Türk mücevher sektörü Türkiye’nin stratejik sektörlerinden birisidir, bunu her zaman söylüyoruz. Türkiye’nin güçlü bir sektörü, tamamen emek odaklı bir sektör..Sektörün Yıldızları yazı dizimde …Cemcem Kuyumculuk Yönetim Kurulu Üyesi Kıristin Cemcem’i ile keyifli bir sohbet gerçekleştirme fırsatı yakaladık.
Sizi Tanıyabilirmiyiz ?
1993 yılında İstanbul’da doğdum. Endüstri Mühendisliği mezunuyum; eğitim sürecimde Hong Kong ve Londra’da alanımla ilgili lisans programlarına katılarak global vizyonumu pekiştirdim. Profesyonel kariyerime Danone Nutricia’da tedarik zinciri departmanında başladım. Ardından edindiğim kurumsal deneyimi değerli metaller sektörüne taşıyarak birçok altın rafinerisine danışmanlık verdim.
2017 yılında aile şirketimiz Cemcem’de aktif olarak görev almaya başladım ve bugün yönetim kurulunda yer almaktayım. Cemcem markasıyla hedefim, Türk kuyumculuk mirasını modern üretim anlayışı ve yenilikçi tasarım diliyle harmanlayarak hem yerel hem uluslararası pazarda kalıcı bir marka değeri yaratmak.
Görsel hafızam oldukça kuvvetlidir; gördüğüm her yeniliği aklımda tutar ve iş süreçlerime entegre etmeye çalışırım. Yeniliklere, özellikle teknolojik gelişmelere son derece açık bir yapıya sahibim. Kendimi sürekli geliştirmeyi, öğrenmeyi ve işime yeni bakış açıları kazandırmayı prensip edindim.
İnsan ilişkilerine büyük önem veririm; çevremdeki insan profilinin benimle benzer sosyo-kültürel seviyede olmasına özen gösteririm çünkü insan, benim için her zaman en değerli yatırımdır.
HRD Antwerp onaylı pırlanta ve değerli taş eğitimlerine sahip olup; masa tenisinde kadınlar dalında il birinciliklerim, üç yıl profesyonel tenis geçmişim ve halen sürdürdüğüm padel sporu ile aktif bir yaşam tarzını benimserim.
Seyahat etmek, kültürleri yerinde deneyimlemek ve bunları işime yansıtmak benim için vazgeçilmez bir motivasyon kaynağı. Ayda ortalama iki kez yurtdışına çıkar, fuarları ve sektörel gelişmeleri yakından takip ederim. Aynı zamanda sanatla iç içe olmayı, sergileri ziyaret etmeyi ve sanatseverlerle fikir alışverişinde bulunmayı çok değerli bulurum.
Hayata bakışımda üretkenlik, yenilik ve estetik daima ön plandadır; bu bakış açısı hem kişisel yolculuğumu hem de Cemcem markasının geleceğini şekillendiren en önemli unsurdur
Sektöre Girişiniz Hakkında Bilgi Verirmisiniz?
Bu sektöre aslında hiçbir zaman yabancı olmadım. Aile şirketi olarak yıllardır bu alanda faaliyet gösteriyoruz. Babam bizleri daha çocuk yaşlardan itibaren üretim departmanına götürür, işin tüm inceliklerini yerinde öğretirdi. Bu sayede altın ve mücevherin ruhunu, emeğini ve değerini çok erken yaşta tanıdım.
Kendimi bu sektörde her zaman evimde gibi hissediyorum. Çünkü burada sadece bir iş değil, bir miras, bir tutku ve bir yaşam biçimi var. Güvenle, emin adımlarla ilerlediğim bu yolda; bize emanet edilen bu büyük firmayı daha da ileri taşımak, başarılarına başarı katmak en büyük hedefim.
Türkiye’de Kuyumculuk Sektöründe kadın Girişimciliği Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?
Türkiye’de kuyumculuk sektörü tarihsel olarak erkek egemen bir alan olsa da, son 10–15 yılda kadın girişimcilerin sektörde görünürlüğü ve etkisi belirgin biçimde artmaya başladı. Bu gelişme hem sektörün dinamizmini artırıyor hem de estetik, zarafet ve müşteri deneyimi konularında yeni bir soluk getiriyor.
