Connect with us

DÜNYA

IV. Ulusal Eczacılık Eğitimi ve Akreditasyon Kongresi Ankara’da düzenlendi.

Avatar

Published

on

Açılış konuşmalarından önce kısa bir müzik dinletisi vardı.

Gazi Üniversitesi öğretim üyesi iki sanatçı Türk ve Dünya müziğinin sevilen eserlerini seslendirdi.

Müzik dinletisinden sonra açılış konuşmalarına geçildi.

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Konferans Salonu’nda yapılan Kongre Açılış konuşmalarıyla başladı.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa YILDIZ konuşmasında,
şunları söyledi: “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında düzenlenecekken, Ulusumuzun yaşadığı deprem felaketinin şoku ve acısı ile ertelenen, açışını bugün yaptığımız, ‘Dördüncü Ulusal Eczacılık Eğitimi ve Akreditasyon Kongresi’ne hoş geldiniz.

Ülkemizde ‘eğitim’ alanında köklü geçmişi, yeri olan, kazanımlarını araştırma, geliştirme, toplumsal katkı alanlarındaki atılımları, oluşturduğu kalite kültürü ile perçinleyen Gazi Üniversitemiz adına sizleri saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Eczacılık Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi iş birliğinde büyük özveri ve emek ile hazırlanan kongrenin bütün sürecini yakından takip ettim.

Çok değerli Kongre Yöneticilerine, Bilimsel Kurula, Düzenleme Kuruluna, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Şunu dile getirmek isterim ki kongrenin dikkat çekici olan, vurgulandığı için mutlu olduğum ‘‘Öğrencisinden Öğretim Üyesine Eczacılık Eğitiminde Akreditasyon Farkındalığı’ mottosu çok değerlidir.

Araştırmacı, katılımcı, girişimci, sosyal öğrenci Üniversitemizin benimsediği, içselleştirdiği sürekli iyileştirmelere konu olan önceliklerimizdendir. Kalite kültüründe; eğitimin kalitesi, eşgüdümü, akreditasyon süreçleri öğrenci ve öğretim elemanlarının yetkinliği ve mutluluğu önemli bileşenlerdir.

Araştırma Üniversiteleri arasındaki Üniversitemiz, Yüksek Öğretim Kurulunun değerlendirmesiyle 2022 yılında 30 yükseköğretim kurumu arasından 5 yıllık tam Kurumsal Akreditasyon alma başarısını gösteren 3 devlet üniversitesinden biri olmuştur. Kararlı ve özverili bir çabanın sonucu olarak elde ettiğimiz bu başarıların sürdürülebilir kılınmasında Akademik birimlerimizin çabaları, destekleri en önemli kazancımızdır. Eczacılık Fakültemiz de ikinci kez lisans eğitimi akreditasyonunu alarak akademik birimlerimiz arasında göz bebeğidir ve itici güçtür. Her türlü etkinliğinde, başarısında, talebinde takdir ve teşvik mekanizmalarımızla Fakültemizin yanında olmaya devam edeceğiz.

ECZAKDER’in sağlık alanında Eczacılık Eğitimi Akreditasyonu ile ilgili gönüllü ve yürekli çabalarını takdirle izliyorum, şahsım ve Üniversitemiz adına her bir üyesine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Süreçlerin Fakülteler arasında yaygınlaşması, farkındalık artırması adına Üniversitemiz Eczacılık Fakültesi iş birliğinde gerçeklemesine fırsat sağladıkları kongrenin başarılı, bol çıktılı ve yararlı olmasını diliyorum.”

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erden BANOĞLU da konuşmasında, “Eczacılık alanında eğitimin kalitesini artırmak ve standartları yükseltmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kongre, bizim için büyük bir öneme sahip; çünkü sağlık sektöründe etkili ve kaliteli eğitim, geleceğimizin temelini oluşturuyor.

