Connect with us

DÜNYA

Dr.Hande Ortay ile Akademiye dair

Avatar

Published

on

Dr. Hande Ortay ile Röportaj:

“Akademi, medya ve siyaset arasında köprü kurmak, çağımızın en kritik ihtiyacıdır.”

Soru 1:
Dr. Ortay, akademik kariyeriniz ve çok yönlü çalışmalarınızla dikkat çekiyorsunuz. Öncelikle sizi bu alana yönlendiren motivasyon neydi?

Hande Ortay:
Benim için siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler sadece bir akademik disiplin değil, toplumları anlamanın en güçlü yollarından biri. Almanya’da başlayan, Türkiye’de devam eden çok kültürlü yaşam deneyimim bana farklı sistemleri, düşünce biçimlerini ve değer yargılarını gözlemleme fırsatı sundu. Bu da beni, devletler arası ilişkilerden çok daha fazlasını, yani insan davranışlarını, toplumsal dönüşümü ve kültürel dinamikleri anlamaya yöneltti.

Soru 2:
Çalışmalarınızda özellikle Türkiye–Almanya ilişkileri, güvenlik politikaları ve terörle mücadele konularına yoğunlaştığınızı görüyoruz. Bu alanı seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Hande Ortay:

Kesinlikle. Almanya, hem Avrupa’nın siyasi kalbinde yer alıyor hem de Türkiye açısından tarihsel, ekonomik ve sosyolojik olarak özel bir konuma sahip. PKK terör örgütü politikası üzerine yaptığım doktora araştırması da bu iki ülke arasındaki güvenlik yaklaşımı farklarını ortaya koyma amacını taşıyordu. Bu, yalnızca akademik değil, aynı zamanda politik ve insani bir mesele. Türkiye’nin uluslararası arenada doğru anlaşılması için bu tür çalışmaların çok önemli olduğuna inanıyorum.

Soru 3:
Siz aynı zamanda medya dünyasında da aktif bir isimsiniz. Akademi ve medya arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Hande Ortay:

Medya, bilginin topluma ulaşmasındaki en güçlü araçlardan biri. Akademik bilginin raflarda kalmaması, topluma dokunabilmesi için medya ile etkileşim şart. Ben her iki alanı da birbirini besleyen iki damar olarak görüyorum. Akademik araştırma derinliği, medyaya analitik bir bakış kazandırıyor; medya ise akademiyi daha dinamik, daha erişilebilir kılıyor.

Soru 4:
Küresel siyasette son yıllarda ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Sizce bu dönüşümün temel dinamikleri neler?

Hande Ortay:
Klasik güç dengelerinin yerini artık çok boyutlu güç yapıları aldı. Teknoloji, bilgi, enerji güvenliği ve toplumsal algı, yeni jeopolitiğin belirleyici unsurları haline geldi. Devletler artık yalnızca askeri veya ekonomik güçle değil, algı yönetimi ve dijital diplomasi gibi alanlarla da rekabet ediyorlar. Bu da siyaset biliminin ve uluslararası ilişkilerin sınırlarını sürekli genişletiyor.

Soru 5:
Kadın bir akademisyen olarak uluslararası ilişkiler gibi erkek egemen bir alanda var olmak sizce ne ifade ediyor?

Hande Ortay:
Bu alan hâlâ erkek merkezli bir dil üzerinden şekilleniyor, evet. Ancak kadın akademisyenlerin artışıyla birlikte daha empatik, daha bütüncül bir bakış açısı gelişiyor. Ben, kadınların hem sahada hem de akademide dönüştürücü bir güç olduğuna inanıyorum. Tunus’ta kadınların Arap Baharı sürecinde üstlendikleri rolleri incelediğim tez çalışmam da bunu açık biçimde gösterdi.

Soru 6:
Disiplinler arası düşünmenin öneminden bahsettiniz. Peki, siyaset bilimi eğitiminin geleceği sizce nereye evriliyor?