Kısaca şöyle özetleyebilirim:
Kadın girişimciler sektöre yeni bir vizyon katıyor
Kadınlar genellikle detaylara, tasarıma ve duygusal bağa daha fazla önem veriyor. Bu da mücevherin yalnızca bir “yatırım aracı” değil, aynı zamanda “kişisel bir ifade biçimi” haline gelmesini sağlıyor.
Bu yaklaşım, butik tasarım markalarının ve özgün koleksiyonların ortaya çıkmasında çok etkili oldu.
Zorluklara rağmen yükselen başarı hikâyeleri var
Sektör hâlâ erkek yoğun bir yapıya sahip. Özellikle atölye, üretim ve toptan ticaret gibi alanlarda kadınların varlık göstermesi kolay değil.
Ama buna rağmen birçok kadın girişimci:
• Tasarım merkezli markalar kurdu,
• Kuyumculuk ihracatında söz sahibi oldu,
• Kendi üretim atölyelerini yönetti.
Bu, hem azim hem vizyonun bir göstergesi.
Kadın bakış açısı müşteri ilişkilerini dönüştürüyor
Kadın girişimciler müşteriyle empati kurmada, kişiye özel hizmet sunmada ve hikâye anlatımında çok başarılı.
Bugün birçok marka, müşterinin duygusal bağ kurduğu “hikâyeli takı” konseptini kadın liderlerin bakış açısıyla geliştirdi.
Uluslararası arenada da güçleniyorlar
Türk kadın tasarımcılar artık Londra, Milano ve Dubai fuarlarında markalarını sergiliyor. “Made in Turkey” etiketine değer katıyorlar.
Sonuç olarak Kadın girişimciler kuyumculukta yalnızca başarı elde etmiyor, sektörün geleceğini şekillendiriyorlar.
Sektörün erkek merkezli yapısı yavaş ama kalıcı biçimde dönüşüyor. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’de kadın liderliğinde markaların hem iç pazarda hem ihracatta çok daha fazla söz sahibi olacağı öngörülüyor.
Dünya piyasalarında belli bir yere gelen ve birincilik için uğraşan sektörün sorunları Neler ?
Kuyum sektörü, Türkiye’nin en köklü ve güçlü alanlarından biri olmasına rağmen, dünya liderliği yolunda bazı temel sorunlarla karşı karşıya.
Öncelikle hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ve döviz kurlarındaki belirsizlikler, üretim maliyetlerini doğrudan etkileyerek firmaların istikrarlı bir fiyat politikası oluşturmasını zorlaştırıyor.
Bunun yanı sıra kalifiye iş gücü eksikliği ve teknolojiye uyum süreci de sektörün gelişimini yavaşlatan önemli faktörler arasında. Geleneksel el işçiliğimiz çok güçlü olsa da, yeni nesil üretim teknikleri ve dijital sistemlere geçişte bazı zorluklar yaşanabiliyor.
Ayrıca markalaşma ve uluslararası tanıtım konusundaki eksiklikler, Türk kuyumculuğunun global pazarlarda hak ettiği değeri tam olarak görmesini engelliyor. Oysa üretim kalitemiz, tasarım gücümüz ve zanaatkârlığımız dünya standartlarının üzerinde.
Tüm bu zorluklara rağmen sektörümüz, el emeği, güvenilirliği ve köklü geleneğiyle dünya piyasalarında her geçen gün daha güçlü bir konuma ilerliyor. Amacımız, bu temeli koruyarak Türk kuyumculuğunu global arenada liderliğe taşımak.
Sektörünüzün gelişmesi; markalaşma, ürün tasarımı, teknolojik yenilikler, pazarlama stratejileri gibi konularda neler yapıyorsunuz?
Firmamız, kuyum sektöründe yalnızca üretim gücüyle değil, aynı zamanda markalaşma, tasarım ve inovasyon alanlarındaki yatırımlarıyla da ön plana çıkmaktadır. Amacımız, geleneksel Türk el işçiliğini modern çizgilerle buluşturarak uluslararası pazarda güçlü ve kalıcı bir marka kimliği yaratmaktır.
Ürün tasarımı konusunda yenilikçi bir anlayış benimsiyoruz. Her koleksiyonumuzda estetik değerleri, global trendleri ve müşteri beklentilerini bir araya getirerek özgün, zamansız ve yüksek kalitede tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.