Eczacılık, sağlık hizmetlerinin temel taşlarından biridir. Her gün milyonlarca insan, eczanelerde aldıkları ilaçlarla sağlıklarını koruyor ve iyileştiriyorlar. Dolayısıyla, eczacılık eğitiminin kalitesi ve standartları, toplum sağlığı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir.

Kongrede, farklı ülkelerden gelen uzmanlar ve paydaşlar olarak bir araya gelerek, eczacılık eğitimindeki mevcut durumu değerlendirecek ve iyileştirmek için neler yapabileceğimizi tartışacağız. Yenilikçi yaklaşımlar ve en iyi uygulamaları paylaşarak, birbirimizden öğrenmek ve birlikte daha iyi bir gelecek inşa etmek için bir fırsata sahibiz.

Kongrenin başarılı geçmesini sağlamak için buradayız ve hepinizin katkıları büyük önem taşıyor. Bu nedenle, etkinlik boyunca aktif katılımınızı ve değerli görüşlerinizi paylaşmanızı bekliyoruz.

Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem ABBASOĞLU ise konuşmasında şunları söyledi:
Sözlerime başlarken mesleğimizle ilgili böylesine anlamlı bir kongrede bulunmaktan ve sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmeliyim.

Konuşmamda, eczacılık eğitimi ile ilgili genel bir çerçeve çizmek istiyorum.
Türkiye’de bilimsel anlamdaki ilk eczacılık eğitimi 1839 yılında, Osmanlı ordusunun eczacı ihtiyacını karşılamak için askeri bir okul olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de başladı. 1839 senesi, modern anlamdaki Batılı üniversitelere göre geç kalınmış bir başlangıç olsa da ülkemiz şartlarına göre oldukça eski bir tarih. Şu bir gerçek ki üniversiteleri üniversite yapan ve üniversiteleri ayakta tutan şeylerin başında gelenekleri gelir ve bu gelenekler çok uzun yıllar sonunda oluşur.

Dolayısıyla aradan geçen 185 yılın, eczacılık eğitimi açısından akademik bir gelenek oluşturduğunu, bu bakımından ülkemizdeki pek çok bilim dalına ve akademik mesleğe göre ileride olduğumuzu söyleyebilirim.
Tabii ilerleyen süreçte Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber üniversitelerde çağdaş bir eğitim verilmesi amacıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde üniversite reformu gerçekleştirildi. 1960 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin kurulması, 1962’de de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacı Okulu’nun Eczacılık Fakültesi’ne dönüştürülmesi Cumhuriyetimizin kazanımlarından olan üniversite reformunun bir sonucudur.

1960’lardan 2000’lere kadar ülkemizde 7 Eczacılık Fakültesi varken 2000’li yıllarda hiçbir planlama olmaksızın tamamen popülist kaygılarla ardı ardına Eczacılık Fakülteleri açılmaya başlandı. Bugün ülkemizde bir bölümü henüz öğrenci alımına başlamamış 63 adet Eczacılık Fakültesi bulunuyor.
Değerli katılımcılar burada dikkatinizi çekmek istiyorum: 1923’ten 2000 yılına kadar 7 fakülte varken 2024 yılında bu sayı 63’e çıkmış halde. Herhangi fizibilite çalışması yapılmadan plansızca açılan bu fakültelerin birçoğunun öğretim üyesi kadrosu eksik, laboratuvarları tamamlanmamış, kütüphanesi yetersiz, akreditasyonu yok.

Toplum sağlığının ve ülke ekonomisinin ihtiyaçları doğrultusunda yeni Eczacılık Fakülteleri açılabilir. Ancak bir yere fakülte açmak her şeyden önce ihtiyaç ve imkânla ilgilidir. Şunu açıkça söylemeliyim ki bizim ne bu kadar fakülteye ihtiyacımız ne de bu kadar fakülteyi kuracak imkânımız var. Eczacılık fakültelerinin plansızca açılmaya devam etmesinin mesleğimizin geleceğine ve halkımızın sağlığına zarar vereceği ortada. Dolayısıyla fakülteler açılırken popülist kaygılar yerine gerçek ihtiyaçlar gözetilerek bir sistem ve planlama dahilinde hareket edilmesi şart.