Hande Ortay:
Klasik uluslararası ilişkiler paradigması artık tek başına yeterli değil. Yeni nesil öğrenciler, yalnızca teorik bilgiyle değil; veri analitiği, medya okuryazarlığı, yapay zekâ ve dijital diplomasiyle de donanmalı. Akademi, teoriyi pratiğe taşıyacak bir laboratuvar haline gelmeli. Artık analiz eden değil, çözüm üreten bir akademi dönemindeyiz.

Soru 7:
Küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Sizce Türkiye bu yeni jeopolitik tabloda nasıl bir rol üstleniyor?

Hande Ortay:
Türkiye, Batı ile Doğu arasındaki tarihsel köprü rolünü artık daha bilinçli bir stratejiyle yürütüyor. Enerji koridorları, savunma sanayi yatırımları ve çok boyutlu dış politika anlayışıyla bölgesel aktörden küresel etki alanına geçiş sürecinde. Ancak bu süreçte en kritik unsur, anlatı gücü. Türkiye kendi hikâyesini dünyaya doğru bir dille anlatmak zorunda.

Soru 8:
Bu noktada “algı yönetimi” kavramına sıkça değiniyorsunuz. Medya ve diplomasi arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hande Ortay:
Medya, artık klasik anlamda bir “haber aktarıcısı” değil, diplomatik bir aktör haline geldi. Özellikle kriz dönemlerinde medya diplomasisi, devletlerin politikalarını şekillendiren bir güç. Türkiye’nin de kendi medya diplomasisini güçlendirmesi, uluslararası arenada algı üstünlüğü kurması açısından son derece önemli.

Soru 9:
Sizce Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik politikası son dönemde nasıl bir seyir izliyor?
Hande Ortay:

Avrupa, Türkiye’yi hâlâ klasik bir güvenlik perspektifiyle değerlendiriyor. Oysa Türkiye, artık sadece bir güvenlik partneri değil; enerji, ticaret, göç yönetimi ve savunma teknolojileri açısından vazgeçilmez bir bölgesel güç. Bu gerçeği Avrupa siyasetinde anlamlandırma çabası var ama henüz kurumsal düzeyde yeterince derinleşmiş değil.

Soru 10:
Akademik çalışmalarınızda kadınların siyasal süreçlerdeki rollerini de ele alıyorsunuz. Bugün bu konuda dünyada nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Hande Ortay:
Kadınlar artık sadece katılımcı değil, belirleyici aktörler. Tunus örneğinde olduğu gibi, toplumsal dönüşüm süreçlerinde kadınların liderliği fark yaratıyor. Ancak küresel ölçekte hâlâ cam tavanlar var. Akademi, medya ve siyaset üçgeninde kadınların temsili güçleniyor ama eşitlik hâlâ bir mücadele alanı.

Soru 11:
Türkiye’de kadınların uluslararası politika üretiminde daha görünür olabilmesi için neler yapılmalı?

Hande Ortay:
Birincisi, kadın akademisyenlerin sahaya çıkmasını teşvik etmek gerekiyor. İkincisi, politika üretim süreçlerine akademik bilgi entegre edilmeli. Kadınlar, yalnızca eşitlik söyleminin öznesi değil; stratejik düşüncenin de taşıyıcısı. Bunu kabul etmek, zihinsel bir dönüşüm gerektiriyor.

Soru 12:
Güvenlik çalışmaları ve terörle mücadele konularında oldukça deneyimlisiniz. Günümüzde terör olgusu nas
ıl bir evrim geçiriyor?
Hande Ortay:
Artık klasik örgüt yapılanmalarından ziyade ağ tipi, dijitalleşmiş, ideolojik hibrit yapılardan bahsediyoruz. PKK, DEAŞ, FETÖ gibi örnekler, yalnızca sahada değil, sosyal medya ve dijital finans ağlarında da etkin. Terör, artık sadece bir güvenlik tehdidi değil; bir algı mühendisliği aracıdır. Bu nedenle güvenlik politikaları, dijital çağın dinamiklerine göre yeniden tasarlanmalı.