Teknolojik yenilikler ise üretim kalitesini artırmak ve süreç verimliliğini sağlamak açısından büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda üretim hatlarımızı modernize ediyor, dijital sistemleri aktif biçimde kullanıyor ve kalite kontrol süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz.
Pazarlama stratejilerimizde ise hem yerel hem de uluslararası arenada markamızın bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz. Dijital platformlarda etkin bir şekilde yer alıyor, uluslararası fuarlara katılım sağlayarak global müşteri ağımızı genişletiyoruz.
Tüm bu adımların temelinde, sektörümüzü ileriye taşımak, sürdürülebilir bir marka değeri oluşturmak ve Türk kuyumculuğunu dünya sahnesinde lider konuma ulaştırmak vizyonu yer almaktadır.
Günümüzde Kuyumcu Sayısındaki Hızlı Artışın Nedenleri Hakkında Görüşleriniz?
Kuyumcu sayısındaki artışın temelinde, altının hem güvenli yatırım aracı hem de kültürel bir değer olarak görülmesi yatıyor. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde altına yönelim artarken, teknolojinin gelişmesi ve üretim süreçlerinin kolaylaşması da yeni girişimcilerin sektöre adım atmasını sağlıyor.
Bu durum sektörde rekabeti artırsa da, kalite, güven ve markalaşmaya önem veren firmalar için fark yaratma fırsatı sunuyor.
Sarraflıktan Modern Kuyumculuğa Geçiş Hakkında Düşünceleriniz Nelerdir?
Sarraflıktan modern kuyumculuğa geçiş, sektörümüzün doğal bir evrim sürecidir. Geçmişte el emeği ve ustalığın ön planda olduğu sarraflık, bugün teknolojinin, tasarımın ve markalaşmanın da güçlü şekilde entegre olduğu çağdaş bir yapıya dönüşmüştür.
Bu dönüşüm, sektörün yalnızca ticari değil, sanatsal ve yenilikçi yönünü de güçlendirmiştir. Artık müşteriler sadece altın değil; tasarım, hikâye ve marka değeri satın alıyor.
Ancak bu değişim yaşanırken, sarraflığın temsil ettiği güven, dürüstlük ve ustalık gibi temel değerleri korumak büyük önem taşıyor. Biz de bu geleneği modern çizgilerle birleştirerek, geçmişin mirasını geleceğe taşımayı hedefliyoruz.
Gelecekte Kuyumculuk Trendleri Neler Olabilir ?
Kuyumculuk sektörü, hızla değişen dünya dinamiklerine paralel olarak sürekli evrim geçiriyor. Gelecekte sürdürülebilir üretim, kişiselleştirilmiş tasarımlar ve teknoloji ile entegre mücevherler ön planda olacak.
Tüketiciler artık sadece estetik değil, aynı zamanda etik ve çevreye duyarlı üretim süreçlerine de önem veriyor. Bu nedenle geri dönüştürülebilir materyallerin kullanımı ve şeffaf üretim zinciri geleceğin en belirleyici unsurlarından biri haline gelecek.
Ayrıca dijitalleşme ile birlikte, 3D tasarım, artırılmış gerçeklik (AR) deneyimleri ve online satış platformları sektörün vazgeçilmez araçları olacak. Müşteriler ürünleri sanal ortamda deneyimleyebilecek ve tasarım süreçlerine daha aktif şekilde katılabilecek.
Tüm bu gelişmeler ışığında, kuyumculuk sadece bir lüks tüketim değil, aynı zamanda kişisel kimlik ve yaşam tarzı ifadesi haline geliyor. Geleceğin trendi, teknolojiyi insan dokunuşuyla buluşturabilen markalar olacak.
Mücevherat Sektörünün Geleceği Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?
Mücevherat sektörü, hem kültürel kökleri hem de yeniliklere açık yapısıyla geleceğe en güçlü adımlarla ilerleyen alanlardan biridir. Geleneksel el işçiliğiyle modern teknolojiyi buluşturan bu sektör, önümüzdeki dönemde tasarımda özgünlük, sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme odaklı bir dönüşüm yaşayacaktır.
Tüketici alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte, artık insanlar sadece bir mücevher değil, anlamı, hikayesi ve değeri olan tasarımlar arıyor. Bu da markalar için duygusal bağ kuran, kişiselleştirilmiş ve etik üretim anlayışını benimsemeyi zorunlu hale getiriyor.