Üniversite açmak, fakülte kurmak işin uzmanı olmayan insanların iki dudağından çıkacak söze bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir. Binalar inşa edip üzerlerine tabelalar asmak suretiyle üniversite açılmaz, fakülteler kurulmaz.
O nedenle Türkiye’nin insan gücü ihtiyaçları ile örtüşmeyen, arz fazlası oluşturan, eğitimin kalitesini düşüren yeni Eczacılık Fakülteleri açılmamalıdır. Var olan fakültelerin de en azından akreditasyon koşulları bütünüyle ve gerçek anlamda sağlanana kadar öğrenci alması durdurulmalıdır.

Biz kendi içimizde sorunlara boğulmuşken dünyanın gündemini gelişen teknoloji, bilimsel gelişmeler ve söz konusu değişimin eğitim üzerindeki etkisi oluşturuyor. Bizim eczacılık anlamında meslek örgütü ve eczacılık akademisi olarak çağdaş dünyaya entegre olma yönünde önemli adımlarımız var ancak yeterli ve kapsamlı çalışmalar olduğunu maalesef söyleyemiyorum.
Çünkü Türkiye’deki eğitim sistemi kötü bir durumdayken eczacılık eğitiminin kalitesini artırmanın kolay olmadığı kanısındayım. Bu aşamada hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü ifade etmem gerekiyor.

Yeri gelmişken kurulduğu günden bu yana eczacılık eğitimindeki niteliğin korunması ve yükseltilmesi amacıyla canla başla çalışan ECZAKDER’in tüm değerli kadrolarına şükranlarımı sunuyorum. Eczacılık eğitimi konusunda yolumuz uzun ve çetrefilli ama ECZAKDER’in varlığı adeta kutup yıldızı gibi yolumuzu aydınlatıyor, hepimize rehberlik ediyor. Böylesine önemli kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen başta ECZAKDER’in kıymetli başkanı Prof. Dr. Seçkin ÖZDEN olmak üzere; tüm değerli hocalarıma bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.
Konuşmamı Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”

Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Üyesi Feyza ARICIOĞLU ve Türk Eczacılar Birliği Başkanı Eczacı Arman ÜNEY de konuşmalarında Eczacılık mesleğinin geldiği yer ve sorunları hakkında katılımcıları bilgilendirdiler.

Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İlkay Erdoğan ORHAN, Eczacılık Eğitim Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. M. Seçkin ÖZDEN de kongrede birer konuşma yaptılar.

Açılış konuşmalarından sonra kongrede, oturumlar gerçekleştirildi.

Kongreye, yurt içinden ve dışından çok sayıda bilim insanları katıldı.

Oturumlarda söz alan konuşmacılar, uzmanlık alanları ve yaptıkları çalışmalarla ilgili meslektaşlarıyla bilgilerini paylaştılar.

Metin ASLIM

REKLAMLAR
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

Basarı Onu O Başarmayı Seviyor Aybeniz Güller

Avatar

Published

on

Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak yazı dizimizin ana temasına vurgu yaparak, başarının anlamını ütopik bir felsefi mercekten inceleyerek Aybeniz Güller’i yazmak kaleme almak bizleri son derece mutlu kıldı.

Başarı zenginlik, şöhret veya sosyal statü ile tanımlanmaz. Aksine, neşe, ilişkiler, yaratıcılık ve herkesi ve her şeyi olumlu yönde etkileyerek hayatı dolu dolu yaşamak anlamına gelir.

Bir çok kişiye kariyerinde ne istediği sorulsa başarılı olmak isterim cevabı alınır. Ne olursa başarılı hissedeceğini sorarsanız uzunca düşünmesi gerekir. Çok kazanmak bize yüklenen bir başarı kriteri olsa da çok kazanan herkesin bu duyguya sahip olmadığı düşünüldüğünde başka kriterlerin varlığı kendini gösteriyor!