Soru 13:
Sizin doktora teziniz Almanya’nın PKK politikası üzerineydi. O çalışmadan bugüne ne tür değişimler gözlemliyorsunuz?
Hande Ortay:

Almanya’nın yaklaşımı hâlâ çelişkili. Hukuki düzeyde PKK yasaklı bir örgüt olsa da, sivil toplum ve medya alanında örgüte yakın yapılar aktif. Bu durum, Türkiye–Almanya ilişkilerinde ciddi bir güven bunalımı yaratıyor. Fakat son yıllarda güvenlik iş birliğinde kısmi bir yakınlaşma gözlemlemek mümkün.

Soru 14:
Türkiye–Almanya ilişkilerinde sizce kültürel diplomasi ne kadar etkili bir araç olabilir?
Hande Ortay:

Son derece önemli. Kültürel diplomasi, yumuşak güç unsurlarının en etkilisidir. Ortak tarih, göç hikâyeleri ve toplumsal etkileşimler üzerine inşa edilen projeler, politik tansiyonu azaltabilir. Siyaset üstü bir dil kurmak, iki ülke ilişkilerinde kalıcı bir güven ortamı oluşturabilir.

Soru 15:
Akademik yayıncılıkta da oldukça aktif bir rolünüz var. Bugünün akademi dünyasında nitelikli üretim nasıl mümkün olur?
Hande Ortay:

Öncelikle, yayın yapmak için değil, anlam üretmek için yazmak gerekir. Akademide hız ve görünürlük bazen derinliğin önüne geçiyor. Ben her zaman saha verisiyle teoriyi birleştirmeyi savundum. Uluslararası alanda ses getiren çalışmalar, genellikle bu dengeyi kurabilenlerden çıkıyor.

Soru 16:
Dijitalleşme akademiyi de dönüştürdü. Sizce yapay zekâ gibi teknolojiler sosyal bilimleri nasıl etkiliyor?
Hande Ortay:

Yapay zekâ, veri analizinden söylem çözümlemelerine kadar birçok alanda yeni ufuklar açıyor. Ancak burada etik dengeyi iyi kurmak gerekiyor. İnsan faktörü, sosyal bilimlerin merkezinde kalmalı. Teknoloji, insanı ikame eden değil, onu daha derin anlamamızı sağlayan bir araç olmalı.

Soru 17:
Türkiye’nin genç kuşak akademisyenlerine baktığınızda sizi en çok ne umutlandırıyor?
Hande Ortay:

Yeni kuşak çok cesur. Kalıpları sorguluyor, global düşünüyor ve sahayı önemsiyor. Bu müthiş bir potansiyel. Eğer bu enerjiyi doğru yönlendirirsek, Türkiye sadece takip eden değil, teori üreten bir ülke olabilir.

Soru 18:
Sizce Türkiye’nin dış politikada en büyük gücü nedir?
Hande Ortay:

Türkiye’nin en büyük gücü, çok yönlü kimliğidir. Hem Doğu’yu hem Batı’yı anlayabilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu jeokültürel esneklik, stratejik avantajımızdır. Ancak bu kimliği iyi okumak ve doğru anlatmak gerekir; aksi halde karmaşa gibi görünür.

Soru 19:
Peki, uluslararası sistemin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yeni bir düzen mi geliyor?
Hande Ortay:

Kesinlikle. Soğuk Savaş sonrası kurulan tek kutuplu düzen artık sürdürülebilir değil. Çok merkezli, esnek ittifakların ve bölgesel güçlerin yükseldiği bir döneme giriyoruz. Devletlerin klasik diplomasi anlayışını gözden geçirmesi gerekecek. “Yeni dünya düzeni” ifadesi artık klişe değil, gerçek.