Ayrıca online satış kanalları, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve dijital tasarım teknolojileri, sektöre yeni bir boyut kazandırıyor. Bu yenilikler, müşteri deneyimini daha erişilebilir ve etkileşimli hale getirerek geleceğin mücevher alışverişine yön verecek.
Kısacası mücevherat sektörünün geleceği; yenilik, güven, sürdürülebilirlik ve estetik kavramlarının bir araya geldiği bir döneme işaret ediyor. Bu vizyonla hareket eden markalar, yalnızca bugünün değil, geleceğin de liderleri olacak.
Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak yazı dizimizin ana temasına vurgu yaparak, başarının anlamını ütopik bir felsefi mercekten inceleyerek Aybeniz Güller’i yazmak kaleme almak bizleri son derece mutlu kıldı.
Başarı zenginlik, şöhret veya sosyal statü ile tanımlanmaz. Aksine, neşe, ilişkiler, yaratıcılık ve herkesi ve her şeyi olumlu yönde etkileyerek hayatı dolu dolu yaşamak anlamına gelir.
Bir çok kişiye kariyerinde ne istediği sorulsa başarılı olmak isterim cevabı alınır. Ne olursa başarılı hissedeceğini sorarsanız uzunca düşünmesi gerekir. Çok kazanmak bize yüklenen bir başarı kriteri olsa da çok kazanan herkesin bu duyguya sahip olmadığı düşünüldüğünde başka kriterlerin varlığı kendini gösteriyor!
Besteci,Söz Yazarı, Koro Şefi,Kültür ve Sanat Yöneticisi Aybeniz Güller , Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olan Aybeniz Güller; 100’den fazla eserin bestecisi ve söz yazarıdır. Eserleri devlet fonlarında yer almakta, tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmekte ve çeşitli film, marş ve sahne projelerinde kullanılmaktadır. Sanat yaşamının yanı sıra kültürel ve toplumsal projelerde aktif rol almakta, uluslararası kadın ve barış odaklı sivil toplum çalışmalarına liderlik etmektedir.
Besteci & Söz Yazarı olan Aybeniz Güller’in 100’den fazla müzik eserinin bestesi var. Bunlardan 5 eseri Devlet Fonunda kayıtlı eserler Marş, rekla, film müziği ve sahne eserleri üretiminde büyük eserleri var. 1993–2000 yılları arasında 705 sayılı askerî birlikte kültür yardımcısı olarak görev yaptı. 9 (Dokuz) yıl süreyle Filarmoni bünyesinde koro şefi olarak çalıştı; çok sayıda konser ve kültür programının düzenlenmesinde aktif rol aldı. Bunun yanı sıra, Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı’nın kurucu başkanı olarak toplumsal ve kültürel projelerde görev almakta.
Kendini Zorlamadan Başarmak İtkiyle Değil, Akışla İlerlemek “Başarının bedeli vardır”, “Çalış, didin, zorla”, “Kendini zorlamazsan ilerleyemezsin”…
Bu cümleler, çoğumuzun zihninde başarıya giden yolun acıyla, sabırla, dirençle dolu olması gerektiğini fısıldar. Ancak son yıllarda hem psikoloji hem de üretkenlik alanındaki araştırmalar, bu kalıpları sorgulamaya başladı. Gerçekten de her şey zorlama ile mi mümkün? Ya da bir başka yol olabilir mi: Akışla ilerlemek.
İtki mi, Akış mı? İtki (push), çoğu zaman dışsal motivasyonla hareket etmeyi ifade eder. Zorlayarak, iradeyle, kendini sürekli iterek bir hedefe yönelirsin. Bu, kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede tükenmişlik, motivasyon kaybı ve kronik stresle sonuçlanabilir.
Akış (flow) ise içsel bir ritmi takip etmektir. Enerjini zorla değil, doğal bir yönelimle harekete geçirmektir. İlginin ve becerinin kesiştiği noktada, zamanın aktığı ve senin “zamanı unuttuğun” o özel zihinsel durumu tanımlar. Zorlama yoktur ama yoğun bir mevcudiyet vardır.
Yani mesele şu: Zorlamak değil, doğru frekansı bulmak.