Besteci,Söz Yazarı, Koro Şefi,Kültür ve Sanat Yöneticisi Aybeniz Güller , Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı’nın fahri üyesi olan Aybeniz Güller; 100’den fazla eserin bestecisi ve söz yazarıdır. Eserleri devlet fonlarında yer almakta, tanınmış sanatçılar tarafından icra edilmekte ve çeşitli film, marş ve sahne projelerinde kullanılmaktadır. Sanat yaşamının yanı sıra kültürel ve toplumsal projelerde aktif rol almakta, uluslararası kadın ve barış odaklı sivil toplum çalışmalarına liderlik etmektedir.

Besteci & Söz Yazarı olan Aybeniz Güller’in 100’den fazla müzik eserinin bestesi var. Bunlardan 5 eseri Devlet Fonunda kayıtlı eserler Marş, rekla, film müziği ve sahne eserleri üretiminde büyük eserleri var.
1993–2000 yılları arasında 705 sayılı askerî birlikte kültür yardımcısı olarak görev yaptı. 9 (Dokuz) yıl süreyle Filarmoni bünyesinde koro şefi olarak çalıştı; çok sayıda konser ve kültür programının düzenlenmesinde aktif rol aldı. Bunun yanı sıra, Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı’nın kurucu başkanı olarak toplumsal ve kültürel projelerde görev almakta.

Kendini Zorlamadan Başarmak
İtkiyle Değil, Akışla İlerlemek
“Başarının bedeli vardır”, “Çalış, didin, zorla”, “Kendini zorlamazsan ilerleyemezsin”…

Bu cümleler, çoğumuzun zihninde başarıya giden yolun acıyla, sabırla, dirençle dolu olması gerektiğini fısıldar. Ancak son yıllarda hem psikoloji hem de üretkenlik alanındaki araştırmalar, bu kalıpları sorgulamaya başladı. Gerçekten de her şey zorlama ile mi mümkün? Ya da bir başka yol olabilir mi: Akışla ilerlemek.

İtki mi, Akış mı?
İtki (push), çoğu zaman dışsal motivasyonla hareket etmeyi ifade eder. Zorlayarak, iradeyle, kendini sürekli iterek bir hedefe yönelirsin. Bu, kısa vadede işe yarayabilir ama uzun vadede tükenmişlik, motivasyon kaybı ve kronik stresle sonuçlanabilir.

Akış (flow) ise içsel bir ritmi takip etmektir. Enerjini zorla değil, doğal bir yönelimle harekete geçirmektir. İlginin ve becerinin kesiştiği noktada, zamanın aktığı ve senin “zamanı unuttuğun” o özel zihinsel durumu tanımlar. Zorlama yoktur ama yoğun bir mevcudiyet vardır.

Yani mesele şu: Zorlamak değil, doğru frekansı bulmak.

Kendini Zorlamadan Nasıl Başarırsın?
Ritmini keşfet: Ne zaman daha iyi odaklanıyorsun? Ne tür görevlerde zamanın akıp gidiyor? Kendini gözlemle.

Küçük başla: Büyük hedefler, küçük ve seni yormayan adımlarla daha sürdürülebilir olur.

İç motivasyonunu hatırla: Bir işi neden yaptığını kendine tekrar tekrar hatırlat. Dış baskı değil, iç anlam seni besler.

Durmayı öğren: Zihnin tıkandığında zorlamaya devam etmek yerine durmak, bazen daha büyük bir ilerlemeyi mümkün kılar.

Keyif almayı ciddiye al: Başarı sadece sonuçla değil, yolda hissettiklerinle de ilgilidir. Kendine keyif alarak ilerleme hakkını tanı.

Sonuç: “Çok çalışmak” mı, “doğru şekilde ilerlemek” mi?