Soru 20:
Son olarak, Dr. Ortay’ın gelecek planlarında neler var?
Hande Ortay:

Hem akademide hem medyada üretmeye devam edeceğim. Uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin bölgesel vizyonunu anlatan çalışmalara ağırlık veriyorum. Ayrıca kadınların uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artıracak projeler üzerinde çalışıyorum. Amacım, bilgiyle etki yaratmak; yani akademiyi hayata taşımak.

REKLAMLAR
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

Basarı Onu O Başarmayı Seviyor Aybeniz Güller

Avatar

Published

on

Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak yazı dizimizin ana temasına vurgu yaparak, başarının anlamını ütopik bir felsefi mercekten inceleyerek Aybeniz Güller’i yazmak kaleme almak bizleri son derece mutlu kıldı.

Başarı zenginlik, şöhret veya sosyal statü ile tanımlanmaz. Aksine, neşe, ilişkiler, yaratıcılık ve herkesi ve her şeyi olumlu yönde etkileyerek hayatı dolu dolu yaşamak anlamına gelir.

Bir çok kişiye kariyerinde ne istediği sorulsa başarılı olmak isterim cevabı alınır. Ne olursa başarılı hissedeceğini sorarsanız uzunca düşünmesi gerekir. Çok kazanmak bize yüklenen bir başarı kriteri olsa da çok kazanan herkesin bu duyguya sahip olmadığı düşünüldüğünde başka kriterlerin varlığı kendini gösteriyor!

Besteci,Söz Yazarı, Koro Şefi,Kültür ve Sanat Yöneticisi Aybeniz Güller , Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olan Aybeniz Güller; 100’den fazla eserin bestecisi ve söz yazarıdır. Eserleri devlet fonlarında yer almakta, tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmekte ve çeşitli film, marş ve sahne projelerinde kullanılmaktadır. Sanat yaşamının yanı sıra kültürel ve toplumsal projelerde aktif rol almakta, uluslararası kadın ve barış odaklı sivil toplum çalışmalarına liderlik etmektedir.

Besteci & Söz Yazarı olan Aybeniz Güller’in 100’den fazla müzik eserinin bestesi var. Bunlardan 5 eseri Devlet Fonunda kayıtlı eserler Marş, rekla, film müziği ve sahne eserleri üretiminde büyük eserleri var.
1993–2000 yılları arasında 705 sayılı askerî birlikte kültür yardımcısı olarak görev yaptı. 9 (Dokuz) yıl süreyle Filarmoni bünyesinde koro şefi olarak çalıştı; çok sayıda konser ve kültür programının düzenlenmesinde aktif rol aldı. Bunun yanı sıra, Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı’nın kurucu başkanı olarak toplumsal ve kültürel projelerde görev almakta.

Kendini Zorlamadan Başarmak
İtkiyle Değil, Akışla İlerlemek
“Başarının bedeli vardır”, “Çalış, didin, zorla”, “Kendini zorlamazsan ilerleyemezsin”…

Bu cümleler, çoğumuzun zihninde başarıya giden yolun acıyla, sabırla, dirençle dolu olması gerektiğini fısıldar. Ancak son yıllarda hem psikoloji hem de üretkenlik alanındaki araştırmalar, bu kalıpları sorgulamaya başladı. Gerçekten de her şey zorlama ile mi mümkün? Ya da bir başka yol olabilir mi: Akışla ilerlemek.

İtki mi, Akış mı?
İtki (push), çoğu zaman dışsal motivasyonla hareket etmeyi ifade eder. Zorlayarak, iradeyle, kendini sürekli iterek bir hedefe yönelirsin. Bu, kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede tükenmişlik, motivasyon kaybı ve kronik stresle sonuçlanabilir.

