TİM Bölgesel İhracat Buluşmalarının dördüncüsü Uludağ İhracatçı Birliklerinin (UİB) ev sahipliğinde Bursa’da yapıldı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen “TİM Bölgesel İhracatçı Buluşmaları” programının dördüncüsü, Uludağ İhracatçı Birliklerinin (UİB) ev sahipliğinde Bursa’da gerçekleştirildi. Daha önce İzmir, Trabzon ve Mersin illerinde düzenlenen buluşmaların ardından bu kez Bursa’daki ihracatçılarla bir araya gelinen programa; TİM Başkanı Mustafa Gültepe, TİM Başkan Vekilleri, UİB bünyesindeki birliklerin başkan ve yöneticileri ile çok sayıda ihracatçı firma temsilcisi katılım sağladı. Program kapsamında, ihracatçıların karşılaştıkları sorunlar ve sektörlere ilişkin beklentileri masaya yatırıldı.
“Ortak fikirlerle ülkemize daha fazla katkı sunmayı hedefliyoruz”
Toplantıda konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, gerçekleştirilen bölgesel buluşmaların amacını; istişare ortamı oluşturarak, bütünlük içerisinde hareket etmek ve yaşanan sorunlara ortak çözümler geliştirmek suretiyle ülke ekonomisine katkı sağlamak olarak tanımladı. Bursa’nın, Türkiye ihracatı açısından önemli bir il olduğunu belirten Gültepe, “2024 yılında Bursa’dan 17 milyar dolara yakın bir ihracat gerçekleştirildi. Bunun en büyük payını hepimizin bildiği gibi ihracat alanında ülkemizin en büyük sektörü, 7,7 milyar dolarlık bir ihracatla otomotiv alıyor. Ardından 1,6 milyar dolarlık ihracatla hazır giyim sektörü geliyor. 1,3 milyar dolarla tekstil, 1,3 milyar dolarlık ihracatla makine sektörü ve 1 milyar dolarlık ihracatla çelik sektörümüz geliyor. 2025 yılına girerken yine Bursa’da ihracatımız özellikle otomotivin etkisi ile artı yazmaya devam ediyor.” dedi.
“Otomotiv, ihracatta başı çekiyor”
Bursa’da 2025 yılının ilk çeyreğinde 4,1 milyar dolar seviyesinde bir ihracata ulaşıldığını aktaran TİM Başkanı Mustafa Gültepe, “2024 yılında ise Uludağ İhracatçı Birliklerinin yaklaşık 6 bin üye firması 38,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. UİB rakamlarına göre ilk beş sektör; 31,7 milyar dolarla otomotiv, 1,5 milyar dolarla makine, 1,2 milyar dolarla tekstil, 923 milyon dolarla hazır giyim, 736 milyon dolarlık ihracatla kimyevi maddeler olarak sıralanıyor.” şeklinde konuştu.
“En az yüzde 10’un üzerinde büyümemiz gerekiyor”
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, UİB’e üye firmaların 2025 yılının ilk çeyreğinde gerçekleştirdiği ihracatın 9,8 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Yaklaşık yüzde 3,5 oranında bir artış yaşandığını vurgulayan Gültepe, otomotiv sektörünün bu artışta önemli bir paya sahip olduğunu ifade etti. TİM olarak, özellikle göreve geldikten sonra orta ve uzun vadede dünyanın ilk on ihracatçı ülkesi arasına girebilmeyi kendilerine hedef olarak belirlediklerini söyleyen Gültepe, konuşmasını şöyle tamamladı:
Hedefimiz büyük ve bu kararlılıkla beraberce çalışıyoruz. 2024 yılını yaklaşık 262 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 2,5’lik artı ile kapattık. 2025’e girerken hedefimiz 280 milyar dolar. 2028 yılındaki hedef 375 milyar dolarlık mal, 200 milyar dolarlık hizmet ihracatı. 2028 yılında toplamda 575 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu rakamlara ulaşabilmek için 2025 yılı dâhil en az yüzde 7 oranında artış sağlamamız gerekiyor. Türk ihracatçısının gücüne bakarak önümüzdeki dönemlerde en az yüzde 10’un üzerinde büyümemiz gerekiyor. Bu hedeflerle hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz.”