Toplumun bize öğrettiği başarı hikâyeleri çoğu zaman ter, gözyaşı ve acıyla doludur. Ama gerçek şudur: Başarı her zaman savaşarak gelmek zorunda değildir. Zihnini, bedenini ve duygularını zorlamadan, kendi ritminle ilerlediğinde de yüksek başarıya ulaşabilirsin diyor..

Aybeniz Güller’in Öne Çıkan Eserleri

“705 Sayılı Marş – Şuşa”- İcra: Alim Qasımov-Rekviem (Ölüm Marşı)-Söz: Güler Gemli-Müzik: Aybeniz Güller- “Ulu Önderimizin Anısına – Ömürlük Prezident Olsun”- Söz: Güler Gemli
Klip ve Dijital Yayınlar
İcra: İbrahim Akkef- Söz: Hemid Kaya-Müzik: Aybeniz Güller- YouTube ve dijital platformlarda klip yayınları

Türk Dünyası Hemreylik ve Sulh Kadınları Alyansı Kurucu Başkanlığı yapan Aybeniz Güller, “Batı Azerbaycan Benim Vatanımdır” * “Kadına Şiddete Son Diyoruz” – Proje organizasyonu ve sanat koordinasyonu yaptı. Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti Yazarlar ve Bestekârlar İttifakı – Fahri Üyeliği mevcut.

Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Derya Özgören

Avatar

Published

on

Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir.
Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin.

Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki fırsatın, yarın ise yazacağın hikâyedir.
Dünü silemezsin; ondan ders alabilirsin.

Bugünü erteleyemezsin; çünkü fırsat tam da şu andır. Bugünü erteleme ve fırsatı kaçırma……

12 Nisan 2026 tarihli başta ”Türk İş dünyası Haber ve Diplomat Dergisi” olmak üzere 2 gazetemizde “İyi ki varsın” isimli yazı dizimizin konuğu, medya ve iletişim dünyasında iz bırakan tecrübeleri, vizyoner projeleri ve güçlü iletişim becerileriyle tanınan bir isim etkin bir değer; Derya Özgören’e yer vermiştim.
Eğitim yıllarının Üniversite ayağında,
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan Türkiye’nin ilk özel üniversitesi, Cenajans’ın sahibi Nail Keçili’nin açtığı Akademi İstanbul Radyo Televizyon Bölümü“nde gerçekleştirdi. Burada Betül Mardin, İlber Ortaylı, Yalçın Bayer, Orhan Kural ve Emre Kınay gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı.

2 yıl öncesine değin, Önce Vatan Gazetesinde tam sayfa Moda köşe Yazarlığı yapan Moda DİREKTÖRÜMÜZ ve köşe yazarımız ,şu anda da Breaking News Türkiye’de Moda Direktörü ve köşe Yazarlığına devam etmektedir.
Ünlü stil danışmanları, oyuncular, müzisyenler gibi kamuoyunun gözü önünde olan isimlerin moda alanındaki, stil danışmanlığı vizyonuna da göz kırpmıştır sadece kıyafet seçmekle kalmayıp; aynı zamanda trendlerinin belirlenmesi, markalarla iş birliği yapması için sayısız çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir.
Basın PR Danışmanlığı Uzmanlık alanında;
Burcu Güneş,Hülya Avşar,İbrahim Tatlıses, Yıldız Tilbe,Ebru Yaşar, Tan Sağtürk,Harun Kolçak,Cihan Ünal, Burçin Terzioğlu, Vildan Atasever, Deniz Çakır gibi ünlü isimleri görmek mümkün..
Kadın Kadının Düşmanıdır Çiğdem Savaş &Erkan Eken&Derya Özgoren projesi yanı sıra, Cumhuriyet Kadınları Projesi, Lerzan Mutlu Basın Danışmanlığı ve Menajerlik, Atv Gündüz kuşağı, Kanal D Program ,Show Tv Gündüz kuşağı Program, Fox Tv Gündüz kuşağı Programlarında ismini sıkça duyduğumuz isim olmayı başarmıştır. Ayrıca şu an da da Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri jüriligi ve Jüri Genel Koordinatörlük görevine de devam etmektedir.
Günümüzde,
Dönem dönem Dünya Modasında sürekli yeni tasarımlar trend haline geliyor ve özellikle hazır giyim firmaları çoğu zaman birbirine çok benzer tasarımları ardı ardına piyasaya sürüyor. Bu yüzden sokak modası adı altında yeni bir dünya ortaya çıktı ve herkes kendi bireysel modasını yaratmaya başladı. Trendler artık bu sokak modasına göre şekillenerek yeni bir akım oluştu.
Her zaman dediğim gibi “Moda Kendi Stilini Yaratmaktır “ tam da bu noktada yerini buldu aslında….