Kendini Zorlamadan Nasıl Başarırsın? Ritmini keşfet: Ne zaman daha iyi odaklanıyorsun? Ne tür görevlerde zamanın akıp gidiyor? Kendini gözlemle.
Küçük başla: Büyük hedefler, küçük ve seni yormayan adımlarla daha sürdürülebilir olur.
İç motivasyonunu hatırla: Bir işi neden yaptığını kendine tekrar tekrar hatırlat. Dış baskı değil, iç anlam seni besler.
Durmayı öğren: Zihnin tıkandığında zorlamaya devam etmek yerine durmak, bazen daha büyük bir ilerlemeyi mümkün kılar.
Keyif almayı ciddiye al: Başarı sadece sonuçla değil, yolda hissettiklerinle de ilgilidir. Kendine keyif alarak ilerleme hakkını tanı.
Sonuç: “Çok çalışmak” mı, “doğru şekilde ilerlemek” mi?
Toplumun bize öğrettiği başarı hikâyeleri çoğu zaman ter, gözyaşı ve acıyla doludur. Ama gerçek şudur: Başarı her zaman savaşarak gelmek zorunda değildir. Zihnini, bedenini ve duygularını zorlamadan, kendi ritminle ilerlediğinde de yüksek başarıya ulaşabilirsin diyor..
Aybeniz Güller’in Öne Çıkan Eserleri
“705 Sayılı Marş – Şuşa”- İcra: Alim Qasımov-Rekviem (Ölüm Marşı)-Söz: Güler Gemli-Müzik: Aybeniz Güller- “Ulu Önderimizin Anısına – Ömürlük Prezident Olsun”- Söz: Güler Gemli Klip ve Dijital Yayınlar İcra: İbrahim Akkef- Söz: Hemid Kaya-Müzik: Aybeniz Güller- YouTube ve dijital platformlarda klip yayınları
Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı Kurucu Başkanlığı yapan Aybeniz Güller, “Batı Azerbaycan Benim Vatanımdır” * “Kadına Şiddete Son Diyoruz” – Proje organizasyonu ve sanat koordinasyonu yaptı. Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı – Fahri Üyeliği mevcut.
Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir. Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin.
Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki fırsatın, yarın ise yazacağın hikâyedir. Dünü silemezsin; ondan ders alabilirsin.
Bugünü erteleyemezsin; çünkü fırsat tam da şu andır. Bugünü erteleme ve fırsatı kaçırma……
12 Nisan 2026 tarihli başta ”Türk İş dünyası Haber ve Diplomat Dergisi” olmak üzere 2 gazetemizde “İyi ki varsın” isimli yazı dizimizin konuğu, medya ve iletişim dünyasında iz bırakan tecrübeleri, vizyoner projeleri ve güçlü iletişim becerileriyle tanınan bir isim etkin bir değer; Derya Özgören’e yer vermiştim. Eğitim yıllarının Üniversite ayağında, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Türkiye’nin ilk özel üniversitesi, Cenajans’ın sahibi Nail Keçili’nin açtığı Akademi İstanbul Radyo Televizyon Bölümü“nde gerçekleştirdi. Burada Betül Mardin, İlber Ortaylı, Yalçın Bayer, Orhan Kural ve Emre Kınay gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı.
2 yıl öncesine değin, Önce Vatan Gazetesinde tam sayfa Moda köşe Yazarlığı yapan Moda DİREKTÖRÜMÜZ ve köşe yazarımız ,şu anda da Breaking News Türkiye’de Moda Direktörü ve köşe Yazarlığına devam etmektedir. Ünlü stil danışmanları, oyuncular, müzisyenler gibi kamuoyunun gözü önünde olan isimlerin moda alanındaki, stil danışmanlığı vizyonuna da göz kırpmıştır sadece kıyafet seçmekle kalmayıp; aynı zamanda trendlerinin belirlenmesi, markalarla iş birliği yapması için sayısız çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir. Basın PR Danışmanlığı Uzmanlık alanında; Burcu Güneş,Hülya Avşar,İbrahim Tatlıses, Yıldız Tilbe,Ebru Yaşar, Tan Sağtürk,Harun Kolçak,Cihan Ünal, Burçin Terzioğlu, Vildan Atasever, Deniz Çakır gibi ünlü isimleri görmek mümkün.. Kadın Kadının Düşmanıdır Çiğdem Savaş &Erkan Eken&Derya Özgoren projesi yanı sıra, Cumhuriyet Kadınları Projesi, Lerzan Mutlu Basın Danışmanlığı ve Menajerlik, Atv Gündüz kuşağı, Kanal D Program ,Show Tv Gündüz kuşağı Program, Fox Tv Gündüz kuşağı Programlarında ismini sıkça duyduğumuz isim olmayı başarmıştır. Ayrıca şu an da da Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri jüriligi ve Jüri Genel Koordinatörlük görevine de devam etmektedir. Günümüzde, Dönem dönem Dünya Modasında sürekli yeni tasarımlar trend haline geliyor ve özellikle hazır giyim firmaları çoğu zaman birbirine çok benzer tasarımları ardı ardına piyasaya sürüyor. Bu yüzden sokak modası adı altında yeni bir dünya ortaya çıktı ve herkes kendi bireysel modasını yaratmaya başladı. Trendler artık bu sokak modasına göre şekillenerek yeni bir akım oluştu. Her zaman dediğim gibi “Moda Kendi Stilini Yaratmaktır “ tam da bu noktada yerini buldu aslında….
