Bu yazı dizimizde Biz Kimiz Sorusuna vereceğimiz Sual ile sözlerimize başlamak istiyoruz.
Nero Teknik 2018 yılında İzmir’de kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren firmamız yer aldığı tüm sektörlerde sunduğu hizmet yada ürünlerle fark yaratmayı hedeflemiştir.
Stratejik danışmanlık ve ileri teknoloji sayesinde, kurumları dönüştüren deneyimler sağlıyoruz. Bir iş ortağı olarak dönüşümünüze, büyümenize ve daha başarılı olmanıza yardımcı oluyoruz.
Dijital dönüşüm süreçlerinde kurumsal kaynak planlama yazılımları, siber güvenlik çözümleri, yüksek teknoloji ürünleri ile kuruluşların ihtiyaçlarını etkin bir şekilde karşılamaktayız.
Kurulmuş ve uygulanmakta olan kalite yönetim sisteminin sürekli iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için müşteri şartlarını, bilgi sistemleri ile ilgili mevzuat şartlarını, tüm çalışanlarla paylaşarak, kalite politikasını dokümante etmek ve kuruluş içerisinde iletmek, kalite hedeflerinin oluşturulmasını sağlayarak, yönetimin gözden geçirmesi ile ilgili toplantıları periyodik olarak gerçekleştirmek ve hizmet kalitesinin sürekliliği ve müşteri memnuniyeti amacıyla, gerekli kaynakları sağlamak adına iyi ki de buradayız ..
Türkiye’de Kadın Girişimciliğin Tarihçesi hakkında bilgileri şöyle bir derlemek adına bu yazı dizimizde sizlerle paylaşmak istedik.
1970’lerdeki ekonomik krizle beraber birçok ülkede, kadınların ekonomik süreçlere ve dolayısıyla istihdama daha fazla katılmalarına yönelik talepler, kadın girişimciliğinin önünü açmıştır. Kadınların çalışma hayatına büyük oranda katılması ve aktif rol alarak girişimcilik faaliyetlerinde bulunması, kalkınmanın anahtar gelişmelerinden biri olarak kabul görmüştür. Kadın girişimciliği aynı zamanda kadın işsizliğini önleme ve yoksulluğu azaltma stratejilerinden biri haline gelmiştir. 1990’larda kamu ve sivil toplum kuruluşlarının kadın girişimciliğe yönelik faaliyet alanları çeşitlenmiş ve kadın girişimciliğini konu alan araştırmaların sayısı artmıştır. 2000’li yıllarda ise, kadın girişimciliği olgusu yoksullukla mücadele kapsamında ele alınmış, mikro kredi uygulamaları artmıştır. Kadın girişimcilerin karşılaştığı kültürel dirençler, önyargılar, ayrımcılıklar ve ekonomik kaynaklara erişimde engellemeler gibi kadın istihdamının önündeki yapısal sorunlar ise, çoğu kez görmezden gelindiği için, kadın girişimciliğini desteklemeye yönelik politika, program ve uygulamalarının başarı düzeyi sınırlı kalmıştır. Bu çalışmada Türkiye’de kadın girişimciliğinin serüveni ele alınmakta ve toplumsal cinsiyet bağlamı literatür ışığında değerlendirilmektedir.
Bu çalışma, girişimciliğin hız kazandığı günümüz dünyasında, Türkiye perspektifinden, kadınların girişimcilik faaliyetlerinde karşılaştıkları engelleri ve yaratacakları fırsatları kuramsal bir çerçevede ele almayı amaçlamaktayız.
Kadınlar girişim geçmişi açısından değerlendirildiğinde, kadın girişimcilerin kurdukları şirkete odaklanıp çoğu zaman başka bir işte çalışmadıkları, şirketin kuruluş aşamasında en çok aileden borç aldıkları, yakın geçmişte en fazla Türkiye’deki özel şirketler ile iş birliği yaptıkları görülüyor. Kadınların henüz şirket kurup, geliştirip, satma oranı oldukça düşük seviyede. Satış sebepleri ise iyi bir fırsat görüp değerlendirmekten ziyade anlaşmazlıklar ve maddi sorunlar olarak göze çarpıyor.
Günümüzde, kadınların iş dünyasında etkin rol oynaması ve ekonomiye katkıda bulunması giderek artmaktadır. Kadın girişimciler ve kadın kooperatifleri, sadece bireysel başarılar elde etmekle kalmayıp aynı zamanda toplum ve ekonomi için de önemli birer itici güç haline gelmiştir. Bu yazıda, kadın girişimciliğinin ve kadın kooperatiflerinin ekonomiye sağladığı önemli katkıları inceleyeceğiz
İstihdam Olanaklarının Artışı:
Çeşitlilik ve Yaratıcılık:
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğine Karşı Mücadele:
Kadının girişimci olarak çalışma yaşamına katılmasının, kadın açısından getirdiği zorluklar ve engellerin de bu süreçte dikkate alınarak değerlendirilmesi daha gerçekçi olacaktır. Çünkü kadın, gerek kadın olmanın, gerekse iş ve toplumsal yaşamın “erkek egemen kurgulanmış düzeni”nde oldukça güç şartlar içerisinde girişimcilik faaliyetini sürdürme çabası içerisindedir. Fakat kadının çalışma yaşamında varlığını kısıtlayan bu düşünce ve uygulamaların, kadını ekonomik hayatta pasifleştirme anlayışına ittiğini söylemek çok da doğru olmayacaktır. Çünkü son yıllarda, kadınların iş yaşamında, karşı cinse göre, daha başarılı oldukları gözlemlenmektedir. Bunun nedeni ise; önceden erkeklere özgü olduğuna inanılan işlerde başarılı olmaları, erkeklerle aralarındaki girişimcilik konusundaki bilgi ve deneyim farkının giderek azalması, çok daha iyi örgütlenir hale gelmeleri ve doğaları gereği olaylara karşı daha duyarlı, daha sakin, daha yoğun insan ilişkilerine sahip olmalarıdır
Bu bağlamda, kadın girişimciliği, ekonomik ve toplumsal hayatta önemli yarar ve fırsatlar yaratarak, kendi ülke ekonomilerini geliştirmede ve iş yaratımında önemli katkılar sağlamaktadırlar. Yani kadınların, potansiyel girişimcilik faaliyetleri ile ekonomik ve toplumsal yaşamın “erkek egemen” cinsiyetler arası adaletsizliğini “insani” boyuta dönüştürerek, çalışma yaşamını daha etkin hale getirdiğini söylemek olasıdır..
Kadın girişimcilerin başarılı olmalarında önceden sahip oldukları iş deneyimleri de önemli biri faktördür. Bu nedenle kadınların ücretli istihdamının ve bir meslek sahibi olmalarının önemi büyüktür. Türkiye’nin üzerinde önemle durması gereken husus kadınların işgücüne katılım oranının ve ücretli istihdamının artırılmasıdır. Bu bağlamda ulusal düzeyde uzun vadeli kadın istihdam politikası oluşturmalı ve kadın girişimciliği bu politikanın tek değil ama önemli bir unsuru olarak değerlendirilmelidir.