Akış (flow) ise içsel bir ritmi takip etmektir. Enerjini zorla değil, doğal bir yönelimle harekete geçirmektir. İlginin ve becerinin kesiştiği noktada, zamanın aktığı ve senin “zamanı unuttuğun” o özel zihinsel durumu tanımlar. Zorlama yoktur ama yoğun bir mevcudiyet vardır.

Yani mesele şu: Zorlamak değil, doğru frekansı bulmak.

Kendini Zorlamadan Nasıl Başarırsın?
Ritmini keşfet: Ne zaman daha iyi odaklanıyorsun? Ne tür görevlerde zamanın akıp gidiyor? Kendini gözlemle.

Küçük başla: Büyük hedefler, küçük ve seni yormayan adımlarla daha sürdürülebilir olur.

İç motivasyonunu hatırla: Bir işi neden yaptığını kendine tekrar tekrar hatırlat. Dış baskı değil, iç anlam seni besler.

Durmayı öğren: Zihnin tıkandığında zorlamaya devam etmek yerine durmak, bazen daha büyük bir ilerlemeyi mümkün kılar.

Keyif almayı ciddiye al: Başarı sadece sonuçla değil, yolda hissettiklerinle de ilgilidir. Kendine keyif alarak ilerleme hakkını tanı.

Sonuç: “Çok çalışmak” mı, “doğru şekilde ilerlemek” mi?

Toplumun bize öğrettiği başarı hikâyeleri çoğu zaman ter, gözyaşı ve acıyla doludur. Ama gerçek şudur: Başarı her zaman savaşarak gelmek zorunda değildir. Zihnini, bedenini ve duygularını zorlamadan, kendi ritminle ilerlediğinde de yüksek başarıya ulaşabilirsin diyor..

Aybeniz Güller’in Öne Çıkan Eserleri

“705 Sayılı Marş – Şuşa”- İcra: Alim Qasımov-Rekviem (Ölüm Marşı)-Söz: Güler Gemli-Müzik: Aybeniz Güller- “Ulu Önderimizin Anısına – Ömürlük Prezident Olsun”- Söz: Güler Gemli
Klip ve Dijital Yayınlar
İcra: İbrahim Akkef- Söz: Hemid Kaya-Müzik: Aybeniz Güller- YouTube ve dijital platformlarda klip yayınları

Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı Kurucu Başkanlığı yapan Aybeniz Güller, “Batı Azerbaycan Benim Vatanımdır” * “Kadına Şiddete Son Diyoruz” – Proje organizasyonu ve sanat koordinasyonu yaptı. Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı – Fahri Üyeliği mevcut.

Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Derya Özgören

Avatar

Published

on

Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir.
Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin.

Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki fırsatın, yarın ise yazacağın hikâyedir.
Dünü silemezsin; ondan ders alabilirsin.

Bugünü erteleyemezsin; çünkü fırsat tam da şu andır. Bugünü erteleme ve fırsatı kaçırma……

12 Nisan 2026 tarihli başta ”Türk İş dünyası Haber ve Diplomat Dergisi” olmak üzere 2 gazetemizde “İyi ki varsın” isimli yazı dizimizin konuğu, medya ve iletişim dünyasında iz bırakan tecrübeleri, vizyoner projeleri ve güçlü iletişim becerileriyle tanınan bir isim etkin bir değer; Derya Özgören’e yer vermiştim.
Eğitim yıllarının Üniversite ayağında,
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Türkiye’nin ilk özel üniversitesi, Cenajans’ın sahibi Nail Keçili’nin açtığı Akademi İstanbul Radyo Televizyon Bölümü“nde gerçekleştirdi. Burada Betül Mardin, İlber Ortaylı, Yalçın Bayer, Orhan Kural ve Emre Kınay gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı.