Yarın Adına … Basın PR Danışmanlığı için de şu ifadeleri ile adeta yazı dizimize ışık tutuyor.
Geleceğin PR ve Basın Danışmanlığı Ülkemizde artık, malesef ki Medya takibi ve hedef kitle analizi yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde yapılır hale gelmiş durumda. Geleneksel gazeteler ile sosyal medya influencer’ları ortak bir planda yönetilir hale gelmiş pozisyonda. Bu nedenle dijital dünyadaki ani olaylara karşı anlık ve şeffaf tepki verme zorunluluğu var. Geleneksel PR ın halen başarılı olduğunu düşünen Derya Özgeren ,Standart haberler yerine, doğrudan okuyucuya değer katan özgün hikayeler öne çıkması fikrini savunuyor
“Çok çalışmak seni ileri götürür ; tecrübe ise neyi neden yaptığını öğretir. Çünkü başarı, harcanan emekten değil, o emeğin sana kattığı akıl ve birikimden doğar.”
Belki bazılarına klişe gibi gelebilir ama benim her zaman hayattaki mottom
“İşleyen Demir Pas Tutmaz”
sözü ile adeta yazı dizimizin ana temasına vurgu yapıyor. Derya Özgören’in Dünden bugüne bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin gelecekte de başta ülkemiz sonrasında dünyamız adına, sosyal yaşam ve sosyalleşme alanında katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların tam 4 katı! İşte tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak, GKL programımızla, üniversitelerinin son sınıfında ya da yeni mezun genç kadınları, topluma ve iş yaşamına hazırlıyor, onların beceri ve duyarlılıklarını geliştiriyor ve onlara kariyerleri boyunca eşlik edecek donanımlar kazandırıyoruz. Programımızla birincil amacımız, kadınların ekonomiye katılımını desteklemek. Bunu iş hayatına yeni başlayacak genç kadınları bilgiyle donatarak, özgüvenlerini sağlamlaştırmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.
Kadın liderler genellikle bir sonraki seviyeye geçmek için düşündüklerinden daha hazırdırlar. Liderlerin herkesin başarılı olabileceği bir kültür geliştirmesini sağlamak için, sponsorlar nitelikli kadın liderleri bir sonraki seviyeye davet etmelidirler; kendilerini hazır hissetmeseler bile. Uygulamada bu, sponsorları yeni liderlerin savunucusu olarak hareket etmeleri için donatmak, görünürlüğü artırmak için fırsatlar yaratmak ve kritik yetenek tartışmalarında sponsorluk alanların potansiyelini savunmak anlamına gelir. Bu savunuculuk, yüksek potansiyelli yeteneklerin gözden kaçmasını önler.”
“Cam tavan” terimi, tarihsel olarak, yeterince temsil edilmeyen gruplardaki insanların kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen birçok görünmez engeli tanımlamak için bir metafor olarak kullanılmıştır. Giderek artan sayıda kadın CEO, bu engellerin aktif olarak sorgulandığının canlı kanıtıdır; ancak herkes için gerçek eşitlik ve adil fırsat elde etmek için daha yapılacak çok iş vardır
Günümüzün kadın CEO’ları ve iş liderleri, iş dünyasında gelecek nesil kadınlar için yolu açmaya henüz yeni başladılar. İş dünyası değişmeye devam ederken, yönetici olmak isteyen kadınların kariyer yollarında onlara rehberlik edecek görünür rol modellerine ve diğer kaynaklara ihtiyaçları var.