Yarın Adına … Basın PR Danışmanlığı için de şu ifadeleri ile adeta yazı dizimize ışık tutuyor.


Geleceğin PR ve Basın Danışmanlığı Ülkemizde artık, malesef ki Medya takibi ve hedef kitle analizi yapay zeka araçlarıyla saniyeler içinde yapılır hale gelmiş durumda.
Geleneksel gazeteler ile sosyal medya influencer’ları ortak bir planda yönetilir hale gelmiş pozisyonda. Bu nedenle dijital dünyadaki ani olaylara karşı anlık ve şeffaf tepki verme zorunluluğu var. Geleneksel PR ın halen başarılı olduğunu düşünen Derya Özgeren ,Standart haberler yerine, doğrudan okuyucuya değer katan özgün hikayeler öne çıkması fikrini savunuyor

“Çok çalışmak seni ileri götürür ; tecrübe ise neyi neden yaptığını öğretir. Çünkü başarı, harcanan emekten değil, o emeğin sana kattığı akıl ve birikimden doğar.”

Belki bazılarına klişe gibi gelebilir ama benim her zaman hayattaki mottom

“İşleyen Demir Pas Tutmaz”

sözü ile adeta yazı dizimizin ana temasına vurgu yapıyor.
Derya Özgören’in
Dünden bugüne bu engin deneyim, bilgi, beceri ve başarılarının devam etmesinin gelecekte de başta ülkemiz sonrasında dünyamız adına, sosyal yaşam ve sosyalleşme alanında katacağı pozitif değerlerin bilinci ile saygılarımızı sunuyoruz.


Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

DÜNYA

Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor

Avatar

Published

on

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların tam 4 katı! İşte tam da bu ihtiyaçtan yola çıkarak, GKL programımızla, üniversitelerinin son sınıfında ya da yeni mezun genç kadınları, topluma ve iş yaşamına hazırlıyor, onların beceri ve duyarlılıklarını geliştiriyor ve onlara kariyerleri boyunca eşlik edecek donanımlar kazandırıyoruz. Programımızla birincil amacımız, kadınların ekonomiye katılımını desteklemek. Bunu iş hayatına yeni başlayacak genç kadınları bilgiyle donatarak, özgüvenlerini sağlamlaştırmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.

Kadın liderler genellikle bir sonraki seviyeye geçmek için düşündüklerinden daha hazırdırlar. Liderlerin herkesin başarılı olabileceği bir kültür geliştirmesini sağlamak için, sponsorlar nitelikli kadın liderleri bir sonraki seviyeye davet etmelidirler; kendilerini hazır hissetmeseler bile. Uygulamada bu, sponsorları yeni liderlerin savunucusu olarak hareket etmeleri için donatmak, görünürlüğü artırmak için fırsatlar yaratmak ve kritik yetenek tartışmalarında sponsorluk alanların potansiyelini savunmak anlamına gelir. Bu savunuculuk, yüksek potansiyelli yeteneklerin gözden kaçmasını önler.”