2 yıl öncesine değin, Önce Vatan Gazetesinde tam sayfa Moda köşe Yazarlığı yapan Moda DİREKTÖRÜMÜZ ve köşe yazarımız ,şu anda da Breaking News Türkiye’de Moda Direktörü ve köşe Yazarlığına devam etmektedir.
Ünlü stil danışmanları, oyuncular, müzisyenler gibi kamuoyunun gözü önünde olan isimlerin moda alanındaki, stil danışmanlığı vizyonuna da göz kırpmıştır sadece kıyafet seçmekle kalmayıp; aynı zamanda trendlerinin belirlenmesi, markalarla iş birliği yapması için sayısız çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir.
Basın PR Danışmanlığı Uzmanlık alanında;
Burcu Güneş,Hülya Avşar,İbrahim Tatlıses, Yıldız Tilbe,Ebru Yaşar, Tan Sağtürk,Harun Kolçak,Cihan Ünal, Burçin Terzioğlu, Vildan Atasever, Deniz Çakır gibi ünlü isimleri görmek mümkün..
Kadın Kadının Düşmanıdır Çiğdem Savaş &Erkan Eken&Derya Özgoren projesi yanı sıra, Cumhuriyet Kadınları Projesi, Lerzan Mutlu Basın Danışmanlığı ve Menajerlik, Atv Gündüz kuşağı, Kanal D Program ,Show Tv Gündüz kuşağı Program, Fox Tv Gündüz kuşağı Programlarında ismini sıkça duyduğumuz isim olmayı başarmıştır. Ayrıca şu an da da Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri jüriligi ve Jüri Genel Koordinatörlük görevine de devam etmektedir.
Günümüzde,
Dönem dönem Dünya Modasında sürekli yeni tasarımlar trend haline geliyor ve özellikle hazır giyim firmaları çoğu zaman birbirine çok benzer tasarımları ardı ardına piyasaya sürüyor. Bu yüzden sokak modası adı altında yeni bir dünya ortaya çıktı ve herkes kendi bireysel modasını yaratmaya başladı. Trendler artık bu sokak modasına göre şekillenerek yeni bir akım oluştu.
Her zaman dediğim gibi “Moda Kendi Stilini Yaratmaktır “ tam da bu noktada yerini buldu aslında….

Yarın Adına … Basın PR Danışmanlığı için de şu ifadeleri ile adeta yazı dizimize ışık tutuyor.


Geleceğin PR ve Basın Danışmanlığı Ülkemizde artık, malesef ki Medya takibi ve hedef kitle analizi yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde yapılır hale gelmiş durumda.
Geleneksel gazeteler ile sosyal medya influencer’ları ortak bir planda yönetilir hale gelmiş pozisyonda. Bu nedenle dijital dünyadaki ani olaylara karşı anlık ve şeffaf tepki verme zorunluluğu var. Geleneksel PR ın halen başarılı olduğunu düşünen Derya Özgeren ,Standart haberler yerine, doğrudan okuyucuya değer katan özgün hikayeler öne çıkması fikrini savunuyor

“Çok çalışmak seni ileri götürür ; tecrübe ise neyi neden yaptığını öğretir. Çünkü başarı, harcanan emekten değil, o emeğin sana kattığı akıl ve birikimden doğar.”

Belki bazılarına klişe gibi gelebilir ama benim her zaman hayattaki mottom

“İşleyen Demir Pas Tutmaz”

sözü ile adeta yazı dizimizin ana temasına vurgu yapıyor.
Derya Özgören’in
Dünden bugüne bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin gelecekte de başta ülkemiz sonrasında dünyamız adına, sosyal yaşam ve sosyalleşme alanında katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.


Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor

Avatar

Published

on

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların tam 4 katı! İşte tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak, GKL programımızla, üniversitelerinin son sınıfında ya da yeni mezun genç kadınları, topluma ve iş yaşamına hazırlıyor, onların beceri ve duyarlılıklarını geliştiriyor ve onlara kariyerleri boyunca eşlik edecek donanımlar kazandırıyoruz. Programımızla birincil amacımız, kadınların ekonomiye katılımını desteklemek. Bunu iş hayatına yeni başlayacak genç kadınları bilgiyle donatarak, özgüvenlerini sağlamlaştırmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Kadın liderler genellikle bir sonraki seviyeye geçmek için düşündüklerinden daha hazırdırlar. Liderlerin herkesin başarılı olabileceği bir kültür geliştirmesini sağlamak için, sponsorlar nitelikli kadın liderleri bir sonraki seviyeye davet etmelidirler; kendilerini hazır hissetmeseler bile. Uygulamada bu, sponsorları yeni liderlerin savunucusu olarak hareket etmeleri için donatmak, görünürlüğü artırmak için fırsatlar yaratmak ve kritik yetenek tartışmalarında sponsorluk alanların potansiyelini savunmak anlamına gelir. Bu savunuculuk, yüksek potansiyelli yeteneklerin gözden kaçmasını önler.”

“Cam tavan” terimi, tarihsel olarak, yeterince temsil edilmeyen gruplardaki insanların kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen birçok görünmez engeli tanımlamak için bir metafor olarak kullanılmıştır. Giderek artan sayıda kadın CEO, bu engellerin aktif olarak sorgulandığının canlı kanıtıdır; ancak herkes için gerçek eşitlik ve adil fırsat elde etmek için daha yapılacak çok iş vardır

Günümüzün kadın CEO’ları ve iş liderleri, iş dünyasında gelecek nesil kadınlar için yolu açmaya henüz yeni başladılar. İş dünyası değişmeye devam ederken, yönetici olmak isteyen kadınların kariyer yollarında onlara rehberlik edecek görünür rol modellerine ve diğer kaynaklara ihtiyaçları var.

Bu yıl,Dünyanın dört bir yanından gelen kadın liderler, bakanlar, CEO’lar ve girişimciler 2026 Küresel Kadın Zirvesi için İstanbul’da bir araya geldi. 45 ülkenin temsil edildiği zirvede, kadın liderliğinin ekonomik büyüme, yatırım ve uluslararası iş birlikleri üzerindeki dönüştürücü etkisi masaya yatırıldı.

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen Küresel Kadın Zirvesi (Global Summit of Women), 4-6 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul Hilton Bomonti gerçekleştirilen tören ile “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda bir araya geldi.

“Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor ” başlığındaki Ana Temada oldukça iddialı bir isimle tanışmak üzere ..

Düzenlenen bu Zirveye katılamamanın burukluğunu yaşayan isim Lale Şahin ASLANHAN’a değinmeden geçemezdik.

1985 İstanbul doğumlu, İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından, Beykent Üniversitesi’nde Finans MBA olarak yüksek lisans eğitimini tamamladı.
İlk profesyonel hayatına Kiler Holding A.Ş.’de Finansal Kontrolör olarak başladı.FİBA Holding’in iştiraki olan Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik firmasında Bütçe ve Raporlama Yöneticisi, akabinde Reynaers Aluminyum firmasında Türkiye, Azerbaycan ve İran’dan sorumlu CFO olarak çalışmalarına devam etti.
Sonrasında, Erse Kablo firmasında Bütçe ve Finans Direktörü, Grand Medical İlaçları grubunda Avrupa, Orta Doğu ve Asya Ülkelerinden sorumlu CFO ve son olarak ise Tera Yatırım Teknoloji Holding A.Ş firmasında ise Tera Yatırım Menkul Kıymetler, Tera Yatırım Bankası, Tera Finans Faktoring , Tera Portföy ve Tera Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı firmalarından sorumlu Mali İşler Grup Direktörü olarak çalıştı.

Çalışma hayatında halen Stratejik Finans Lideri ve Yönetim Danışmanı olarak devam ediyor.

Lale Şahin Aslanhan, New York Academy’de ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nde Proje Finansmanı Modelleme sertifikasyonuna sahip. Mesleğinin yanı sıra STK üyeliklerinde aktif olarak görev almakta olup Yönetim Danışmanları Derneği’nin üyesi.

