık ve eylem prosedürleri olarak değerlendirilir.
Yangına karşı alınacak genel tedbirler
1-Tehlikeli bölgelerde sigara içilmemelidir.
2-Yangın alarmının çabuk verilmesi için personel eğitilmelidir.
Yangınlar ve patlamalar, Gemilerin hem işletmeleri sırasında hem de Tersanede onarımları sırasında meydana gelen felaketlerin ana nedenleridir. Gemilerdeki yangınlar genellikle büyük boyutlar alır ve büyük maddi hasara yol açar. Gemilerdeki yangınları söndürmek,büyük zorluklarla Yangınları söndürme uygulaması, ana engelin duman ve ısı olduğunu göstermektedir. Gemilerde yangın söndürme, yetersiz doğal aydınlatma, yoğun duman, yüksek sıcaklık, gemi yapılarının termal iletkenliği, koridorlar, merdiven şaftları ve havalandırma kanalları vb. Yangın istatistikleri, en fazla yangının gemilerin yaşam mahalli ve çalışma alanlarında meydana geldiğini diğerlerinin ise kargo bölümlerinde olduğunu göstermektedir. En zor durum, yakıtın yanması sırasında gelişir, yani, MGO’da yanıcı sıvılar , 2-3 dakika içinde sıcaklığın 350-400 ° C’ye ulaştığı ve 10 dakika sonra, bitişik bölmelere bitişik malzemelerin tutuşması. olasılığı mümkündür. MGO’nun üst yapı ile bağlantısı olduğundan 15 dakika içerisinde yangın üst yapıya yayılır . Yangın, metal perdelerin, bölmelerin ve güvertelerin ısı iletkenliği nedeniyle 10-15 dakika içinde ve ısı yalıtım korumalı yapılardan 1 saat içinde bir kompartmandan diğerine yayılır Çeşitli amaçlar için gemilerin yüksek yangın tehlikesi göz önüne alındığında, yangından korunmaları için önlemler sağlanır yapısal koruma, otomatik yangın söndürme tesisatları ve alarmlar ile koruma ve yangın geciktirici perdeler, damperler, yangın önleyiciler vb.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.