“Cam tavan” terimi, tarihsel olarak, yeterince temsil edilmeyen gruplardaki insanların kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen birçok görünmez engeli tanımlamak için bir metafor olarak kullanılmıştır. Giderek artan sayıda kadın CEO, bu engellerin aktif olarak sorgulandığının canlı kanıtıdır; ancak herkes için gerçek eşitlik ve adil fırsat elde etmek için daha yapılacak çok iş vardır

Günümüzün kadın CEO’ları ve iş liderleri, iş dünyasında gelecek nesil kadınlar için yolu açmaya henüz yeni başladılar. İş dünyası değişmeye devam ederken, yönetici olmak isteyen kadınların kariyer yollarında onlara rehberlik edecek görünür rol modellerine ve diğer kaynaklara ihtiyaçları var.

Bu yıl,Dünyanın dört bir yanından gelen kadın liderler, bakanlar, CEO’lar ve girişimciler 2026 Küresel Kadın Zirvesi için İstanbul’da bir araya geldi. 45 ülkenin temsil edildiği zirvede, kadın liderliğinin ekonomik büyüme, yatırım ve uluslararası iş birlikleri üzerindeki dönüştürücü etkisi masaya yatırıldı.

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen Küresel Kadın Zirvesi (Global Summit of Women), 4-6 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul Hilton Bomonti gerçekleştirilen tören ile “Kadınlar: Cesur Bir Geleceğe Köprüler Kurmak” teması çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda bir araya geldi.

“Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor ” başlığındaki Ana Temada oldukça iddialı bir isimle tanışmak üzere ..

Düzenlenen bu Zirveye katılamamanın burukluğunu yaşayan isim Lale Şahin ASLANHAN’a değinmeden geçemezdik.

1985 İstanbul doğumlu, İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından, Beykent Üniversitesi’nde Finans MBA olarak yüksek lisans eğitimini tamamladı.
İlk profesyonel hayatına Kiler Holding A.Ş.’de Finansal Kontrolör olarak başladı.FİBA Holding’in iştiraki olan Kumport Liman Hizmetleri ve Lojistik firmasında Bütçe ve Raporlama Yöneticisi, akabinde Reynaers Aluminyum firmasında Türkiye, Azerbaycan ve İran’dan sorumlu CFO olarak çalışmalarına devam etti.
Sonrasında, Erse Kablo firmasında Bütçe ve Finans Direktörü, Grand Medical İlaçları grubunda Avrupa, Orta Doğu ve Asya Ülkelerinden sorumlu CFO ve son olarak ise Tera Yatırım Teknoloji Holding A.Ş firmasında ise Tera Yatırım Menkul Kıymetler, Tera Yatırım Bankası, Tera Finans Faktoring , Tera Portföy ve Tera Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı firmalarından sorumlu Mali İşler Grup Direktörü olarak çalıştı.

Çalışma hayatında halen Stratejik Finans Lideri ve Yönetim Danışmanı olarak devam ediyor.

Lale Şahin Aslanhan, New York Academy’de ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nde Proje Finansmanı Modelleme sertifikasyonuna sahip. Mesleğinin yanı sıra STK üyeliklerinde aktif olarak görev almakta olup Yönetim Danışmanları Derneği’nin üyesi.

İlk izlenimler saniyeler içinde oluşur diyen ASLANHAN,

“Daha el sıkışmadan veya “Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum” demeden önce, karşınızdaki kişi kendinizi nasıl sunduğunuza bakarak çoktan bir fikir edinmiş olur.

Bu, bazıları için korkutucu bir gerçek olabilir. Ancak Next Level Wardrobe olarak ben bunu, bir anı ele geçirmek için güçlü bir fırsat olarak görüyorum.

Özgüvenle giyinmek, trendleri körü körüne takip etmek anlamına gelmez. Aksine Öncelikle beni sonra Kurumsalı olduğum Firmamı temsil eder diyor .