ALZ Grup Başkanı Cihat Alagöz,TOBB Başkanı Sn. Rifat HİSARCIKLIOĞLU’nun başkanlığında gerçekleşen “TOBB Türkiye Sektör Meclisleri Başkanları İstişare Toplantısı”nda, Başkanı olduğu TOBB Türkiye Fuarcılık Meclisi gündeminde bulunan fuarcılık alanında ikili istişarelerde bulundu. 14-15 Şubat 2026 tarihinde İngiltere’nin Başkenti Londra’ da gerçekleştirdiğimiz Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı başta olmak üzere.
Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek ,17-20 Haziran 2026 Afyonkarahisar Blok Mermer Fuarı, 26-27 Haziran 2026, Düsseldorf Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı ve 1-4 Eylül 2026 FOODIST 2026 Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarları hakkında görüş alış verişinde bulunuldu.
Bu yazı dizimiz, insan haklarının uluslararası hukuktaki yerini ve insan haklarının uluslararası hukuk ile ilişkisini diğer görüşlerinden hareketle tespit etme amacı taşıyor.
Geçmiş dönemlerden bugüne değin, insan hakları kavramı ve doktrini günümüz modern döneme kıyasla,neredeyse mevcut değildir.
Bireyler ve devlet arasında daha üstün bir egemene yetkilerin devredilmesi açısından temel bir farklılık vardır. Devletler yetkilerinden bireylere nazaran son derece sınırlı bir ölçekte vazgeçerler.
Günümüzde uluslararası hukukun içinde yer alan insan hakları mekanizmalarının etki ve yaptırım güçlerinin devletlerin egemenlikleri ile sınırlı olduğu vurgulanmalıdır.
Bu bağlamda herhangi bir devlet egemenliği gereği iradesini farklı bir yönde kullanarak insan hakları Söz konusu bağlam içinde,insan haklarını birey ve devlet arasında tatbik edilen bir yapı olarak gördüğü sonucuna ulaşılabilir. Zira ifade özgürlüğü örneğinden hareketle hakların yalnızca ilgili devlete karşı ileri sürülebileceği argümanı önemlidir. Bu bağlamda insan haklarının uluslararası ilişkiler ile herhangi bir münasebeti yoktur.
Devletlerin birbirleriyle yaptıkları antlaşmalar geçici ve çıkar odaklıdır. Söz konusu antlaşmaların insan haklarını esas almasının herhangi bir önemi yoktur, zira uluslararası antlaşmalar geçicidir. Uluslararası insancıl hukuk perspektifinden değerlendirildiğinde, silahlı çatışmaların barışın tesisi amacıyla sonlandırılması, bireysel hakların ikincil konuma itilmesine meşruiyet kazandırabilmektedir.Bu yaklaşım, ilk bakışta insancıl hukukun temel ilkelerine karşı bir tavır olarak algılanabilse de aslında söz konusu argüman, uluslararası ilişkiler düzleminde bireysel hakların sistematik olarak ihmal edildiği gerçeğini belirgin biçimde gözler önüne sermektedir.
Uluslararası hukuk ne zaman işe yarar?
Böyle durumlarda, gerçek özgürlük destekçilerinin, hükümetlerin insan haklarını ihlal eden davranışlarına karşı geçerli bir yöntem olarak uluslararası hukuka başvurabilmesi önemli. Nitekim, Gambiya’nın, Myanmar hükümeti tarafından Rohingyalara uygulanan soykırım konusunda Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığı başvuru buna bir örnek. Filistin’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği iddia edilen insanlık suçlarını soruşturmaya ikna etme çabaları da benzer bir başka örnek. Her ikisi de, [uluslararası hukuk olmasa] ulusal egemenlik kisvesi ardına saklanabilecek nitelikte, bariz birer uluslararası suç vakası Uluslararası hukukun yol gösterici prensipleri, hem bu tür meselelerin etkili bir biçimde gündeme getirilmesi hem de devletler tarafından işlenen suçların söz konusu olduğu durumlara karşı etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için uluslararası kurumlara erişim sağlanabilmesi açısından son derece büyük bir önem taşıyor.