İlk izlenimler saniyeler içinde oluşur diyen ASLANHAN,

“Daha el sıkışmadan veya “Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum” demeden önce, karşınızdaki kişi kendinizi nasıl sunduğunuza bakarak çoktan bir fikir edinmiş olur.

Bu, bazıları için korkutucu bir gerçek olabilir. Ancak Next Level Wardrobe olarak ben bunu, bir anı ele geçirmek için güçlü bir fırsat olarak görüyorum.

Özgüvenle giyinmek, trendleri körü körüne takip etmek anlamına gelmez. Aksine Öncelikle beni sonra Kurumsalı olduğum Firmamı temsil eder diyor .

Mesleği ile ilgili birçok finans zirvesine konuşmacı olarak katılmış, 2025 yılında Eduplus Consulting tarafından Avrupa’nın en prestijli finans ödüllerinden biri olan “Finance Network Awards 2025” mesleki başarı ödülüne hak kazanmıştır, 2026 yılında ise İstanbul İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen Türkiye Kadın Zirvesi’nde “Yılın CFO”su ödülüne layık görülmüştür.

2026 yılının 2. Dilimi ve 2027 yılı adına hedef büyüten ASLANHAN’a göre,

Firmalarda Döngüsel ekonomiyi güçlendirmek için operasyonel kaynaklara ihtiyaç olduğunun altını bir kez daha çizerek, hedef büyüten bir CEO olmak istiyor.

Sürdürülebilirlik hedeflerinin doğrultusunda mobilite, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji finansmanı öncelikli alanları arasında yer almaya devam edeceginin sinyallerini veriyor.

Artık Türkiye’nin Enerjisinde bende varım.İnşallah hep birlikte güçlü ve verimli bir yıl olur.. diyor.

Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

TAKVİM

Kasım 2025
P S Ç P C C P
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

HABER BURADA

DÜNYA2 ay ago

Basarı Onu O Başarmayı Seviyor Aybeniz Güller

Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak...

DÜNYA2 ay ago

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Derya Özgören

Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir.Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin. Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki...

DÜNYA2 ay ago

Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Ülkü REYHANİOĞLU

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı...

DÜNYA2 ay ago

Taşkın Ünal “Yalı Yangınlarında Bilinmesi Gerekenler”

Elektrik Mühendisi-Yangın Bilirkişisi Taşkın Ünal İş Dünyası dergisi ne kaleme aldığı yazı dizisinde şu ifadelere yer verdi. Türk mimarisinde yalılar...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Ezgi Karabıyık

Türkiye’nin sanayi, bilişim, eğitim, moda, sağlık, iletişim, enerji, turizm, tarım, otomotiv ve enerji piyasalarında yer alan iş insanları, ülkemizde ve...

GÜNDEM2 ay ago

KAMU AKADEMİ İŞ DÜNYASI VE SİVİL TOPLUM İSTANBUL’DA BULUŞTU

Türkiye’nin Dört Bir Yanından Güçlü Katılım Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu (KSTK) tarafından düzenlenen Tanışma ve Kaynaşma Kahvaltısı, kamu yönetimi,...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Hakan Polat

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanları,Kadın Girişimciler ,Sivil Toplum Kuruluş...

DÜNYA2 ay ago

MHP Lideri Bahçeli’den Kaan ve Kızılelma yorumu: Sadece teknolojik bir kazanım değil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajında, savunma sanayinin önemine vurgu yaptı. Geçmişte dış politikaya ve iç politik...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Hande Dengim Bağcıoğulları-2

Her şehrin tarihi o şehrin sakinlerinin de tarihidir. Yüzyıllar boyu bağrında nice sakinlerine kucak açan semtimiz…Etrafında dolaşırken kalabalıkları izlemek, mola...

REKLAMLAR

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

Haber Burada

seers cmp badge