Mesleği ile ilgili birçok finans zirvesine konuşmacı olarak katılmış, 2025 yılında Eduplus Consulting tarafından Avrupa’nın en prestijli finans ödüllerinden biri olan “Finance Network Awards 2025” mesleki başarı ödülüne hak kazanmıştır, 2026 yılında ise İstanbul İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen Türkiye Kadın Zirvesi’nde “Yılın CFO”su ödülüne layık görülmüştür.

2026 yılının 2. Dilimi ve 2027 yılı adına hedef büyüten ASLANHAN’a göre,

Firmalarda Döngüsel ekonomiyi güçlendirmek için operasyonel kaynaklara ihtiyaç olduğunun altını bir kez daha çizerek, hedef büyüten bir CEO olmak istiyor.

Sürdürülebilirlik hedeflerinin doğrultusunda mobilite, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji finansmanı öncelikli alanları arasında yer almaya devam edeceginin sinyallerini veriyor.

Artık Türkiye’nin Enerjisinde bende varım.İnşallah hep birlikte güçlü ve verimli bir yıl olur.. diyor.

Levent Kandemir

DAHA FAZLA HABER

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

HER ŞEY GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

TAKVİM

Mart 2024
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

HABER BURADA

DÜNYA2 ay ago

Basarı Onu O Başarmayı Seviyor Aybeniz Güller

Başarı, farklı İnsanlar için bir çok şey ifade eder Ralph Waldo Emorson ‘un ünlü şiiri “Başarı Nedir” şiirine atıfta bulunarak...

DÜNYA2 ay ago

Dünden Bugüne Yarından Geleceğe Derya Özgören

Dün bir tecrübedir, bugün o tecrübenin öğretmenidir.Dünü değiştiremezsin; ama ondan ne öğreneceğine sen karar verirsin. Çünkü dün geçmişin, bugün elindeki...

DÜNYA2 ay ago

Türkiye Geleceğin CEO’su ile Buluşuyor

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2024 yılı sonunda, yaklaşık her 100 yöneticinin 80’i erkek. Sadece 20’si kadın yani erkek yöneticiler, kadınların...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Ülkü REYHANİOĞLU

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanlarının “İyi ki Varsın” başlıklı...

DÜNYA2 ay ago

Taşkın Ünal “Yalı Yangınlarında Bilinmesi Gerekenler”

Elektrik Mühendisi-Yangın Bilirkişisi Taşkın Ünal İş Dünyası dergisi ne kaleme aldığı yazı dizisinde şu ifadelere yer verdi. Türk mimarisinde yalılar...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Ezgi Karabıyık

Türkiye’nin sanayi, bilişim, eğitim, moda, sağlık, iletişim, enerji, turizm, tarım, otomotiv ve enerji piyasalarında yer alan iş insanları, ülkemizde ve...

GÜNDEM2 ay ago

KAMU AKADEMİ İŞ DÜNYASI VE SİVİL TOPLUM İSTANBUL’DA BULUŞTU

Türkiye’nin Dört Bir Yanından Güçlü Katılım Küresel Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu (KSTK) tarafından düzenlenen Tanışma ve Kaynaşma Kahvaltısı, kamu yönetimi,...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Hakan Polat

Türkiye’de uluslararası düzeyde ülke refah ve düzenine hizmet vermiş ve hizmet vermeye devam eden iş insanları,Kadın Girişimciler ,Sivil Toplum Kuruluş...

DÜNYA2 ay ago

MHP Lideri Bahçeli’den Kaan ve Kızılelma yorumu: Sadece teknolojik bir kazanım değil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajında, savunma sanayinin önemine vurgu yaptı. Geçmişte dış politikaya ve iç politik...

DÜNYA2 ay ago

İyi ki Varsın Hande Dengim Bağcıoğulları-2

Her şehrin tarihi o şehrin sakinlerinin de tarihidir. Yüzyıllar boyu bağrında nice sakinlerine kucak açan semtimiz…Etrafında dolaşırken kalabalıkları izlemek, mola...

REKLAMLAR

Genç gazeteciler | TÜRKİYE

Haber Burada

seers cmp badge