Anadolu’dan Dünyaya Açılan Bir Kadın Gücü Ağrı doğumlu Necla Kırtay’ ın yaşam hikayesinde toprakların güçlü mirasını sanat ve mimariyle geleceğe taşıyan liderlik vasfı var. İç Mimar olan Kırtay;
Aydınlatma sektörünün öncü kuruluşlarından birinde görev alarak, ışığın insan yaşamı üzerindeki etkileri konusunda derin bilgi edindi. Ardından Türkiye’nin prestijli mobilya markalarından Fatih Kıral’da iç mimar ve tasarımcı olarak görev yaptı.
Sonrasında Etiler MVoice’ta beş yıl boyunca proje müdürü ve mağaza müdürü olarak çalıştı. Bu süreçte aldığı projelerle, iş dünyasının her yönünü deneyimleme fırsatı buldu. İşine olan tutkusu ve disiplinli yapısı, onu her zaman bir adım öne taşıdı.
Daha sonra Adalı Holding bünyesindeki Ayn Design’da Eren Hanım ile çalışma fırsatı yakaladı. Yeterli donanıma sahip olduğuna kanaat getirdikten sonra, aile şirketi Kırtay Grup’a dönerek İç Mimar ve Proje Koordinatörü olarak görevine devam etti.
Bugün tüm projelerini bağımsız olarak yürüten Necla Kırtay, mimarlıkta sanatı, estetiği ve fonksiyonelliği birleştiren bir vizyonla çalışmalarını sürdürüyor. Sanatla Bütünleşen Mimari Dokunuş
Kırtay, kariyeri boyunca sanat camiasından birçok ünlü ismin evini ve yaşam alanını tasarladı. Genellikle villa, yalı, otel ve butik projeler üzerine çalışan mimar, üst segment mekanlarda zarafet, işlevsellik ve sanatın dengesini ön plana çıkarıyor. Yurt içindeki başarılı projelerinin yanı sıra yurt dışında da birçok projeyi üstlenerek Türk mimarlık anlayışını uluslararası arenaya taşıyor.
Yakın zamanda Irak’ta yürüttüğü proje ile birlikte Bakü’de yeni çalışmalarına hazırlanan Kırtay, Türk kadın mimar gücünün uluslararası platformda da temsilcisi olmayı başardı. Necla Kırtay’ın Şantiye Günlükleri çalışmalarında dış ortam, mimari ve heves bir arada .. Kesinlikle ofis ortamından ziyade şantiyeleri ve fiziksel mücadeleyi seviyor. Ofislerin psikolojik açından çok daha zorlayıcı olduğunu düşünüyor. Şantiyelerin, monotonluğun tümüyle dışında bir ortam sunduğunu savunuyor. Sahanın, kadın-erkek herkes için öğretici olduğunu, dayanıklılık ve teknik bilgiyi artırdığını vurguluyorl. Dinamizm hoşuna gidiyor. Branş alanında tekrar eden yinelenen işleri sevmiyor, hele bir yerde on sene aynı işi yapıyor olmak hiç ona göre değil. Kendisinin şantiyelere medeniyet getirdiğini savunuyor.
Uzmanlaşmanın şantiye-ofis değil de cephe, iç mimari gibi alanlarla ilgili olması gerektiğini düşünüyorum. Mesleki gelişim açısından hem masa başında hem de sahada bulunmak şart. Dolayısıyla zannediyorum ikisi bir arada gidecek. Ama yine de şahsen şantiyenin tozunu yuttuktan sonra sahada çalışma isteğimin biraz daha ağır bastığını söyleyebilirim. Daha keyif aldığım bir ortam.
Necla Kırtay “Şantiye Günlükleri” ni anlatırken İç Mimaride ve Sahada olanları şu şekilde yorumluyor.
Ben sahada olmayı seviyorum. Çünkü şantiye sürekli işleyen ve dinamik bir yer. Heyecan bitmiyor. Projenin başlaması bir heyecan, devamında gündelik ve pek birbirine benzeyemeyen işler bir heyecan, teslim aşaması başka bir heyecan… Ve her seferinde başka ve yeni projelere adım atma şansına sahip oluyorsunuz. Bu hareketlilik de benim çok hoşuma gidiyor. Monotonluğun tümüyle dışında bir hayat. Ve inşaat sürekli kendini yenileyen bir sektör olduğu için her seferinde farklı uygulamalarla karşılaşabiliyoruz. Bu da şantiyelerde olmanın herhalde en cezbedici tarafı. Daha monoton bir iş yaşamını zannediyorum tercih etmeyebilirdim. Ayrıca sahada bizi en çok şaşırtan ve geliştiren şey aslında kendi potansiyelimizi keşfetmekle ilgili… Dışarıdan “Böyle bir işi yönetebilir misiniz” diye sorsalardı, zannediyorum birçoğumuz “Hayır, yapamam” deyip kenara çekilebilirdik. Ama şu an burada, işin içinde bulunuyoruz. Fazlasıyla detay barındıran bir işi organize edebilmek ve bilgi akışını doğru sağlayıp sahaya da doğru bir şekilde aktarabilmek, potansiyelimizin aslında düşündüğümüzden çok daha yüksek olduğunu gösterdi.
“Kadınlar İçin Daha Çok ve Daha İyi İşler” Projesinin bizi en çok heyecanlandıran bileşenlerinden biri, kadınların hayatlarına doğrudan dokunma imkânı bulduğumuz faaliyetlerdir. Bu çalışmalardaki hikayem aynı zamanda, kadınların güçlenmesinin kendileri, yakın çevreleri ve toplumun bütünü için sağladığı ekonomik ve sosyal katkıları ortaya koymaktadır. Şantiyenin tozlu ortamlarında adeta sınırlarının ötesinde, proje kapsamında hayatının farklı boyutlarında değişim yaratan başarılar var.
İş kurmuş biri olarak birçok zorlukla mücadele ediyorum.Ama yine de konuya yaklaşımınız ve duruşunuz daha farklı oluyor. Kendinizi daha güçlü hissediyorsunuz. Şimdi geldiğim noktadan çok memnunum. İyi ki de yaptım, iyi ki de işimi kurdum diyorum.
Mimarlık ve Dekorasyon tasarım, proje ve uygulama deneyimimi, son yıllarda sürdürülebilirlik, ekoloji ve feng shui üzerine yaptığım çalışmalar ve araştırmalarla, bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak; doğaya ve insana saygılı, havayı, suyu, toprağı kirletmeden, mekanların ve o mekanın enerjilerinin de insanlar üzerindeki etkisini dikkate alarak, gelecek nesillere temiz yapılı yaşam alanları bırakmak, yaşama değer katarak, farkındalık yaratmayı hedeflemekteyim. Önümüzdeki dönemde …Uluslararası alanda bekleyen projelerim var. Fransa’da gerçekleştirmeyi düşündüğüm önemli bir Vizyoner yapılanmamız olacak ..diyor. Levent Kandemir