İşte tamda bu noktada, yazı dizimizde yer verdiğimiz “Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları” gündemimize damga vuruyor.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın verdiği karşılık şimdiden sivil kayıplara yol açmış durumda. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres iki tarafı da uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırarak saldırıları kınıyor.
Uluslararası sistem için, yasadışı güç kullanımını kabul etmekten daha tehlikeli bir şey yoktur” diyor
Güçlü ülkeler uluslararası hukuku defalarca ihlal etmelerine rağmen herhangi bir sonuçla karşılaşmazlarsa, birçok kişi savaş sonrası düzenin çökeceğinden ve keyfiliğin hakimiyetine yol açacağından korkuyor.
İşte bizlerde bunu tekrar yineliyoruz.
Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları ihlal ediliyor..
8 Mart, her yıl geldiğinde insana hem biraz düşünme hem de biraz hatırlama fırsatı veren günlerden biri. Kadınların hayatın her alanında taşıdığı yükü, emeği, sabrı ve bazen görünmez kalan çabasını daha net görmemizi sağlıyor. Kimi insanlar için sadece bir tarih gibi görünse de aslında arkasında uzun bir mücadele var. Bugün, hem geçmişte verilen hak arayışlarını anmak hem de bugünün kadınlarını onurlandırmak için güzel bir vesile. Bir çiçek, kısa bir not, içten bir teşekkür ya da sadece bir farkındalık bile bu günün ruhunu taşımaya yetiyor.
Milletimizin mayasında, tarihimizin en parlak sayfalarında ve medeniyetimizin temelinde kadınlarımızın emeği, sabrı ve irfanı vardır. Türk kadını, devlet yönetiminden aile birliğinin tesisine, üretimden sosyal hayata kadar hayatın her alanında varlık göstermiştir. Orhun Kitabelerinden Dede Korkut hikâyelerine; Anadolu menkıbelerinden türkülerimize bu topraklarda kadının yeri baş üstündedir. Özveri ve adanmışlıkla yetiştirdikleri nesiller vasıtasıyla kadim kültürümüzün istikbale taşınmasında çok büyük bir emek ve gayret ortaya koymuşlardır.
Tarihimiz, Anadolu kadınının fedakârlığına, cesaretine ve dirayetine sayısız kez şahitlik etmiştir. Nene Hatun’un azmi, Kara Fatma’nın cesareti, Halide Edip’in kalemi ve Zübeyde Hanım’ın feraseti, Türk kadınının tarih sahnesindeki şanlı duruşunun nişanesidir. Dün Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan Şerife Bacılardan, bugün sınıflarında ışık olup geleceği inşa eden öğretmenlerimize kadınlar, medeniyetimizin mihenk taşı olmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği üzere “Dünya´da hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” Bu nedenle kadınlarımızın yüreğiyle omuz vermediği, emeğiyle yoğurmadığı hiçbir hareket başarıya ulaşamaz.
Evlatlarını yetiştirirken hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, koşulsuz sevgi, sonsuz merhamet ve şefkat gibi en ulvi hasletlerin sembolü anneler ülkemizin güçlü yarınlarının teminatıdır. Bugün de öğretmen, anne, akademisyen, sanatçı, bilim insanı ve daha nice sıfatla kadınlarımız, azim ve kararlılıkla yol almaktadır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, onların toplumumuzdaki eşsiz katkılarını ve önemli rollerini bir kez daha hatırlama fırsatı buluyor ve yürekten takdir ediyoruz. Tarih boyunca kurduğumuz devletlerin harcını yoğuran, azmiyle emeğiyle, fedakârca gayretleriyle, dişiyle tırnağıyla yeri geldiğinde canıyla bu toprakları bizlere vatan kılan kadınlarımızı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün merhum annesi Zübeyde Hanım’ı saygı ve minnetle yâd ediyor, Milli Eğitim camiamız başta olmak üzere Eğitimin neferleri Kadın Eğitimcilerimiz başta olmak üzere, “Cemal Yüksel İlk Okulu” ’nda görev yapan Kadın Eğitimcilerimiz ve tüm idari personelimizin tüm kadınlarımızın’
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Yasemin Eren Dolunay Okul Müdürü
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.