Bu yıl,Dünyanın dört bir yanından gelen kadın liderler, bakanlar, CEO’lar ve girişimciler 2026 Küresel Kadın Zirvesi için İstanbul’da bir araya geldi. 45 ülkenin temsil edildiği zirvede, kadın liderliğinin ekonomik büyüme, yatırım ve uluslararası iş birlikleri üzerindeki dönüştürücü etkisi masaya yatırıldı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen Küresel Kadın Zirvesi (Global Summit of Women), 4-6 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul Hilton Bomonti gerçekleştirilen tören ile “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda bir araya geldi.
“Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor ” başlığındaki Ana Temada oldukça iddialı bir isimle tanışmak üzere ..
Düzenlenen bu Zirveye katılamamanın burukluğunu yaşayan isim Lale Şahin ASLANHAN’a değinmeden geçemezdik.
1985 İstanbul doğumlu, İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından, Beykent Üniversitesi’nde Finans MBA olarak yüksek lisans eğitimini tamamladı. İlk profesyonel hayatına Kiler Holding A.Ş.’de Finansal Kontrolör olarak başladı.FİBA Holding’in iştiraki olan Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik firmasında Bütçe ve Raporlama Yöneticisi, akabinde Reynaers Aluminyum firmasında Türkiye, Azerbaycan ve İran’dan sorumlu CFO olarak çalışmalarına devam etti. Sonrasında, Erse Kablo firmasında Bütçe ve Finans Direktörü, Grand Medical İlaçları grubunda Avrupa, Orta Doğu ve Asya Ülkelerinden sorumlu CFO ve son olarak ise Tera Yatırım Teknoloji Holding A.Ş firmasında ise Tera Yatırım Menkul Kıymetler, Tera Yatırım Bankası, Tera Finans Faktoring , Tera Portföy ve Tera Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı firmalarından sorumlu Mali İşler Grup Direktörü olarak çalıştı.
Çalışma hayatında halen Stratejik Finans Lideri ve Yönetim Danışmanı olarak devam ediyor.
Lale Şahin Aslanhan, New York Academy’de ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nde Proje Finansmanı Modelleme sertifikasyonuna sahip. Mesleğinin yanı sıra STK üyeliklerinde aktif olarak görev almakta olup Yönetim Danışmanları Derneği’nin üyesi.
İlk izlenimler saniyeler içinde oluşur diyen ASLANHAN,
“Daha el sıkışmadan veya “Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum” demeden önce, karşınızdaki kişi kendinizi nasıl sunduğunuza bakarak çoktan bir fikir edinmiş olur.
Bu, bazıları için korkutucu bir gerçek olabilir. Ancak Next Level Wardrobe olarak ben bunu, bir anı ele geçirmek için güçlü bir fırsat olarak görüyorum.
Özgüvenle giyinmek, trendleri körü körüne takip etmek anlamına gelmez. Aksine Öncelikle beni sonra Kurumsalı olduğum Firmamı temsil eder diyor .
Mesleği ile ilgili birçok finans zirvesine konuşmacı olarak katılmış, 2025 yılında Eduplus Consulting tarafından Avrupa’nın en prestijli finans ödüllerinden biri olan “Finance Network Awards 2025” mesleki başarı ödülüne hak kazanmıştır, 2026 yılında ise İstanbul İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen Türkiye Kadın Zirvesi’nde “Yılın CFO”su ödülüne layık görülmüştür.
2026 yılının 2. Dilimi ve 2027 yılı adına hedef büyüten ASLANHAN’a göre,
Firmalarda Döngüsel ekonomiyi güçlendirmek için operasyonel kaynaklara ihtiyaç olduğunun altını bir kez daha çizerek, hedef büyüten bir CEO olmak istiyor.
Sürdürülebilirlik hedeflerinin doğrultusunda mobilite, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji finansmanı öncelikli alanları arasında yer almaya devam edeceginin sinyallerini veriyor.
Artık Türkiye’nin Enerjisinde bende varım.İnşallah hep birlikte güçlü ve verimli bir yıl olur.. diyor.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.